Sinif Mucadelesi

Düşmanlık değil, dayanışma gerekli

Pazartesi 17 Aralık 2012
Suriye'nin ardından şimdi de Irak hükümeti ile gerilim tırmanıyor. Türkiye devleti yönetimi, merkezi Irak yönetimini görmezden gelerek, özerk Kürdistan bölgesel yönetimi ile petrol anlaşmaları yapıyor. Bölgeden çıkan petrolün, taşınması için boru hattı döşenmesi bile gündemde. Bu çıkar kavgası bu güne kadar, alevi-sünni-kürt çekişmesi gibi gösteriliyordu, sonunda başbakan baklayı ağzından çıkardı. Gerçeği söyledi. Türk devleti, ekonomik çıkarlarını korumak için Irak Kürt bölgesi yönetimini ve Irak muhalefetine hamilik yapıyor, siyasi çekişmelerinde taraf oluyor. Orduyu ve büyük emperyalist devletlerle ilişkilerini kullanarak, Suriye'de olduğu gibi Irak'ın da yönetimine müdahale ediyor. Bu siyasetin baş mimarı, Tayyip'in akıl hocası dışışleri bakanı, Suriye'de ağzının payını aldığı için geri plana çekildi. Ona, timsah gözyaşı dökme rolü verildi: Önce Myammar'da (Burma) şimdi de Filisten'de bol bol gözyaşı döküyor. Birkaç ay önce “Ortadoğu'yu biçimlendireceğiz” diye bas bas bağırıyordu. Elbette neden söylediğini yapmayıp çaresizler gibi gözyaşı döktüğünü sorabiliriz. İktidar çevresi, Filistin'de ölenlerin üzerinden de kendilerine pay çıkarmada geri kalmıyor: Güya gerçekleşmeyen ateşkesin sağlanmasında Türkiye etkili olmuş! Bu kadar güçlü iseler, neden her gün çok daha fazla insanın öldüğü Suriye'de aynı çabayı göstermediler, göstermiyorlar? Suriye'de tam aksi bir siyaset izleniyor: Çatışan taraflardan birine askeri eğitim ve silah yardımı yapılıyor. Böylece çatışma, ölüm ve yıkım artıyor. Üstelik savaş Türkiye'nin sınır illerine de “sıçradı”. Bunlar yetmezmiş gibi güya, savunma amacıyla NATO'dan füze isteniyor. Daha güçlü, daha öldürücü, daha geniş etki alanı olan silahlar, savaşı arttırmaktan, yaymaktan başka ne işe yarar Nitekim İran ve Rusya, bu füzelerin yerleştirilmesine karşı çıkıyor. Ortadoğu'da ekonomik ve siyasi hakimiyet mücadelesi sertleşiyor. Bölgedeki devletler, büyük emperyalist devletlerin kendi aralarında çıkar mücadelesinin bir aracı. Başta büyük petrol tröstleri, silah şirketleri, inşaat şirketleri ve diğerleri, pay kapma kavgalarını, devletlerinin güçlerini kullanarak Ortadoğu'da sürdürüyor ve buradaki halkların kanı dökülüyor, şehirler harap oluyor. ABD ve Avrupa'deki ekonomik kriz, kavgayı derinleştiriyor. Her emperyalist güç, nereye hakim olduğunu göstermek istiyor ve kimseyi hakim olduğu topraklara sokmak istemiyor. AKP hükümeti, bu kavganın tarafı. Hem ABD'li hem de Avrupalı emperyalist güçlerin, bölgedeki koruyuculuğunu yapıyor. Bir yandan da Türk şirketlerinin, özellikle de kendini destekleyen sermaye çevrelerinin şu veya bu yolla bölgede kalıcı güç haline gelmesine uğraşıyor. Sırtını büyük güçlere dayandırdığı için Tayyip, bol keseden konuşuyor. Ancak bu sert çatışma ortamında hükümet, bir o yana bir bu yana savruluyor. Bazen demokrasi havarisi kesiliyor, bazen kan dökmekten çekinmeyen bir güç. Her durumda halklarla değil, tıpkı kendisi gibi halklar üzerinde baskı kuran siyasi iktidarlarla işbirliği yapıyor. Komşumuz olan ülkelere karşı artan bu düşmanca siyasete karşıyız. Ortadoğu'daki tüm halklar, şu veya bu düzeyde kendi yönetimlerinin ve emperyalist güçlerin baskısı altında. Yaşantımız, koşullarımız benziyor, geleceğimizi savaşla değil, halkların kendilerini ezenlere karşı birlikte verecekleri mücadele ile kurabiliriz. (26.11.2012)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2012  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 174 - 1 Aralık 2012  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?