Sinif Mucadelesi

Mafyayı değil, işçinin gerçeğini görelim

Cuma 15 Temmuz 2022

Mafyaya karşı yapılan polis operasyonda, 300’den fazla kişi gözaltına alındı, bir kısmı tututklandı; 30’dan fazla şirkete kayyum atandı; banka hesaplarına, tıka basa dolu para kasalarına el kondu. Bazısına sahipleri öldürülerek mafyanın çöktüğü söylenen çelik fabrikaları, sektörün %10’una denk.

Mafya Evcil, yeni biri değil, 1990’lardan beri rahatça işini görmeye devam ediyor. Medyada patronluğa terfi etse de “çöktüğü” fabrikaları talan etti. Sadece üretimi satmakla yetinmedi, üretim durdu, makineler satıldı, hatta fabrıkanın çelik aksamı satıldı.

Farklı illerdeki; Cer Çelik; Say Metal; Nursan Çelik; Sivas Demir Çelik; ACK-Saç Boru; Side-EDE Demir Çelik; bu fabrikalarda çalışan işçiler, ücretlerini alamadıkları için, işten çıkarmaya karşı, tazminatı alabilmek için, yani yağmanın durması, emeklerine sahip çıkmak için mücedele ettiler. Aylarca, yıllarca. Sendikacılara, milletvekillerine gittiler, mahkemelere başvurdular, belediye başkanları, valilerle görüştüler. Protesto ettiler, yürüyüş yaptılar. Bu düzenin onlara izin verdiği her şeyi yaptılar. Karşılarına jandarma ve polis şiddeti, karakol veya hapis tehdidi, çıktı. Yıldırmak için devletin tüm olanakları, kurumları kullanıldı. Hiç bir şey değişmedi. Yağma devam etti.Hatta AKP’li Canikli gibileri, siyasetçi görüntüsü altına kendileri de aynısını yapıyor.

Bu nedenle polisin, mafyayı açığa çıkardığı söylenemez. Belli ki yapılanlar, çelik sektörünün ve ilişkili diğer sektörlerin patronlarını rahatsız edecek düzeye geldi. Örneğin fabrikalar çalışıyormuş gibi gösterilerek sipariş ve ücreti alınıyor ama mal gönderilmediği için inşaat patronlarının işleri aksadı, paraları gitti.

Patronlar, polis ve mahkemeler eliyle kendilerini rahatsız eden mafyayı aradan çıkaracaklar. Evcil, diğerlerine sorun çıkarmasa, yardımsever, müslüman, vb. patronluğa devam edecekti. İşçilere, işçilerin var ettiği fabrikaya, işçi haklarına neler yaptığı hiç sorun olmayacaktı.

Çünkü tüm patronlar, kimisi daha az, kimisi daha çok, kimisi daha seyrek, kimisi daha sık, benzerlerini yapıyor. Fabrika batırma, işçi ücreti, tazminatı ödememe, işten çıkarma, ücretsiz fazla çalıştırma, sandika düşürme ya da sokmama için işçileri tehdit etme hatta öldürmekten çekinmeyen patron dolu. Zaten patron dediğin, işçinin emeğiyle ürettiğine, sanki kendi üretmiş gibi benim diyerek el koyan değil mi? Hepsinin arkasıda devlet-siyasetçiler kapı gibi duruyor.

İşçi sınıfı, fabrikasında patron ya da müdürüyle, şefiyle yaşadığı sorunların aslında sadece orasıyla ilgili olmadığını anlamalı. Ve bu nedenle bir fabrikadaki mücadelenin kazanımlarının da sınırlarını görmeli.

Bu fabrikalardaki işçilerin mücedelesini kimse duymadı, çünkü mücadeleci işçi istemiyorlar; işçinin hak almayı öğrenmesi işlerine gelmiyor; işçinin fabrikadaki üretime ilişkin söz söylemesine tümden karşılar. Ancak işçi sınıfının duyması, mücadeleye, hak talebine destek vermesi gerekiyor. Çünkü sorun, o fabrikada görünse de sonuçta dönüp dolaşıp tüm işçi sınıfını vuruyor.

Bir de şu gerçek var; bu düzende işçinin haklarını araması tamamen kağıt üstünde. Gerçekte hak dağıttığı, koruduğu söylenen kurumlar, kurallar, bununla görevli kişiler başta olmak üzere her zaman patronlar haklı, işçi haksız kabul ediliyor. İşçinin önü hep kesiliyor. Çünkü bu düzen, işçinin üretiğine patronun el koymasına, böyle bir haksızlığa, yani sömürüye, kâra dayanan bir düzendir. Esas gerekli olan işte bu düzeni değiştirmektir. (01.07.22)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 282 - 8 Temmuz 2022  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?