Sinif Mucadelesi

Krizdeki kapitalizm ve devlet müdehaleciliği II

Pazar 13 Şubat 2022

"Devlet müdahalesi" için "mutlak gerekli" denmesi, kapitalist ekonominin krizi tarafından ifade edilen, temelde çelişkili olan aynı gerçekliğin iki yönünü yansıtır: Ekonomik gelişmenin daha fazla işbirliğine doğru itilmesi, organize, planlı bir ekonomiye duyulan ihtiyacı ifade eder ama uluslar arası ölçek ve üretim araçlarının özel mülkiyeti nedeniyle bunu başarmanın imkansızlığı ortada.

Burjuva devleti kapitalist ekonomiye bir takım düzenlemeler getirmeyi başarsa bile çıkmazdan kurtulamaz. Troçki’nin hatırlattığı gibi: “Kapitalist sistemin krizi, yalnızca özel mülkiyetin gerici rolüyle değil, aynı zamanda ulusal devletin de daha az gerici olmayan rolüyle ateşlenir."

Fransız devletinin denizaltı satışı konusunda Avustralya’ya ve daha da fazlası ABD’ye hakaretleri, ikinci sınıf emperyalizmin, Amerikan emperyalizmine karşı gülünç jestlerinin altını çiziyor. Sadece bu da değil. Her şeyden önce, emperyalist güçler arasındaki, her biri "üretici güçlerin devasa yoğunlaşmasına, tekelci sermayenin devletle kaynaşmasına" (Lenin, Emperyalizm) dayanan şiddetli rekabeti hatırlıyor.

İşbölümünün uluslar arasılaşması, ulusal devletlere bölünme ile uzun süredir çelişmekte. Troçki, "Emperyalizm bu çelişkinin ifadesidir" dedi. "Emperyalist kapitalizm, bu çelişkiyi; sınırları genişleterek, yeni topraklar fethederek vb. çözmeye çalışır."

Troçki, siyasi sonuçları şu özlü formülde özetledi: "Merkezileşme ve işbirliği, devrimin siyasetini olduğu kadar karşı-devrimin siyasetini de karakterize eder." Bundan, mümkün olan tek yolla, proleter devrimle kapitalizmi devirme ihtiyacı sonucuna vardı, çünkü bu gelişme karşısında burjuvazinin politikası faşizme ve savaşa yol açtı.

Avrupa pazarını Alman emperyalizminin yararına zorla birleştirmeye yönelik son girişim, Hitler’inkiydi. Başarısız oldu. Kıtadaki başlıca emperyalist güçlerin burjuvazileri, savaşın sona ermesinden bu yana, sözde çabaladıkları "Avrupa’nın inşası" - yanlış olduğu kadar şatafatlı bir ifade! - ulusal devletlere bölünmüşlükten kaynaklanan, ancak onsuz yapamayacakları ve yapmak istemedikleri zorlukları aşmaktır.

Coronavirüs salgını, ulusal devletlerin hiçbir zaman sorgulanmadığı, iyi bir nedenle sınırların yeniden yapılandırılması kolaylığının bir örneği oldu. Şu anda enerji alanında yaşananlar, burjuvazinin bu ünlü Avrupa inşasının, çelişkileri ortadan kaldırmadığını gösteriyor. Yalnızca uygulanma biçimlerini değiştirdi.

Örneğin, Fransa’da şu anda elektrik fiyatı artıyorsa, gaz fiyatına endeksli olması nedeniyle olduğu söylendi. Neden böyle? Avrupa Birliği çapında elektrik piyasası, ortak enerji piyasası çerçevesinde kurulmuştu. Ancak, enerji kaynakları (kömür, rüzgar türbinleri, hidroelektrik barajlar, nükleer enerji vb.) bir Avrupa emperyalist ülkesinden diğerine farklılık gösteriyor (Avrupa’nın emperyalist olmayan ülkelerine gelince, onların sadece konuşma hakları var; Avrupa’yı yönetme hakları yok).

Görüşmeler sürerken aniden, bazılarının bir kaynağa göre dezavantajını başka bir kaynağa göre bir avantajla telafi etmeyi amaçlayan karmaşık bir sistem devreye alındı. Amaç; daha az kârlı şirketlerin kâr etmesini sağlamak; özelleştirilen şirketlerin hissedarlarına makul miktarda pay ödemesi yapmak. Sonuç, reklamı yapılan elektrik fiyatının, üretim maliyeti ile hiçbir ilişkisinin olmadığı bir sistem. Arz ve talep yasası olan kapitalist sistemin bu düzenleyicisi bile çarpıtılmıştır, hatta anlamsızdır...

Farklı enerji çeşitlerinin fiyatı, üretim maliyeti gerçekliğinden uzak kalsa bile, fiyatlardaki keskin artış tüketiciler için çok gerçek. Castex’in (Fransa Başbakanı) önemsiz önlemleri, benzin ve akaryakıt fiyatındaki artışın neden olduğu satın alma gücü kaybını, kesinlikle telafi etmeyecek.

Bununla birlikte, fiyat sisteminin karmaşıklığının kapitalist işletmeler için bir avantajı var: Emperyalist çağda, zaten gizlenen kapitalist ekonomideki fiyat oluşumuna, başka bir sis daha perdesi ekliyor.

Artışlar, içten yanmalı motorların yerini hibrit sistemler veya elektrik motorlarının alması sorununun giderek arttığı bir bağlamda ortaya çıkıyor. Avrupa’daki çoğu ülkenin, içten yanmalı motorlu yeni araçların satışını yasaklamak için son tarih olarak 2035’i düşündüğü bildiriliyor. Petrol tröstlerinin patronları, "çevreci veya yeşil geçiş" deyimiyle halkı eğlendirmeyi çevrecilere bırakırken, tıpkı otomobil endüstrisinin patronları gibi, uzun süredir dönüşümlerini hazırlıyorlar.

Bir yüzyıldan fazladır petrol sektörüne egemen olan birkaç büyük tröst, kendilerini olağanüstü zengin haline getiren bir piyasadan, en azından bu tür kârlı ikame pazarla değiştirmeden, kesinlikle çekilmek istemiyor. Hepsinden önemlisi, tekel olduklarından, daha az güçlü kapitalist dostlarının zararına olma pahasına, seçimlerini dayatma konumundalar...

Ancak araştırmalar, başta hidrojen olmak üzere başka yakıtlara yöneliyor. Elektrik üretimi için, rüzgar enerjisinin, güneş enerjisi pillerin yanı sıra, burada davanın ihtiyaçları için yeşil olan nükleer güce, hatta yakın zamanda rehavete mahkum olan kömüre dönüş var. Petrol tröstleri ve onların otomotiv ve ilgili müttefikleri, gelecekteki yönleri için mutlaka karar vermiş bile değiller.

Bununla birlikte, neyin en kârlı olduğunu belirlemek için araştırmalara başlayarak, yeniden eğitimin paraya mal olacağını ve yatırımlarının tüketiciler ve devlet tarafından önceden finanse edilmesinin daha iyi olduğunu biliyorlar.

Tüm bunlar medya ve bakanlar tarafından "sürpriz" olarak sunulan petrol fiyatlarındaki ani yükselişi, uzun süredir devam eden, iyi düşünülmüş, planlı ve rafine bir operasyon olduğunu gösteriyor!

Petrol ürünleri fiyatlarındaki mevcut yükseliş devam ederse ve şiddetlenirse ki bu kesin gibi görünüyor; petrol tröstlerinin bugünden başlayarak kısmi dönüşümlerini ve bunun ima ettiği yatırımları, tüketicilere yüklemeye çalıştığı anlamına gelecek.

"Çevreci geçiş" etrafındaki tüm yutturmacaların arkasında onlar mı var? Sadece hareketten yararlanarak, hareketi tahmin etmeye mi çalışıyorlar? Sanki petrol tröstleri, 1970’lerin büyük petrol şoklarının mekanizmalarını yeniden üretiyormuş gibi. Düşük maliyetli petrol rezervleri o zamanlar beklenen tüketimi karşılamaya artık yetmiyordu ve petrol tröstleri dünya ekonomisine bir şoku dayatmıştı. Petrol ve gaz fiyatlarında gerçek bir patlama olmuştu ve daha az kârlı alanlardan yararlanmak için gerekli yatırımları önceden tüketicilerin ödemesini sağlamak için (“offshore” petrol, ardından kaya gazı vb.) bunu yapmışlardı.

Petrol kuyularının tükenmesini çağrıştıran sahte bir kampanyayla hazırlanan operasyon - 2000 yılında artık petrolün olmayacağı söyleniyordu! -, "petrol emirlerinin" açgözlülüğü, OPEC’in (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) her şeye gücü yettiği anlatılıyordu. Bugün ise Çin talebinin sorumluluğundan, doğalgaz boru hattı problemlerinden, Putin’in Rus gazını olabildiğince pahalıya satma isteğinden, deniz taşımacılığının maliyetinin artmasından vb. bahsediyorlar.

Suçlanan günah keçilerinin veya tamamen uydurulmuş sebeplerin arkasında, yarım yüzyıl önce olduğu gibi, petrol tekelleri ve otomobil endüstrisindeki birkaç kişi tarafından bilinçli olarak planlanıp yürütülen bir operasyon var. 1970’lerin "petrol krizleri", yavaş yavaş veya aniden fiyatlarda genel bir artışa yol açtı. Bu, kapitalist şirketlerin kendi aralarındaki güç dengesi kartlarını yeniden karıştırdı. Bu sefer de aynısı olacak. Daha yüksek enerji fiyatlarının neden olabileceği karışıklıklar, krizi daha da kötüleştirecek ve toplam artı değerin dağılımını en güçlü tröstler lehine daha da değiştirecek. Artan enerji fiyatları bir bütün olarak ekonomiye yansıyacak. Hareket, özellikle halk kitleleri için en hayati ürünlerin fiyatlarını etkileyen, yavaş yavaş ya da vahşice gerçekleşiyor.

Tabii ki, tröstlerin, özellikle de enerjinin sorumluluğunu ve petrol ürünlerinin satışından kaynaklanan artı kârı şimdiden toplamak ve geleceğe hazırlanmak için operasyonda buldukları çifte kazanç sistemini sorgulamalıyız.

Başlangıçta politik ekoloji çıkarcıları tarafından savunulan ve bugün yine burjuvazinin tüm politik yıldızları tarafından alınan sözde ekoloji kaçakçılığının ardında saklı olanı ortaya çıkarmak gerekiyor. Üretilen şeyin üretimi ve dağıtımı üzerinde işçilerin ve halk sınıflarının kontrolünde gerekli bir adım olarak ticari sırların kaldırılması gereğini vurgulamak için bu gözlemden yararlanmalıyız.
Devam edecek...
LDC (Lutte de Classe - SınıfMücadelesi, n ° 220 - Aralık 2021 - )


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 280 - 6 Şubat 2022  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi’nin Sözü   ?