Sinif Mucadelesi

Erdoğan ve partisi, iktidar için her yolu mübah görüyor

Pazar 9 Ocak 2022

Enflasyon, geçim şartlarını zorlaştırdıkça, iktidara destek veren tabanı oyuyor. Erdoğan, iktidarını korumak amacıyla, bir yanda muhalif partileri yıpratmaya çalışıyor, diğer yanda kendi tabanını tutmak için çaba sarfediyor.

Belediyelerden, resmi kurumlara kadar, muhalefetin girişimlerine karşı gittikçe sertleşen, katı, dışlama tavrı arttı.

HDP, seçimde kazandığı 60’tan fazla belediyenin çok azını yönetiyor. Bu dışlama, Kürt illerindeki seçmenin çoğunluğunun, AKP ile bağını neredeyse kopardı. Kürt AKP milletvekilleri ve yöneticileri, defalarca bu siyasetten geri dönülmesi için kendi partilerine açıktan çağrı yaptılar. Ancak hiç karşılık bulmuyor.

Bunun nedenlerinden biri, AKP’nin devletle bütünleşerek değişime karşı çıkan, demokratik hak taleplerinin düşmanca gören milliyetçi ve Kürtlere düşman savaş siyasetine dönmesi. Bir diğeri de belediyeler üzerinden Kürt illerinin yağmalanması ve kendisini destekleyen patronların kâr olanaklarının sürdürülmesi. Kürt illerinde, elektrik dağıtım şirketlerinin köylülere ve keyfi faturaları ödeyemeyen yoksullara zulmü, bunun örneği.

Aynı siyaset, yapılabildiği kadarıyla CHP’li belediyelere de uygulanıyor. Erdoğan ve pis işlerini gördüğü için yanında tuttuğu Soylu, fiilen bir şey yapamadıklarında “çamur at, izi kalsın” yolunu izliyor.

Bu siyasetin şampiyonu “küçük ortak” Bahçeli. Hiç bir belge, tanık göstermeden, hiç bir mantıklı akıl yürütme yapmadan, hiç dayanak ileri sürmeden, suçlamalar, hakaretler, sıralıyor. Asıl ilginç olan Bahçeli’nin çok önemli sağduyulu, geleceği gören bir siyasetçi, “devlet adamı” gibi sunulması. Aslında söylenenler doğru; Bahçeli tam düzene uygun, her devrin adamı, bir gün milliyetçi, ertesi gün milliyeti olmayan sermaye hayranı, gelene ağam gidene paşam diyenlerden.

Buna karşın devlet yetkililerinin, siyasetçilerin, açık açık yalan söylemeyeceğine inanan, iyi niyetliler var.

AKP’nin uzun iktidar döneminde, dindarlaşma arttı; başörtüsü, namaz düzenlemeleri ile dindarlaşma desteklendi. Tarikatlar, dini dernekler, dini işler çoğaltıldı, büyük camilerde sürekli, dışarıya yayınla kuran okunuyor. Dindar çevrelerdekiler, başka bir partiye oy vermedi. Bu insanların zihnine din ile siyasetin aynı olduğu kazınıyor. Oylarını değiştirmeleri, günah deniyor.

Cumhurbaşkanlığı sistemi ile patronların emrine amade siyastçilerin hükümetinden, doğrudan patronların hükümetine geçildi. Giden her patron bakanın yerini, başka bir patron alıyor. Siyasetçi ya da bürokrat, çok az kaldı. AKP’nin çoğunluğu öğretim üyelerinden oluşan hükümetleri çok geride kaldı.

Buna karşın Erdoğan, ilk yıllarında diğerlerine göre parti içi demokrasinin çok daha fazla olduğu bir parti olan, tabanın etkileyebildiği AKP’yi, adeta bir tarikata, seçmenini de, lidere mutlak boyun eğen tarikat üyesine dönüştürüyor. Ancak bu tarikat, devletle iç içe geçti. Üstelik kapitalist toplumun düzenine uyamıyor, gittikçe yozlaşıyor, kendi içinde bile çıkar kavgasına düştü, çöküyor.

AKP, uzun yıllar yükseldiği, her yolla tüm kurumlara yerleştiği, ekonomik muslukların başına çöreklendiği için çöküşü de uzun zaman alıyor. AKP’liler, tüm sahip olduklarını, iktidarda olmakla elde ettiklerini ve ancak bu yolla koruyabileceklerini çok iyi biliyor. Bu nedenle Erdoğan’ın partiyi tarikata dönüştürmesinde sorun görmüyorlar.

AKP’nin, bir zamanlar kitleler halinde kendisini destekleyen gençleri ve eğitimlileri, beyaz yakalıları, kaybetmeye başlamasının nedenlerinden biri de budur.

Erdoğan ve partisi, iktidarda kalmaya kilitlenmiş durumda. Bunun için çelişkili, keyfi kararlar alınıyor, muhalifler ağır biçimde dışlanıyor, şiddet tırmanıyor. Bu gidiş, iktidardan düşene kadar sürecek. Tıpkı 20 yıl önce ANAP, Doğru Yol ve diğerlerinde olduğu gibi.

Sorun, iktidarda kalmak için yaptıklarının tüm kötü sonuçlarını, onları destekleyenlerin değil, karşı çıkan bizlerin ödeyecek olmasıdır. (02.01.22)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 279 - 3 Ocak 2022  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?