Sinif Mucadelesi

Çokuluslu şirketlere serap gibi vergi

Pazar 7 Kasım 2021

En zengin ülkelerin ekonomik örgütü OECD, 8 Ekim’de çok uluslu şirketlerin kârları için asgari %15 oranınıda vergi alınmasını belirleyen küresel bir anlaşma yaptığını açıkladı.

Bu anlaşma, sömürülenler için hiçbir şeyi değiştirmeyecek, ancak liderlere Gafam gibi vergi kaçıran büyük şirketlere karşı hareket ediyormuş gibi yapma fırsatını verecek. Anlaşmayı, gezegendeki en zengin 7 ülke de dahil olmak üzere 136 ülke imzaladı.

Uygulanması, tüm uluslararası anlaşmalarda olduğu gibi, hükümetlerin iyi niyetine dayanmakta. Ayrıca bu ülkelerin büyük çoğunluğunda zaten vergi oranı %15’in üzerinde. Örneğin Fransa’da %26,5, ABD’de %21 olduğu biliniyor.

Türkiye’de kurumlar vergisi 2003’te %30 idi. Aynı iktidar 2006’da %20’ye indirdi ve yıllarca böyle sürdü. 20018’de %22’ye çıkarıldı; bu yıl biraz daha arttırılarak %25’e yükseltildi; önümüzedeki yıl için tekrar %22 olacağı da kararlaştırıldı.

Özellikle intirnet şirketlerinin Türkiye’de büro açıp vergi vermesi bir süredir gündemde. Artık çok daha düşük oranda vergi ödeyecekleri için büro açmaları şaşırtıcı olmayacak. Elbette siyasiler, bunu başarı olarak gösterecek.

Bazı ekonomistler, hırs eksikliğini kınıyor ve daha yüksek bir oran çağrısında bulunuyor. Ancak hepsi, bu anlaşmanın çok uluslu şirketler tarafından yapılan vergi kaçakçılığını engellemeyeceği konusunda hemfikir. Sadece on binlerce şirketin sıfıra yakın oranda vergiden yararlandığı Lüksemburg örneğini düşünün. Anlaşmyı imzalayanlarından biri olan bu ülkenin yasası, yine de %17’lik bir kâr vergisi öngörüyor. Çelişki gibi görünen şey; çok uluslu şirketlerin vergi ödememek için tamamen yasal vergi düzenlemelerine başvurmaları gerçeğinde yatmaktadır.

Anlaşmanın savunucuları ve karşı çıkanları da, asıl belirleyici soru olan, şirketlerin kârlarını ve hesaplarını kim denetlediği sorusunu gizleyerek vergilendirme konusunu karıştırıcı ortak noktalara sahiptirler.

Örneğin ekonomist Thomas Piketty, daha iyi vergilendirmenin sömürülenlerin koşullarını iyileştirmek için yeterli olacağını açıklıyor. Onun için Amazon veya Stellantis’i hissedarlarının elinde bırakmak gerekli, kârlarını biraz daha fazla "damlatma" isteklerini de onların keyfine bırakmak gerekiyor.

Bu bir aldatmaca: Azami kâr peşinde koşmak kapitalizmde zenginlerin bir hevesi değil, öncelikle emeğin sömürülmesine dayanan bir sistemin motorudur. Ve savaşılması gereken de budur.


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 277 - 7 Kasım 2021  Site yaşamını izle Güncel...Güncel...Güncel...   ?