Sinif Mucadelesi
ABD

Emperyalizm terörle savaşmadı aksine besledi

Pazar 7 Kasım 2021

11 Eylül 2001 saldırılarının yirminci yılında Batı medyası, dünya tarihinde bir dönüm noktası olarak sunulan olayları kapsamlı ele aldı.

Fakat 20 yıl boyunca ABD emperyalizminin müdahalelerini "teröre karşı savaş"ın bir parçası olarak sunmasına izin vermeleri dışında, gerçekte neyi değiştirdiler? George W. Bush’un yönetimi, saldırıların korkunç bilançosunu, yaklaşık 3 bin ölü; 7 bin yaralıyı ve Amerikan halkının duygularını nasıl kullanacağını bildi. Aynı gün, Bush ve hükümet, ardından iş adamları, seçilmiş yetkililer, Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, medya ve sendika liderleri, kutsal ve "teröre karşı savaşta" safları birleştirme çağrısı yaptılar.

Kitleler etki altına alındı

Güç, savaş retoriği, başka saldırıların engellendiği duyuruları veya terörist hücrelerin dağıtılması laflarıyla körüklenen korku üzerinde oynandı. Şovenist, nefret dolu propaganda, herkesin ulusal bayrağını arabasına veya evine koyması ile sınırlı değildi, aynı zamanda özellikle Ortadoğu’dan gelen yabancılara karşı dikkatli olmasını da emretti. Hükümet, bu şekilde oluşturulan ulusal birlikten yararlanarak, Kongre’den muhtemelen uzun süredir hazırlanan tasarıyı, terörle mücadele bahanesiyle, ABD’nin gözetim ve baskı gücünü arttıran, polisi güçlendiren ABD Vatanseverlik Yasası’nı kabul ettirdi. Ardından çok sayıda kararname, kanun ve diğer metinlere eklenen bu mevzuat, sivil haklar hareketi, siyah isyanı ve Vietnam savaşına muhalefetten bu yana resmen yasaklanan uygulamaları yasallaştırdı.

Devletin tehdit olarak gördüğü bir yabancıların, tutuklanmadan süresiz, doğrudan hapsedilmesine izin çıktı. Polisin telefonları dinlemesine, hakimin izni olmadan e-posta okumasına, birinin evini, işyerini, hatta uyarmadan ve haber vermeden sağlık, eğitim veya banka bilgilerini aramasına izin verdi. CIA’ya de geniş yetkiler vererek Amerikan vatandaşlarını ABD’de bile gözetim altına almasına izin verdi. Hükümet, binlerce yabancı için askeri mahkeme kurdu; yargısız hapis ve sorguda işkence yaptı.

Bu savaşçı ortam, patronların emekçilere yeni fedakarlıklar dayatmasına da hizmet etti. Hükümet, askeri bütçeyi artırdı, silah sektörüyle bağlantılı şirketlere milyarlar akıttı. Sosyal programlarda ve kamu hizmetlerinde net kesintiler yaparak işçi sınıfının yaşam koşullarını daha da kötüleştirdi. Amerikan burjuvazisi, durumdan tam olarak yararlandı.

Sözde “teröre karşı savaş”

Bush, el Kaide ve lideri Suudi Arabistanlı Usame bin Ladin’e atfedilen saldırılara yanıt verilmesi çağrısı yaptı. 1980’lerde Afganistan’da Sovyet birliklerine karşı ABD adına savaşan bu gerici ideolojinin militanı, böylece onlara karşı çıkmıştı. Bush, Afgan devletine savaş ilan etti ve bin Ladin’i gizlemekle suçlandı. Afgan halkının saldırılarla ya da bin Ladin ve yandaşlarıyla hiçbir bağlantısının olmaması önemli değildi. Sonrasında ABD, kendisinin desteklediği İslamcı milisler olan Taliban’ın, o zamana kadar asla rahatsız olmadığı, tüm topluma, özellkle kadınlara karşı ortaçağ baskısı uyguladığı sert diktatörlüğüne maruz kaldı.

ABD’nin önderlik ettiği uluslararası bir koalisyon bu nedenle Afganistan’ı bombaladı ve Taliban’a karşı çıkan silahlı gruplara yardım etti. Beş hafta içinde rejimleri çöktü, sonu bitmeyen bir iç savaşa ve Amerikan müdahalesine yol açtı.

Ancak bu sadece başlangıçtı. ABD hükümeti Saddam Hüseyin’in Irak’taki rejimine son vermeye ve ülkenin petrol kaynaklarına el koymaya karar verdi. Irak, 1991’den ve ABD’nin düzenli bombalamasıyla noktalanan ambargo uygulamasıyla birinci Körfez Savaşı’ndan bu yana diz çökmüştü. Bush ve bakanları, Irak’ın elinde tuttuğu, ABD’yi tehdit eden ve Saddam Hüseyin’i bin Ladin’le bağlantılı olmakla suçlayan "kitle imha silahları" masalını icat etti. Mart 2003’te ABD ordusu, Irak’ı işgal etti ve devlet aygıtını yok etti, ardından dinci milisler arasındaki çatışmalar ülkeyi harap ederken, bitmeyen bir savaşta yeniden çıkmaza girdi.

ABD’nin "teröre karşı savaşı" 11 Eylül saldırılarından çok daha fazla Amerikalının hayatına mal oldu. Tam tersine cihatçı terörü azaltmadan Ortadoğu halkları arasında sayısız ölümlere yol açtı.

Yenilgisinden yirmi yıl sonra Taliban, Afganistan’da yeniden iktidara geldi. ABD, bin Ladin’i on yıllık takipten sonra öldürse de, Irak’ta yarattığı kargaşadan IŞİD ortaya çıktı. Aslında, cihatçı örgütler hiçbir zaman bugünkü kadar kalabalık olmamıştı, büyük güçlerin devlet terörü, muhalif görünen en gerici güçlerin bile toplanmasını kolaylaştırıyor.

Irak’tan sonra Amerikan birlikleri Afganistan’dan ayrıldı, geride bir harabe bıraktılar. Hiçbir şekilde "terörizmi" yenmediler, aksine körüklediler. Her şeyden önce ABD silah tröstlerini zenginleştiren trilyonlar harcadı. Asıl amaç emperyalizmin cani gücüne ve egemenliğine meydan okuyan herkesi bombalama yeteneğine sahip olduğunu göstermek değil miydi?

ABD emperyalizmi terörizme savaş ilan etti, ama bunu halklara karşı yürüttü. LO (22.10.21)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 277 - 7 Kasım 2021  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?