Sinif Mucadelesi

Merkez bankası faiz kararı emekçiler için ne anlama geliyor?

Cuma 8 Ekim 2021

Merkez bankalarının asli görevinin fiyat istikrarını sağlamak olduğu, fiyat istikrarını sağlamak için de bağımsız araçlara sahip olduğu söylenir ve buna merkez bankası bağımsızlığı denir.

Evet, merkez bankaları bağımsızdır ancak emekçilerin, ücretiyle geçinenlerin çıkarlarından bağımsızdır.

Merkez bankası, büyük sanayi ve finans patronlarına bağlıdır ve yukarıda geçen fiyat istikrarı görevi de bu çerçevede düzenlenmiştir.

Yani fiyat istikrarı sağlamak için ne ürünlerin üretimini ne fiyatlarını kontrol edemez, belirleyemez. Patronlara en küçük dayatması olamadan, fiyat istikrarı sağlamak, boş laftan öteye geçmiyor.

Merkez bankaları 1980 öncesinde fiyat istikrarına ek olarak büyüme ve istihdam gibi hedeflere de sahipti ve devletlerin hazine yönetimiyle birlikte hareket ederdi. 1980’lerden sonra işçi sınıfı mücadelelerinin ve sendikaların baskı altında işlevsizleştirilmesi, kapitalizmin zincirlerinden kurtulmasını hızlandırdı.

Merkez bankaları hükümetten ve emekçilerden bağımsız, patronlara ise bağımlı hale geldi.

Merkez bankalarının temelde iki politika aracı vardır. 1) para politikası, 2) maliye politikası. 1980 sonrasında bir değişim de maliye politikasının çöpe atılmasıydı. Merkez bankaları sadece para politikasını yönetmeye başladı. Para politikasının temel aracı da faiz oranlarıdır.

Geçtiğimiz hafta Türkiye merkez bankası faiz oranlarını %19’dan %18’e düşürdü; böylece merkez bankası bankalara daha ucuz borç verecek. Beklenen ve emekçilere söylenen; faiz oranlarındaki düşüş bankalar aracılığıyla kredi maliyetlerini düşüreceği ve üretim için gerekli paranın daha ucuza sağlanacağı için üretimde artış olacağıdır. Böylece üretime yatırım artacağından hem işsizlik azalacak hem de fiyatlar ucuzlayacak. Erdoğan’ın dediği “faizin sebep, enflasyon sonuç” olması buradan geliyor.

Ancak bu gerçeği yansıtmayan bir varsayım. Belirsizliklerin yüksek olduğu bir ortamda patronlar, üretime yatırımlardan ziyade ucuzlayan krediyi alıp borsada spekülasyon yapmayı, biraz daha yüksek faizle devlete borç vermeyi veya konut satın almayı tercih ediyor.

Sonuçta ne faiz düşüyor, ne enflasyon ve de işsizlik. Aksine para patronların kasasında daha fazla birikmeye devam edip emekçilerin daha da yoksullaşmasına neden oluyor.

Aslında bu bayların ekonomi üzerinde hiç kontrolleri yok. Kendisine dövizin fırlamasını sorun gazetecilere; merkez bankası başkanının “döviz artışı için bir neden görmüyorum” diye cevap vermesi bunun itirafı. Bir neden görmüyor; anlamıyor, bilmiyor ama oluyor.

Faiz oranları artırılsaydı da benzer bir sonuç ortaya çıkacaktı. Birikmiş sermayesinden faiz alarak yaşayan parazitler zengin olurken, yüksek faizin yarattığı ekonomik daralmada işsizlikle yüzleşen emekçiler olacak.

Sistem içi politikalarla hayat standardı kısa dönemli değiştirilebilse de uzun dönemde sömürü ilişkilerinde bir değişikliğe gidilmediği için büyük fotoğraf değişmeyecektir. Bugün yapılması gereken işçi sınıfının iktidara gelip ekonomiyi kendi çıkarları için yeniden organize etmesinden geçiyor. (02.10.21)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 276 - 7 Ekim 2021  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?