Sinif Mucadelesi

Komploculuğun yükselişi ardında, pusuda aşırı sağ bulunuyor

Salı 7 Eylül 2021

Sağlık krizinin sonuçlarından biri, artan başarının tadını çıkaran komplo teorilerinin yükselişidir. Bu fikirlerin arkasında aşırı sağ yatıyor.

Birkaç yıl öncesine kadar yaygın olmayan "komplo" deyimi bugün günlük olarak kullanılıyor. Bu terim belirsiz olmasının yanı sıra – komplotizm Fransa’da, inşa edilmiş ve organize değil– bugün Macron’un sözcüleri ve bazı diğerleri tarafından, ilaç laboratuvar uygulamalar veya krizin durumu, hükümetin yönetimi hakkında eleştiriler yapmak, komplocu olarak adlandırılmaya yetiyor.

Başlangıçta, komploculuk (veya komployu), sosyal, ekonomik, tarihsel bir fenomenin herhangi bir resmî açıklamasını sorgulamaktan oluşan ve "seçkinlerin" gizlemek istediği bir açıklama ile değiştiren entelektüel bir tutum olarak adlandırılıyordu. Tüm komplo teorileri, bir "grubun" (uluslararası kurumlar, milyarderlerin çevreleri, Yahudiler, vb.) tutulmasını kınama ortak noktasına sahip: tüm olayları en büyük gizlilik içinde düzenleyen bu teorilerin takipçileri, gerçekleri ortaya çıkarma misyonunu kendilerine verirler.

Çok sayıda komplo teorisi tamamen tuhaf olsa da ve bu nedenle dünyanın İlluminati Mezhebi veya uzaylılar tarafından yönetildiğini iddia edenler gibi çok tehlikeli olmasa da bugün gelişmekte ve kısmen daha başarılı olan daha zararlı bir komplocu biçim alarak ortaya çıkıyor. Komploculuk, yalnızca sağlık krizi ve ekonomik krizin neden olduğu korku ve endişeleri değil, aynı zamanda kapitalist dünya liderlerinin politikaları tarafından işçi sınıflarında meşru olan güvensizliği de geliştirmek için bir üreme alanı buluyor.

Komplo teorilerinin yükselişini teşvik eden bir sağlık krizi
 
Kovid-19 salgını: bununla ilgili oldukça çeşitli komplo teorileri çok erken başlamıştı. İlk ortak noktaları, bunun doğal olmadığını, ancak Çinliler, Ruslar, Amerikalılar, Pasteur Enstitüsü (Fransızlar) veya Yahudiler tarafından «laboratuvarda icat edildiği» iddiaları ortaya atıldı.

Şu ya da bu gizli grubun neden pandemiyi tetiklemek istediğine gelince çok fazla teori bulunuyor: bunların hemen hemen hepsi, örneğin sosyolog Monique Pinçon-Charlot, Pierre Barnérias’ın Holp-up filminde görüldüğü gibi fakirleri öldürmek olarak açıklıyor. Bir diğer kesim ise yaşlıları öldürmek ve nüfusun yaşlanması sorununa çözüm getirmek biçiminde açıklamada bulunuyorlar.

Rus komşusunun Çin’i istikrarsızlaştırmak için bir manevra yaptığını söyleyenler bile var. Günümüzde tüm bunların ilaç laboratuvarlarının eseri olduğunu kanıtlamaya çalışan, nüfusu aşılamaya zorlamayı, yine tercih edilen bir ürünü içeren aşıyı, insanları otoriteye itaat etmeye zorlamak için bir ürünü, 5G tarafından aktive edilen Mikroçipleri, Microsoft’un eski patronu Bill Gates’in her bireyleri kontrol etmesine izin verecek şekilde insanların vücutlarına yerleştirmeyi amaçladığını anlatan çok daha yaygın olan diğer teoriler de bulunuyor... Ve konu böylece devam edip gidiyor. Buradaki konu, çoklu komplo teorilerini tanımlamak değil, nasıl ve neden bu kadar başarılı olduklarını ve bununla ilgili tehlikeleri anlamaktır.

Bu teorilerin, özellikle işçi sınıfında gerçek bir başarı elde ettiği inkâr edilemez. Bu, Kovid’den 2 milyondan fazla kişinin ölüme rağmen, salgının sadece Bill Gates ve ilaç sektörünün büyük kapitalistleri tarafından yönetilen bir buluş olduğunu iddia eden, internette birkaç milyon insan tarafından seyredilen Hold-up soygun filminin etkisiyle kanıtlanıyor. Filmin bu başarısı, onu takdir edenlerin, ikna olduklarını veya olmadıkları takdirde bile, en azından tezlerine açık olduklarını ortaya koymaktadır.

Başka bir alanda, virüsün bireysel özgürlüğü engellemeyi amaçlayan bir buluş olduğu Almanya’daki bazı maske karşıtı hareketlerin başarısı, on binlerce insanın katıldığı gösterilerin örgütlenmesiyle gerçekleşti.

Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) komplo, son aylarda aktif akımların gelişmesiyle birlikte bugün en muhteşem şekilde ifade ediliyor. Bunlar arasında, çılgın QAnon hareketi, Donald Trump’ın savaşacağı satanist pedokriminallerin (çocukları hedef alan suçlar), iddia edilen bir komplosunu kınadı. 6 Ocak’ta Capitol’u işgal eden aşırı sağcı protestocular arasında, Palyaço teçhizatları ve bizon boynuzları, kapladığı üstünlükçü ve neo-nazi dövmelerini kötü bir şekilde gizleyen QAnon Şaman olarak bilinen Jake Angeli de dahil olmak üzere, bu akımın ana sözcülerinden bazıları olmasaydı, bir gülümseme ile olayı geçebilirdik.

Üç yıl önce, komployu işlediğimiz bir makalenin sonunda şunu yazdık: «[komplo teorileri] genellikle gülünçtür. Ancak bu konuda sadece gülümsemek bir hata olur: Gelecekte, siyasi ve ahlaki çözülmeyle daha da kötüleşen kriz, bu tezlerin belki de dramatik sonuçlar doğurarak yollarını açmaya devam etmeyeceği söylenemez.». Öyle örülüyor ki bu duruma yaklaşılıyor.

Burjuvazinin ve hizmetkarlarının sorumlulukları

Komplolara inanmak kolaysa, her şeyden önce komplolar var demektir. François-Xavier Verschave tarafından yazılan la Fransafrique kitabı, Fransız emperyalizminin, eski Afrika sömürgelerinde, diktatörleri iktidara getirmek ya da yeterince uysal olmayıp itaat etmiyenlere suikast yapmak için tertiplediği çok sayıda komployu çağrıştırıyor. Örneğin bu politika Ruanda’da soykırıma yol açan bir politikadır. Diğer emperyalist ülkeler de bunun dışında kalmıyor. Örneğin ABD, Latin Amerika’daki birçok darbeyi manipüle etti, tetikledi.

Evet, birçok şey gizli yapılıyor! Gizlilik, banka, ticari ve endüstriyel gizliliği ekonominin dokunulmaz ilkeleri sıralamasında en üst düzeye yükselten kapitalizmin normal işleyiş şeklidir.

Örneğin, 2001’de Toulouse’daki AZF fabrikasının felaketini ve hatta 2019’da Rouen’deki Lubrizol’ün felaketini izleyen yalanlar, kapitalistlerin fabrikalarında depoladıkları ürünlerin listesini bile kamuoyuna vermek istememeleri vb. komplo söylentilerini körüklüyorlar.

Ekonomik gizliliğin ve gizli diplomasinin kaldırılması ve işçi denetimi, Komünist devrimciler programında her zaman belirgin bir şekilde yer almıştır, almalıdır. Ve bugün nüfusun büyük bir kısmının politikacıları ve devleti profesyonel yalancı olarak gördüğü gerçeğine nasıl şaşıracaksınız? Mevcut krizde, hükümetin sürekli yalanları, «işe yaramaz» maskelerden hastane yataklarına veya aşılara ilişkin yanlış rakamlara kadar bütün veriler komplo fikirleri için bir yemdir…

Burjuvazinin siyasi liderleri yalancıdır ve özünde yalancıdır, çünkü hiçbir burjuva politikacı doğruyu söyleyerek seçilemeyecektir, yani onlar büyük sermayenin sadık hizmetkarlarıdır. Burjuva devletinin doğası, «burjuvazinin yönetim Konseyi», Engels’in yazdığı gibi, kapitalist bir rejimde iktidarını kullanılabilmesi için yalan söylemeyi gerekli kılar.

İlaç sektörü kapitalistlerine karşı olması gereken mutlak güvensizlik de tıpkı bunun gibi meşrudur. Güvensizlik bu sektörde çalışan araştırmacılara, bilim insanlarına ve işçilere karşı değil, halk sağlığını bir fırsat olarak kullanan ve bu sektöre sadece kar elde etmek için yatırım yapan hissedarlara karşı olmalıdır. Kirli bulaşlı kan, Depakin, Mediator, PIP protezleri olayları, bu sanayicilerin sözlerine güvenmek için hiçbir neden olmadığını ve halkın kar için zehirlenebileceğini gösteren skandallardır. Güvensizlik, şüphe ve sorgulama, kapitalistlerin veya siyasi hizmetkarlarının tüm eylemleri ve ifadeleri ile ilgili olarak meşrudur.

Bu, sınıf bilincinin en temel ilkesidir diye söylenebilir. Gerçek şu ki, bu şüpheler sadece saçma değil, ama aynı zamanda çoğu zaman gericidir, bilimin kendisine güvensizlik, kapitalistlerin Yahudilere indirgemesi vb. gibi yanlış teorilere yol açar.

LDC (Lutte de Classe - Sınıf Mücadelesi) n°213, Şubat 2021
(Devam edecek)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 274 - 7 Eylül 2021  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi’nin Sözü   ?