Sinif Mucadelesi

Filistin’de isyan ve tehlikeler

Cuma 4 Haziran 2021

Yüz binlerce Filistinlinin mülklerinin kamulaştırılması ve buralarda yaşayanların sürgün edilmesinden bu yana, İsrail devletinin ilanını takip eden savaş sonrasında, mülksüzler ile orada bir sığınak bulacağını sanan Yahudiler arasında sürekli bir düşmanlık duvarı ortaya çıktı.

Siyonist liderler, emperyalizmin sarsılmaz desteğine sahip olmak için devletlerine bölgedeki düzenin koruyucusu rolünü oynamayı seçerek, halklarını bir çıkmaza kilitlediler. Böylece İsrail nüfusunu, düzenin koruyucularına dönüştürdüler.

1967’deki Altı Gün Savaşı, Mısır’daki Nasır, Ürdün kralı ve Suriye’nin Baas liderleri gibi Arap liderlerin milliyetçi şovları bahanesiyle İsrail tarafından başlatıldı ve özellikle, Batı Şeria’nın ve Kudüs’ün Doğu kısmının fethine yol açtı. O zaman Filistin Direniş Hareketi radikal, hatta devrimci yönüyle yayılan popüler bir güç haline geldi. Kadınların mücadeleye eşit şekilde girdiğini gördük. Hatta bazı siyasi kolları, kendilerini Marksist-devrimci ilan etti. İsrail’de de yankılanan bu gelişme, halkının seferberliğini Arap liderlerin arkasına takılarak feda etmeyi tercih eden Filistinli liderler tarafından boşa harcandı. Ürdün ve Lübnan’daki Filistinli savaşçıların katledilmesine yol açtı ve bölgenin gerici güçlerini devirmek için kaçırılan fırsatları çoğalttı.

1987’den 1991’e kadar İsrail ordusu tarafından işgal edilen Batı Şeria’daki İntifada’yı (Arapça ayaklanma demek) "taş savaşı"nı başlatarak, liderlerinin onları sürüklediği çıkmazı kırmaya çalışan Filistin halkı ve özellikle gençleriydi. Dört yıl boyunca askerlerin mermileriyle karşı karşıya kalan yüz binlerce gencin büyük ayaklanmasıydı. Arap liderlerin geleneksel denetimi dışındaki bu halk ayaklanması, İsrail devletinin Siyonist liderleri ve ayrıca Filistinli liderleri endişelendirdi. Filistinli kitlelerin kontrolünü yeniden sağlamak için, 1993 Oslo Anlaşmaları, bir Filistin devletinin kurulmasına söz verdi. Ancak bu, Batı Şeria’nın bir bölümünde, mevcut İsrail ordusunun gözetimi altında bir Filistin otoritesinin kurulmasıyla sınırlıydı.

Amerikan emperyalizminin himayesinde yapılan bu sözde normalleşme çerçevesinde, İsrail hükümetleri tarafından teşvik edilen Filistin topraklarının sömürgeleştirilmesi devam etti. Milliyetçi ve dinci bir aşırı akımın gelişimi sürdü.

Bu gelişme gerici İslamcı akımın yükselişi ile Filistin tarafında da büyüdü. Filistin giderek küçülmesi, Hamas’ın Gazze’deki iktidarı ele geçirmesine, orada dini bir polis rejimi kurmasına izin verdi.

Filistinli gençlerin bir kısmının bir kez daha kendiliğinden ayaklanması, Filistinlileri, Doğu Kudüs’ten kovup yerlerine İsrailli Yahudi aileleri yerleştirme girişimine verilen cevap. Bu sık yapılan uygulama, bu sefer bir patlamaya neden oldu. Ayaklanma, İsrail liderliğini ve aynı zamanda her şeyden önce halk inisiyatifinden korkan Hamas’ın liderliğini de endişelendirdi. Hamas’ın tüm Filistin nüfusuna yaymayı hayal ettiği gücüne meydan okuyabilir.

Hamas liderliği, Filistinli gençlerin yardımına geliyormuş gibi yaparak roketlerini İsrail’e fırlattı. Gerçekte yaptıkları, kendilerini isyanın sözcüsü olarak sunarak olayları kullanma girişimidir. Aynı zamanda isyanı, Hamas’ın bildiği orantısız bir askeri çatışmaya doğru kaydırma arzusudur.

Durum hem İsrail’de hem de Arap tarafında en gerici akımları daha da güçlendirme riskini taşıyor. İsraillilerin bir kısmı "işgal altındaki toprakların yerleşimci faşistleri "olarak adlandırdıkları şeye rehin oldu.

İsyanın bir kez daha adaletsizlik, baskı ve sömürüden doğduğu bir dönemde, proleter devrimci komünist politikanın yokluğu şiddetle hissediliyor. Kitlelerin onayını alırsa, emperyalizmin on yıllardır bilerek sürdürdüğü karşıtlıkların üstesinden gelebilecek tek güç budur. (31.05.21)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 272 - 4 Haziran 2021  Site yaşamını izle Güncel... Güncel... Güncel...   ?