Sinif Mucadelesi

Aşı kıtlığı tröstlerin ve devletlerin siyasetinin sonucu

Cuma 4 Haziran 2021

Coronavirüs aşıları dünya çapında sağlık kurumları tarafından onaylandı, ancak aşılama hala ilerlemiyor. Mart sonunda, sadece 126 milyon insan tamamen aşılandı; 320 milyonu bir doz aşı oldu. En az bir doz aşı alan dünya nüfusunun %1.5’i; iki doz %4’ü. Aşı sıkıntısı var, ancak ilaç sanayisinin büyük grupları olan "Big Pharma" için kâr sorunu yok. Sanayiciler, üretmek zorunda kalmadan önce kâr biriktirme marifetini ayarladılar.

İlaç sanayisi son derece yoğun bir sektör. Birkaç büyük Amerikan ve Avrupa şrketi dünya pazarına hükmediyor. Kâr payları, bankacılık sektörüyle yaklaşık aynı seviyede olup, tüm ekonomik sektörlerde en büyükler arasında. Ve aşı alt sektörü, daha da yoğunlaşmış durumdu. Dört grup, pazarın çoğunu paylaşıyor: ABD’nin Pfizer ve Johnson & Johnson, İngiltere’nin GSK, Fransa’nın Sanofi gurupları var. Bunların, ilaçlarının fiyatını, altın fiyatı seviyesinde müzakere ettikleri devletlerle yakın ilişkileri ve ayrıcalıklı bağlantıları var. Çünkü devletler, sağlık sistemleri aracılığıyla ilaçları onlardan satın alıyor ve parayı ödeyen de devletler.

Coronavirüs tüm kıtalara yayıldığında, büyük grupların önünüde devasa bir pazar açıldı; milyarlarca insan için yeni bir aşı pazarı oluştu ve de belki de gripte olduğu gibi her yıl yenilenecek. Bu durum rekabeti ve iştahı körükledi ve kısmen kartları tersine çevirdi.

Pazar payı için yarış ve devlet müdahaleleri

Sektörün dört devi yarışa girdi; bazıları Johnson & Johnson gibi tek başına, bazısı Sanofi ve GSK gibi bir araya gelerek, bazısı ise Pfizer gibi Alman araşıtırma şirketi BioNTech ile anlaşarak. Daha sonra ilaç sanayisinin diğer dev şirketleri, aşıda uzmanlaşmış olmayanlar için bile yeni pazar, cazip hale getirildi. Oxford Üniversitesi tarafından geliştirilen aşıya el atan İngiliz-İsveç AstraZeneca’nın durumu budur. Bir de Start-Up’lar var; örneğin Moderna gibileri, büyük liglerde öne çıkmaya ve oynamaya çalıştılar.

Ancak hepsi başlangıçtan beri, devletin mali desteğini aldı. Büyük gruplar için bu durum açıkça ortada. Örneğin Moderna’nın bile Amerikan devletiyle özel bağları var. 15 Mayıs 2020’de Trump tarafından kurulan ve aşı araştırmalarını sübvanse etmek için 10 milyar dolar dağıtmaktan sorumlu olan Warp Speed Başkanı Moncef Slaoui, GSK’da üst düzey yönetici idi, daha sonra Moderna’da yönetici oldu.

Amerikan devleti, finansal gücüyle, dansı yönetti ve yönettiyor ve de nüfusunun aşı pazarına erişimini teşvik ettiği gibi pazarı güvenceli bir şekilde şirketlere sunuyor. Şubat 2020 itibariyle, sektördeki büyük sanayi gruplarıyla ilk anlaşmalar yapıldı. Haziran başlarında, merkezi ABD’de bulunan Johnson & Johnson, Pfizer, Moderna ve AstraZeneca ve Sanofi’den yüz milyonlarca doz, önceden satın alındı.

Mayıs 2020’de Sanofi CEO’su Paul Hudson, ABD’nin "aşıları önce alacağını" söyledi, çünkü önce o ödedi. Bu açıklama, Avrupa’ya elini cebine atması ve yüz milyonlarca doz sipariş etmesi için baskı yapmanın bir yoluydu.

Avrupa ülkeleri, en güçlü ülkelerin tüm Avrupa pazarının temsilcileri olarak konuşurken, ulusal sanayi şampiyonlarını destekleyecekleri bir mekanizma üzerinde anlaşma olmaması nedeniyle ABD ile rekabet edebilmek için zaman gerekti. Birkaç ay geç kaldılar ve tüm büyük Avrupa devlerine hizmet edildi: İgiliz-İsveçli AstraZeneca, Johnson & Johnson’ın Belçikalı yan kuruluşu Janssen ve Bayer ve de Novartis ile ilişkili Alman-İsviçre grubu Curevax. Bu laboratuvarın teknik aksaklıklarına rağmen, birkaç yüz milyon doz için Sanofi ile yapılan sözleşme iptal edilmedi. Sadece gelecek sonbaharda vaat edilen aşının teslim edilmesine kadar ertelendi.

Toplamda, gezegendeki en zengin devletler tarafından 4.6 milyar doz satın alındı, ancak toplam nüfusu bir milyar bile değil. Bu, kişi başına ortalama dört dozdan fazla satın alındığı anlamına gelirken, bugün nüfusun %10’undan azı aşılanabildi. Bu rakamlar, ilaç endüstrisinin sübvanse edildiği seviyeyi ve taahhüt ettiği dozları ne ölçüde vermediğini göstermektedir.

Gizlemeye bile ihtiyaç duyulmayan korumacılık

Pastanın ilk paylaşımı tamamlandıktan sonra, her grup kendi aşı geliştirme ve üretim yolunu belirledi. Devletler, ulusal sanayicilerini desteklemek için her şeyi yaptılar.

Bugün, Avrupa’da devletler AstraZeneca grubundan on milyonlarca doz talep ederken, ABD’de bu grup hala aşısını kabul ettiremedi. Aralık 2020’de, İngiltere hükümeti, milyonlarca insanı aşılamaya başladığında, ABD sağlık ajansı kendi ülkesinde uygulanacak yeni bir klinik çalışma isteyerek, kullanımını reddetti. AstraZeneca buna uymak zorunda kaldı ve 22 Mart’ta yeni sonuçlar yayınladı. Ancak Amerikan ajansı hala kabul etmemenin bir yolunu buldu. Bu arada, Pfizer, Moderna ve şimdi Johnson & Johnson aşılarını, ABD pazarında satıyorlar.

Ayrıca, AstraZeneca’nın ABD’deki üretim tesislerinde zaten 30 milyon doz üretilmiş aşı var. Bu aşılar, Amerikan topraklarında kullanılamaz. Ancak hükümet, Avrupa pazarında daha fazla doz satabilen AstraZeneca’nın, Amerikan rakiplerine hala avantaj sağlayan Avrupa’ya ihracatlarını yasakladı.

Rus ve Çin aşılarının ABD pazarına veya en zengin Avrupa devletlerine erişimi yoktu. Onlara izin vermemek için propaganda ve sağlık bahaneleri, korumacı önlemlerden başka bir şey değil. Avrupa Birliği ve AstraZeneca grubu arasındaki soğukluk vesilesiyle, Alman lider Angela Merkel, Rus aşısı Sputnik V.’nin dozlarını sipariş etme tehdidini gündeme getirdi. Bu durum, aşının etkili olduğunu ve sadece ticari nedenlerin boykot edildiğini kanıtladı. Merkel, laflardan eylemlere geçecek mi?

Almanya’daki sağlık krizinin siyasi sonuçları ve popülaritesindeki düşüş, oraya itebilir. Ancak muhtemelen, sadece sembolik bir sipariş olabilir; çünkü Bayer ve Novartis devleri tarafından üretilen Alman Curevac grubunun ürettiği aşının, bu yılın ikinci çeyreğinde tescil edilmesi planlanıyor.

Fransa’da Sanofi, Johnson & Johnson’ın aşısını gelecek eylül ayından itibaren ayda 20 milyon doz şişelemek için tesislerinden birini kullanacağını açıkladı. Ve Fransız hükümeti bu işbirliğini memnuniyetle karşıladı, neredeyse fedakarlık olarak sundu. Ancak gerçek, Sanofi’nin çok daha fazla doz üretme imkanına sahip olması ve onu kasım ayı sonlarında çıkacak olan kendi aşısı için saklamasıdır.

Sanofi, Fransa Cumhurbaşkanının, 17 Mart’taki Senato komitesinden önce, grubunun "Fransa’da, dokuz bölgede on sekiz fabrika "ile" çok güçlü endüstriyel kapasitelere "sahip olduğunu ve bu fabrikaların" yılda bir milyar doz "üretebileceğini ilan ederek bunu itiraf etti. Grubu bir aşı seçti ve buna bağlı kalacak: "Daha uzun süreceğini biliyoruz, ancak bu teknolojinin işe yarayabileceğine dair üstün bir garantimiz var." Fransız hükümeti, Sanofi’nin ulusal ve Avrupa pazarında hakimiyet kurmasına izin vermek için her şeyi yapacak.

Büyük İlaç (Big Pharma) üretim veya araştırma için yatırım yapmadı

Bazı üretim tesisleri yetersiz kullanılırken, bazı Avrupa tesisleri günün her saatinde çalışan Pfizer veya AstraZeneca gibi aşırı ısınıyor. Ancak şu anda satılık bir aşıya sahip olan şirketler, üretimi artırmak için yatırım yapma nedeni görmüyor. Tam tersine aşı kıtlığı, dozlarını çok pahalı satmalarına olanak tanır. Tekel konumunda olmak, ekonominin tüm sektörlerinin güvencesidir ve eski Malthus politikası olup piyasayı biçimlendirmelerine yarar: Ürünü daha pahalı satmak için kıtlık yaratmak veya kıtlığı ağırlaştırmak için üretimi sınırlamak. Moderna, finansal bilançosunda aşısını ne kadar pahalı satmayı başardığını, üretim maliyetinin sadece %4 olduğunu yazarak açıkladı.

Ve ona pahalıya mal olan araştırma yatırımları değildi. Moderna veya Pfizer/Biontech’in RNA aşıları bilim insanlarına göre gerçekten devrim niteliğinde bir teknoloji olmasını sağlayan, Amerikan ve Avrupa devlet üniversitesi laboratuvarlarından yaklaşık 30 yıllık araştırmaya dayanmasıdır. Özel gruplar, kamu yatırımları tarafından ekilenleri biçiyor.

Üretilmeyen aşıların satışından elde edilen milyarlarca euro ise bu gruplar tarafından özellikle biyoteknoloji sektöründe spekülasyon için kullanılıyor. Borsada, Moderna hissesinin değeri bir yılda neredeyse 6, BioNTech’inki 3 kattan fazla, sektörde GSK ile aşı başlatacak olan Novavax’ın değeri daha fazla, 15 kat, arttı. Borsadaki hisseleri spekülasyona konu olan düzinelerce start-up var. Bu finansal kumarhanede kazançlar, aşı satışından daha hızlı ve daha fazla olabilir.

Sağlık sistemleri bunalmış durumda ve ölümler artıyor. Ancak en ölümcül olan virüs değil, tröstler arasında ve onları destekleyen devletler arasında ekonomik savaşın hüküm sürdüğü bu sosyal organizasyon ve ezici çoğunluğun aleyhine, küçük bir azınlığı zenginleştiren bir mali asalaklıktır. Bu ise sadece tiksinti uyandırabilir.

Bir yıl önce, salgının başlangıcında, aşı yarışıyla ilgili bir program sırasında görüşülen ekonomist Sylvie Matelly, dünyadaki tüm laboratuvarlardan ve tüm üretim kapasitelerinden araştırma havuzunun müthiş olacağını, ancak bunun "tatlı bir rüya" olarak kalacağını söyledi. Tahminleri doğru çıktı ve bu da bekleniyordu. Üretim araçlarının özel mülkiyeti hüküm sürdüğü müddetçe, insanlık bir kabusla yüzleşmek zorunda kalacaktır. (31.03.2021 LDC no:215)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 272 - 4 Haziran 2021  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi’nin Sözü   ?