Sinif Mucadelesi

Merkez Bankası’na başkan dayanmıyor çünkü yüklenilecek suç dağ kadar oldu

Cumartesi 10 Nisan 2021

Kasım 2020’de uluslararası finans sermayesinin yoğun ekonomik baskılarına dayanamayan Türkiye Ekonomisi Merkez Bankası (MB), başkanını ve damat bakanı değiştirerek uluslararası finans sermayesine yüksek faiz verme sözünü tuttu. 5 aylık bu süreçte faiz oranları arttı, finans sermayesinin küçük bir kısmı ülkeye girdi ve TL döviz karşısında biraz değer kazandı.

Kur yüksekken dolar satarak TL almış olan spekülatörler, dolar düşünce TL satıp yeniden dolar alarak hem yüksek faizden hem de kur kazancından büyük vurgun yaptı (Bu süreçte dolar 8.5tl’den önce 7.5tl’ye ve Mart 2021’deki yeni faiz artırım ile 7.3tl’ye kadar geriledi).

Yüksek işsizlik ve enflasyonun neden olduğu geçim sıkıntısından kaynaklanan artan öfkenin kendi tabanında dahi çözülme yarattığını gören iktidar, uluslararası finans sermayesinin güvenini kaybetmek pahasına yüksek faiz politikasından vazgeçerek kendisini destekleyen ve desteklemeye devam etmesini istediği sermayenin çıkarlarını öne alarak kan kaybını durdurmak istedi.

Dışarıda finans sermayesinin güvenini kaybetmek uğruna içerideki sermayenin gözüne girmeye çalışan iktidarın eli çok sıkıştı. İşsiz kalması muhtemel işçilerin Kısa Çalışma Ödeneğinden (KÇÖ) yararlanılamayacak olmasına iktidarın karşılığı, patronlara “daha fazla para basacağım” taahhüttü vermek oldu. İstanbul Borsası tavan yaptı, borsadaki bir avuç sermayedar kasasını doldurdu.

Patronlar bu belirsizlik ortamında faiz düşük dahi olsa yatırım yapmıyor. Onun yerine parayla borsalarda spekülasyon yapıp paradan para kazanıyorlar. Borsa tarihi rekorlar kırıyor, patronlar servetlerine servet katıyor ama işçi sınıfının bundan hiçbir kazancı yok.

Faiz artırmasın diye getirdikleri MB başkanını Kasım’da kovup yerine faiz arttırsın diye başka birini getirdiler. Dört ay koltukta kalan başkan, kendinden istendiği gibi faizi arttırdı. Sonunda da faizi çok arttırdı diye gece yarısı değiştirildi. Yeni başkan, “faiz artırmayacağız hatta en büyük düşman faizdir” diyerek ilgili yerlere mesaj verdi. Ancak faiz yükseltildiği yerde duruyor, hatta kendiliğinden daha da yükseldi.

Aniden yükselen kurlara engel olmak için yapılan iş, yabancı sermayeye yurtdışında TL vermemek oldu. İktidarın bu operasyonunu 2018 Ağustos kur atağından tanıyoruz. Kısa dönemli işe yarıyor gibi görünse de beyhude bir çaba. Bir yandan sermaye hareketlerinin serbest olmasını söyleyen iktidar bir yandan da bunu zorlaştırıyor ve bu uluslararası finans sermayesinin gözünden kaçmıyor.

İktidar bu sıkışmışlıkta, yüksek faiz ödemeye ek hangi tavizleri verebileceğinin pazarlığını da yapıyor. Yeniden komşularla arayı ısıtmaya, onların yatırımlarını Türkiye’ye çekme çağrılar yapıldı. Darbeci Sisi, “kardeşim Sisi” oldu. Yarın Esed yeniden Esad olursa şaşırmamalı.

Özetle, MB başkanın değişmesi, Türkiye’de ne yoksulluğu ne işsizliği ne de hayat pahalılığını düşürdü. Sonucunda hem yüksek enflasyon hem yüksek faiz hem de yüksek kur ile, tükenmiş MB rezervleri ile 2021 yılının çeyreğini tamamlandı. AKP faizi düşük tutmaya çalıştı sonuç devasa borç, dış açık, işsizlik ve hayat pahalılığı oldu. Dışarıdan para bulma ihtiyacı öyle bir seviyeye ulaştı ki Türkiye uluslararası finans sermayenin elinde oyuncak oldu. İşte bu nedenle mehter adımları görüyoruz.

Tüm bu manevraların tek sonucu, Erdoğan’ın sorumluluğunu üzerinden atması oldu. Zaten siyasetçiler bu işe yarar; patronlarınki gibi kendi liderlerinin pisliğini örterler. İşçi sınıfı için çözüm ne daha iyi bir MB başkanı ile ne de daha iyi düzen politikaları ile gelmeyecek. (31.03.21)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 271 - 9 Nisan 2021  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?