Sinif Mucadelesi

İşsizlik ve hayat pahalılığına karşı işçi sınıfı kendi çıkarlarını ileri sürmeli

Cumartesi 10 Nisan 2021

Kapitalizmin iki illeti olan işsizlik ve hayat pahalılığı yeniden hortladı. Çalışan, çalışmayan işçi sınıfının tüm üyeleri; esnaf, köylüler ellerindeki her şeyin yitip gittiğini ve her geçen gün ihtiyaçlara para yetiştirmekte daha fazla zorlandığını görüyor. Üstelik yakın bir zamanda iş bulma, geçimini iyileştirme imkanı görünmüyor. Hepimiz kararlarını almadığımız bir düzenin sorumlusu olmadığımız krizinin yükünü taşıyoruz. Krizin asıl sorumluları yani düzenin kazananları ve savunucuları olan patronlar ve siyasetçiler aynen devam ediyor.

Patronlar, daha ekonomik kriz lafını ağızlarına almadı. Etrafından dolaşıyorlar çünkü hükümetin aldığı kararlar, kasalarını dolduruyor. İşçi sınıfından kesilen, üstelik her geçen gün daha yüksek miktarda kesilen her kuruş patronların kasasına akıyor. Yüksek faizle alınan borç, karşılıksız basılan para... Hepsi patronlara gidiyor; vergilerinde, kiralarında indirim var. Kârı ceplerine indiriyorlar ama işçilerinin ücretlerinin bir kısmı devlet kasasından ödeniyor.

Ekonomik krizden bahsetmeyen patronlar, hükümetin krize karşı patronları korumak için yaptığı düzenlemelerinden çok memnun, hiç “gerek yok” demiyorlar.

Asıl krizden korunması gereken işçi sınıfıdır. Ancak işçi sınıfına, esnaf ve köylülere borçlanma yolu gösteriliyor. Sadece kendileri değil, çocukları da borçlu; borç ve faturalarını ödeyemez duruma geldi. Yoksuldan alıp zengine akıtan kapitalist kâr düzeni işliyor.

Bizi bu işleyişe ikna etmek için eski masallar anlatılıyor: “Patronlar aldıkları para ile yatırım yapacak, işçi alacak, böylece işsizlik ve geçim derdi sona erecek, sorunlar çözülecek” deniyor. Faizin indirilmesi tartışması da güya bu yüzden. Salgına rağmen açılma için de bu gerekçe gösterildi. Oysa bu masal yeni değil. Erdoğan, iktidarının ilk yıllarında işsizlik şimdinin yarısındayken 1 milyon üyeli TOBB üyelerine “herkes bir işçi alsın, işsizlik biter” diyordu. Elbette o zaman da patronlar işçi alma gerekçesiyle düşük faizle parayı kasalarına koydular ama işçi almadılar. O zamandan bu yana haftalık 45 saat olan çalışma süresi önce 50-55 saate, ardından 60 saate çıktı. Patronlar az işçiyle çok iş yaptı; az ücret ödeyip çok kâr etti; masrafları devletin kasasına yıkıp kârı cebe indirdi; devletten, belediyeden yüklü ve bol kazançlı sipariş alıp yarım yamalak iş yaptı. Kanunları, kuralları, düzenlemeleri hiçe saydılar işlerine gelmeyeni değiştirdiler ya da yok ettiler. Kısacası sorgusuz, sualsiz tam iktidardaydılar. Patron iktidarının sonuçlarının bedelini neden emekçiler ödesin?

Ekonomik krize karşı patronların değil işçinin korunması gerekli. Bu nedenle ücretlerin fiyat artışı yani enflasyon oranında arttırılması gerekli. Elbette enflasyon, iktidarın ağzına bakan kişilerce yönetilen kurumlar tarafından değil, temel gıda ürünleri üzerinden gerçek enflasyon, herkesin kolayca yaptığı gibi işçi sınıfı tarafından belirlenmeli. İndirim beklemek, ucuzluk marketi, tanzim satış planları; belediye seçimi öncesinde yaşadığımız gibi boş göz boyamadan, oyalamadan başka bir şey değil.

İşsizlik, hem gelirsiz bırakıyor hem de sosyal ve moral olarak insanı geriletiyor. Patronların işyeri açması, işçi almasını beklemek olmayacak duaya amin demek. Öncelikle mevcut işler, ücret düşürülmeden işsizlerle paylaştırılmalı. Üstelik kapalı yerlerde uzun süre kalmak salgını arttırdığı gibi yoğun ve uzun çalışmanın getirdiği yorgunluk, uykusuzluk hastalığı ağır geçirmeye neden oluyor. Çalışma süresine uymayan işyerleri, buna zorlanmalı, gerekirse el konmalı, çalışma saatleri daha da düşürülmeli. Kolayca alınabilecek bu birkaç tedbir bir nefes sağlayacaktır. Elbette bu doğrultuda adımlar devam etmeli ancak daha temel sorun, kârlarını ve kazançlarını düşüreceği için patronların bunlara izin vermek istememesidir. Siyasi iktidar eliyle her türlü zorbalıktan; polisi, mahkemeleri, askeri harekete geçirmekte tereddüt etmezler.

İşte bu nedenle işçi sınıfının tüm toplumun acil ihtiyaç duyduğu temel önlemleri alabilmesi için önce bilinçlenmesi, patronların devlet eliyle uygulayacağı zorbalığa karşı hazırlanması, örgütlenmesi gerekli. Bir işyerinde, hatta bir işkolunda mücadele etmek bile yeterli olmayacaktır. İşte bu nedenle bir an önce çalışmaya başlamak gerekli. (01.04.21)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 271 - 9 Nisan 2021  Site yaşamını izle Başyazı   ?