Sinif Mucadelesi

Siyasi kriz ve baskılar, ekonomik krizin etkisidir

Cuma 12 Şubat 2021

İşsizlik ve pahalılık olarak yaşadığımız ekonomik kriz salgın gerekçesiyle uygulanan baskı, mahrumiyet ve dayatmalarla çok daha ağırlaşıyor. Salgın yasakları adeta işsiz kalan, ücretini alamayan, tazminatına el konan, hastanede bakılmayan, ekmek kuyruklarında bekleyenlerin, ekinini maliyetin altına satan, ineği; toprağı haraç mezat satılanların, artık dayanacak gücü kalmayanların isyanını bastırma işi görüyor.

Devlet vergiler yoluyla her zaman işçi sınıfını soyuyordu; şimdi buna salgın yasakları, cezaları eklendi. Mahkemeler, birkaç kez cezaların kanunsuz olduğu kararını aldı ama polislerin ceza kesmeden mesai bitirmelerine izin verilmiyor.

Patronlar için durum tersine. Mal üretimi yapanlar, özellikle bazı işkollarındakiler ve iktidarı destekleyenler hallerinden memnun. Hiç tedbir alınmayan fabrikalarına, işçilerine kimsecikler uğramadı ama salgının getirdiği kısıtlamalar, işsizlik tehdidi, düşük zam, hasta işçiler yerine fazla mesai hep orada.

Banka patronları kâr rekoruna doymadı hatta Erdoğan bile bu durumu diline doladı. Aynı Erdoğan ki para babalarını memnun etmek için bakanını, bürokratlarını değiştirenin, kolayca ödeyecekleri vergiyi arttıracak kararname yayınlayabilecek olanın ta kendisi. Ancak yapmanın tam aksine yalnızca konuşmaya devam ediyor. Erdoğan lafa gelince patron benim diyor, olumsuz bir durum olduğunda sorumluluk almamak için kendinden başka herkesi rahatlıkla suçluyor.

Patronların güçlü desteğine, medyayı elinde tutmasına, taraftarlarına rağmen Erdoğan ve iktidarının yapabilecekleri sınırlı. Damadını, üstelik kendisinin savunduğu ekonomik politikayı ısrarla uygularken görevden alması bunun göstergesi. Türkiye ekonomisi; bir avuç patron, siyasetçi ve onların taraftarları memnun olsa da hızla çöküyor. Dünya ekonomisine bin bir bağla bağlıyız; dünyadaki gerileme, satın alma gücündeki düşüşe bağlı olarak üretimin daralması, fiyatların tırmanıp satın alma gücünü aşması kartopu gibi yuvarlanıp büyüyor. Hiç kimse ne zaman, nasıl sona gelineceğini bilemiyor.

İşte böyle bir ortamda Erdoğan hiçbir kısıtlama, kanuni engel, işçi, sendika veya dernek mücadelesi olmadan devletin polisin koruması aracılığıyla kasalarını tıka basa doldurmalarına yol verdi. Tam bir yağma sürüyor; en büyük patronlardan en küçük bürokratlara kadar birbirini koruyan, destekleyen, yol verenler eliyle. AKP çevresi her şey batmadan önce eline geçeni kapmaya uğraşıyor. Bu nedenle yolsuzluk, sahtecilik, kayırmacılık, kuralsızlık, yasa tanımamazlık, haksızlık, rüşvet; kısaca düzenin tüm pislikleri alt kademelere kadar her yerden fışkırıyor.

Düzenden çıkarı olanlar çıkarlarının peşinde en alçak düşünceyi bile savunuyor; işçilere, yoksullara, Kürtlere, öğrencilere karşı düşmanca, aşağılayıcı konuşuyor; onları terörist olarak suçluyor, saldırıyorlar. Bunun neden olduğu bölünmelerin sonuçları, getireceği olumsuzlukları hiç umursamadan.

Buna karşın işçi sınıfının bu düzenden bir çıkarı yok. Nasıl olsun; işsizlik ve pahalılıktan başka ne kaldı? Ücret artışı gıda zammına yetişemedi, faturalara hiç yetişemedi. O halde bugünkü ekonomik ve siyasi tartışmalara kapılmadan kendi sorunlarımızı kendi bildiğimiz şekilde belirlemek ve çözmek bize düşüyor. (30.01.21)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 269 - 12 Şubat 2021  Site yaşamını izle Başyazı   ?