Sinif Mucadelesi

Sağlık krizi, ekonomik krizin gerçeklerine bahane gösteriliyor

Cumartesi 12 Aralık 2020

Asgari ücret ve bütçe tartışmaları, salgının adeta ikinci bir kriz gibi etkilediği, ekonomik krizin vurduğu işçi sınıfının yaşadığı gerçeklerden çok uzak. İşçi sınıfı, sağlık krizini hem bir gerekçe hem de saldırı aracı olarak kullanan patronların dayatmaları karşısında zorlanıyor.

Eskiden ortaya dökülmeyen, artık kolayca öğrenilebildiğimiz yağma ve talan düzeni devletin değil, işçi sınıfının yağmalanmasıdır. Devletin veya patronların hesabına yazılsın, her şeyi üreten işçiler. İşçilerin emeği talan edilip peşkeş çekiliyor, bu sırada bazıları vurgunlar yapıp zenginleşiyor. Buna karşın işçilerin yaşamı, çalışma koşulları, hakları her geçen gün geriye gidiyor.

İşsizlik ve hayat pahalılığından söz edildiğinde patronların kasaların dolduran yağma düzeni değil, salgın gerekçe gösteriliyor. Sanki salgın olmasaydı, her şey iyi olacaktı.

Salgından bu düzenin hiçbir sorumlulğu yok mu? İşçi sınıfını, daracık alanlarda üst üste yaşamaya mecbur bırakan bu düzen değil mi? Hastaneleri, kâra göre düzenleyen, ilaç alımını, aşı üretimini aynı şekilde yönlendiren işçi sınıfı mıydı? Güya her yer denetleniyor, maske takmayana, mesafeye uymayana ceza yağıyor. Hatta insanların birbirlerini ihbar etmesi istendi. Fabrikalarda onlarca, yüzlerce işçi, kısıtlı alanlarda yan yana günde 8-10 saat çalışıyor. Hani mesafe? Üstelik acil ihtiyaç olmayan, hatta hiç ihtiyaç olmayan ürünler sadece patronlar para kazansın diye üretiliyor. Otomobil fabrikalarında, neredeyse bir vardiye işçi salgın nedeniyle evde, onların yerini diğer işçiler hastalanıncaya kadar fazla mesai ile dolduruyor.

Salgına karşı iyi beslenin, iyi dinlenin deniyor. Asgari ücret için istenen en yüksek miktar 3.100 - 3.700 arasında; açlık sınırının altında. Etin kilosu 40 liradan 60 liraya kadar çıkıyor; balığın kilosu 15 liradan 50 liraya kadar değişiyor. İşçi sınıfının yaşam koşulları, çalışma koşulları, ne ekonominin ne hayatın ne de salgının gerçeklerine uyuyor.

Hele işten çıkarılan, işyeri kapalı olan, işten çıkarılmayıp kısa çalışma ödeneğinde olan işçiler çok daha zor durumda. Patronlar, işçilere dayattıklarına gerekçe olarak salgını gösteriyor. Ancak salgına karşı sağlıkçıların önerdikleri önlemlerin alınmasına da karşı çıkıyorlar. Salgınla ilgili düzenlemeler, işçi sınıfını değil işyerlerinin çalışmasını gözetiyor. Örneğin çalışan Covid-19 olursa, sonrasında test yapılmaksızın 7 günden itibaren işbaşı yapacak; temaslı kişi çalışan değilse 10 gün karantinada kalacak.

İşçiler, rahatsızlansalar bile işyerinden izin alamadıkları için hastaneye gidemiyor; hafta sonları test kuyrukları uzuyor. Ev ev dolaşan ekipler fabrikaya gidip onlarca, yüzlerce işçiye kolayca test yapabilir. Özellikle yapılmıyor çünkü işçi pozitif çıkarsa, patronun üretimi aksar. Zaten virüs fabrikalara uğramıyor. Bunu Ford-Otosan Türk-Metal işyeri temsicisi açıkladı: “İşçiler, fabrika dışında virüs kapıyor” dedi, işçilerin suçunu da açıkça ifade etti.

İşte patronundan, siyasetçisine, sendika bürokratına kadar, düzenden çıkarı olanlar, her an böyle saçmalamaya hazırlar. İşçi sınıfının böylelerinden bir beklentisi olmamalı, kendi sorunlarına kendisi sahip çıkmalı. (07.12.20)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 267 - 11 Aralık 2020  Site yaşamını izle Başyazı   ?