Sinif Mucadelesi
Birleşmiş Milletler

Rusya, Çin ve Suudi Arabistan da dahil olmak...

Cumartesi 7 Kasım 2020

Rusya, Çin ve Suudi Arabistan da dahil olmak üzere on beş devletin BM İnsan Hakları Komitesi’ne seçilmesi öyle korkunç, kötü bir şaka ki Batı’daki bazı hükümetler bundan etkilenerek öfkelendi ve bu konuda medyada yankı uyandırdı.

Bu çevreler, Putin’in Rusya’sının kendi protesto göstericilerini şiddetle bastırmadığı zamanlarda önde gelen muhaliflerini zehirlemekte olduğunu hatırlattılar. Suudi Arabistan’ın Veliaht prensi konsolosluklarından birinde muhalif, başkaldıran bir gazeteciyi öldürtüp parçalattı. Suudi Arabistan, bir yandan Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından sağlanan bombaları vasıtasıyla emperyalist güçlerce istenen bölgesel düzeni bozan bir isyana kalkışan Yemen halkını ezerken diğer yandan da kendi halkına, öncelikle de toplumun yarısını teşkil eden kadınlara feodal-dinci bir yasayı dayatıyor.

Ancak en kızgın çığlıklar ise Pekin’e karşı, özellikle de Sincan’daki (Xinjiang) Uygurların maruz bırakıldığı kader ve koşullar konusunda duyuluyor. Çin’in batısında yaşayan, Türkçe konuşan ve Arap-Müslüman olan halk, yirmi yılı aşkın bir süredir ulusal baskı ve şiddetin hedefi. Pekin rejimi onun bölgesel özelliklerini koruma isteğini küçük darbelerle ortadan kaldırmaya çalışıyor. Tibet’te yaptığı gibi yerli halkın Çin’de çoğunlukta olan Han etnik grubu göçmen akımına karışarak ortadan kalkmasını, böylece de sınır bölgelerinin sadakatini garantileyen bir göç sağlamaya çalışıyor. Pekin bu durumda, ülkenin en büyük petrol üreticisi olan ve rejimin üzerinde büyük hesaplar yaptığı yüksek beklentilerinin olduğu yeni bir İpek Yolu’nun batısına doğru zorunlu bir geçiş noktası olan Sincan’ın gelir kaynakları üzerindeki hakimiyetini güvence altına alıyor, garantiliyor.

İnsan haklarını savunan örgütlere göre, Çin’de yaşayan on beş milyondan fazla Uygur’dan üç milyonu yeniden eğitim kamplarından geçti ve bir milyonu da hala orada bulunuyor. Diğer milyonlarca kişi Çin’in başka yerlerine sürülüyor ve buralarda genellikle büyük Batılı firmalar için üretim yapan endüstriyel zindanlarda çalışmaya zorlanıyorlar. Sincan’da muhalifler toplu halde tutuklanıyor; bölgenin bağımsızlığını desteklediği iddia edilen kişiler, terörizm suçlamasıyla infaz (idam) ediliyor; zorla kısırlaştırma uygulanıyor; köylüler topraklarından sürülüyor ve yerlerine Han yerleşim yerleri oluşturuluyor. Çin rejimi, Uygurları toplu olarak öldürüyor.

Bunu sadece Müslüman oldukları için yapmıyorlar çünkü bu insanların hepsi Müslüman değil. Yoksa Budist olan Tibetlileri de neden benzer bir cezalandırsın ki? Ulusal, dini ya da diğer azınlıklara baskı ve şiddet uygulamak baskı altına almak Çin’e özgü bir şey değil. Çoğu zaman sınıflı bir toplumda devlet, egemen sınıf veya etnik grubun düzenine boyun eğilmesini ister. Ve devlet, sömürülen sınıfları “ulusallık” zehriyle zehirleyerek bölmek için kendi azınlıklarına baskı ve şiddet uygulama yöntemini sık sık kullanır.

Liderleri Pekin’in kötü işleri konusunda kendilerinde öfkelenme hakkını bulan sözde demokratik ülkelere gelince, ikiyüzlü duruşları Batı ile Çin arasındaki ekonomik savaş ortamına dahil oluyor. ABD, Fransa ve İngiltere’nin sömürgeci geçmişleri ve günümüzdeki emperyalist uygulamaları onların adına konuşuyor. Onlar azınlıklara uygulanan baskı ve şiddetin veya yönetebilmek için bölme taktiklerinin profesyonel uygulayıcısıdır. Üstelik, ister Uygurlar, isterse çoğunluktaki Hanlar olsun ülkede resmi olarak sayıları 55 olan diğer irili ufaklı ulusun, işçi olduklarında daha iyi olmayan koşullarından, yüz milyonlarca Çinlinin çalışmaktan canlarının çıktığı korkunç koşullardan yararlananların belirgin bir biçimde sözde demokratik denilen ülkelerin mali ve ticari grupları olduğu ortaya çıkıyor.(14.10.20)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 266 - 6 Kasım 2020  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?