Sinif Mucadelesi

Bu çıkmazdan çıkabilmenin tek yolu sosyal devrim Üretici güçler sosyalizm için olgunluğun da ötesinde...

Cuma 9 Ekim 2020

Kapitalizm : bunalım içinde bir ekonomik sistem ve devrilmesi gereken bir düzen.

Aşağıdaki yazı LEON TROÇKİ ÇEVRESİ’NİN BROŞÜRÜN’den esinlenerek tertiplenmiştir, (26/02/2019).

Kapitalist ekonomide üretkenliğin kazanımlarının azalması, işsizlik, ücretlerdeki azalma ve de mali işlerdeki artış, finansallaşma olarak ortaya çıkar. Bu yavaşlama insanlık için bir sorun olmamalı. Bu, üretkenliğin daha önceden yüksek bir seviyeye ulaştığı anlamına geliyor.

Mevcut üretici güçler, daha şimdiden öylesine gelişmiş durumdaki, 8, 9 veya 10 milyar insanın ihtiyaçlarını gidermek için fazlasıyla yeterli olabilir. Kapitalizm güçlü bir büyüme olmadan işleyemezse de insanlığın, ne bir eksik, ne bir fazla bütün üyelerinin gereksinimlerini karşılamaktan başka bir amacı bulunmuyor.

Bu ihtiyaçlar sınırlı olmamalı. Sürekli olarak yenileniyor ve gelişiyorlar. Ama onları sonsuza dek arttırmak için de bir neden bulunmuyor. Birikmiş sermaye, doğal kaynaklar, iklim veya toprak gibi var olan üretim araçları söz konusu: Marks’ın bir ifadesi ele alınırsa “gelecek nesillere iyileştirilmiş mallar bırakmak için onları iyi bir baba gibi yönetmelisiniz”.

İnsan toplumları tarihinde ilk defa, sosyal artı ürün öylesine büyüktür ki, ayrıcalıklı sınıf tarafından ele geçirilmeden önce herkese hizmet edebilir. Üretici güçler tarafından ulaşılan zirve, her kişinin herkesin ihtiyaçlarını tatmin etmek için kendisinin zamanından vermesi gereken ortalama iş zamanını (ki bu zamana “toplumsal olarak gerekli emek zamanı” adı veriliyor) hatırı sayılır ölçüde azaltmayı sağlayabilir.
Bu süreyi ayda birkaç saat gibi minimum düzeye indirmek için, yaşları veya yetenekleri ne olursa olsun her kişinin bu süreçte yer almasını sağlamak gerekiyor. Bu, sömürülenlerin bir kısmının, diğer bir kısmı yoksulluktan ölürken ya da işsiz kalarak veya güvenliği olmayan geçici işlerde çalışarak hayatlarını sürdürmeye çalışırken, işyerlerinde sağlıklarını yitirmekten kaçınmalarını sağlayacak.

Bu, kültüre, bilimlere ve sanata, aynı zamanda da Paul Lafargue tarafından iddia edilen tembellik Hakkı’na ulaşmanın sadece, devasa bir çoğunluğun aşırı çalışmasından yararlanan mini minnacık bir azınlığın ayrıcalığı olmamasını da sağlayacak. Marks “Serbest zaman zenginliğin ölçüsüne dönüşmelidir” diyordu. Ona göre, işgünü saatinin azaltılması, insanoğlunun refaha ulaşıp gelişip serpilmesi için gerekli bir koşuldu.

Nesiller boyunca bütün dünya emekçileri tarafından yaratılan zenginliklerin çalma, gasp ve sömürü ile ele geçiren bu büyük tekellerin sahiplerini mülksüzleştirmek, mallarına el koymak gerekiyor.

Bu ne seçimlerle ne iktidardaki siyasi ekiplerle ne de kurum ve kuruluşları değiştirerek gerçekleştirilebilir. İktidarı, sosyal yaşamı siyasi lider ve yöneticilerden çok daha sıkı kontrol eden bu kapitalist azınlıktan koparıp almak için bir toplumsal, sosyal devrim gerekiyor.

“İnsanların mallarına el koyanların mallarına el konulması”, kamulaştırılması gerekiyor. Marks, Engels ve de onları izleyen devrimcilerin amacı, bu toplumsal, sosyal devrimi hazırlamak ve de aynı zamanda bütün bir toplumu ve ekonomik makineyi döndüren sömürülenlerin bütün bunların başına geçmelerini sağlamaktı.

Sınıf bilincini yeniden yaratmak, devrimci partileri yeniden inşa etmek.

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin üzerinden neredeyse 75 yıl geçmiş olsa bile, kapitalist sistem 50 yıllık kriz yaşamış olacak. Bir kere daha, bu sistemin uzmanlarının ve aydınlarının endişelerini ifade ettikleri gibi, “Burjuvazinin kendisi hiçbir çıkış yolu görmüyor”.

Şimdiden gelecekteki bir dünya savaşına yol açacak hiçbir mekanizma harekete geçirilmemiş olsa bile, savaş dünyanın bazı bölgelerinin bütününü tahrip ediyor. Kapitalist ekonominin derin krizi, sınıf mücadelesini şiddetlendiriyor. Emekçiler dışındaki diğer kategoriler, büyük sermaye yasasına tabi oluyor. Küçük burjuvazinin çeşitli tabakaları, yaşam düzeylerinin giderek daha da azaldığını, sosyal durumlarının tehdit edildiğini görüyorlar.

Kriz durmayacak. İster liberaller, küreselleşme yanlıları, isterse Avrupa Birliği’ne karşı çıkanlar veya korumacılık savunucuları olsun iktidardaki siyasi yöneticiler, zenginlikleri, artı değerin her zaman daha büyük bir kısmını ellerinde yoğunlaştıran, büyük kapitalistlerin küçük çekirdeğine doğru çekmek, aktarmak için emekçilerin haklarını ortadan kaldırmaya devam edecekler.

Şu anda bir sonraki mali çöküşü hangi talihsiz kararın tetikleyeceği bilinmiyor ancak, bu krizin bir öncekinden daha kötü olacağını kesin olarak biliyoruz. Devletlerin onu durdurmak için mühimmat bulup bulamayacakları hala belirsiz ve bilinmiyor. Bir ekonomistin 2008 krizi ve çöküşüyle ilgili olarak aptalca söylediği gibi, kapitalizm için şimdiye kadar olan çöküşlerin hiçbiri ölümcül olmadıysa da hepsi de toplum için gittikçe daha da dramatik bir biçimde gerçekleşiyor.

Bu çıkmazdan çıkmanın tek yolu olarak, işçi sınıfının kolektif çıkarlarının bilinciyle ve bütün bir toplumun işleyişini sağlayan, bu nedenle de sahip olduğu hayallere sığmayacak büyüklükteki gücün bilinciyle yeniden ilişki, bağ kurmak gerekiyor. Geçiş Programı döneminden itibaren, proletaryanın dijital ve sosyal ağırlığı arttı.

Yüz milyonlarca emekçi, çalıştıkları şirketlerde, şehirlerde, ekonomik sektörlerde bütün malların üretimi ve dağıtımı vasıtasıyla aralarında bağlar kuracak bir biçimde bir araya geldi. Onlar için eksik olan ortak çıkarlara sahip bir işçi sınıfını, toplumu kapitalist sınıftan çok daha iyi bir biçimde yönetmeye yetenekli, meşru bir sosyal sınıfı oluşturma bilinci.

Şu veya bu ülkede, hangi önlemin, hangi alçaklığın, savunma mücadelesini veya en derin büyük isyanları tetikleyeceği bilinmiyor. Günlük sömürü ve krizin yoğunlaşması bunu tetiklemekten geri kalmayacak.

Ancak bu kolektif mücadelelerin bir sınıf bilincini doğurması için; azami sayıdaki ülkede, deneyimli, zorluklara alışmış işçi militanları ortaya çıkarması için; bu mücadelelerin, emekçilerin burjuvazi ile onun iktidarına karşı çıkması ve karşı koymak üzere kararlı politik güçlere dönüşümlerinde bir evre olması için sosyalist ve komünist işçi hareketinden miras edinilen devrimci yöntemleri anlamaya, diğer insanlara ve nesillere geçirmeye, yaymaya çalışmamız gerekiyor.


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 265 - 9 Ekim 2020  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi’nin Sözü   ?