Sinif Mucadelesi
Azerbaycan-Ermenistan

Dağlık (yukarı) Karabağ: Savaş Yeniden Başlıyor

Cuma 9 Ekim 2020

Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’de bombardımanlar yeniden başladı. Ermenistan ve Azerbaycan’ın savaştığı Kafkasya’nın güneyindeki bu küçük dağlık bölgedeki, donmuş olduğu söylenen savaş, daha şimdiden 30.000 kişinin ölümüne yol açtı. Dağlık Karabağ, Sovyetler Birliği döneminde, büyük çoğunluğu Ermeni olan nüfusuyla Azerbaycan Cumhuriyeti’nin özerk bir bölgesiydi. Bu bölgeyi Ermenistan’dan onlarca kilometre ayırıyordu, ama bu durumun hiçbir sonucu yoktu, sadece onlarca halkın bir arada yaşadığı çok daha geniş bir devlet bütünlüğünün bağrında idari bir bölünme söz konusuydu.

1980’li yılların sonundaki SSCB’de, Gorbaçov ve merkezi iktidar, farklı cumhuriyetlerin bürokrasilerinin liderleri tarafından giderek daha da karşı çıkılmaya, sorgulanmaya başlandığında Ermenistan ve Azerbaycan’dakiler de aynen diğerleri gibi hareket ettiler. Konumlarını güçlendirmek için orada yüzyıllardır yaşayan azınlıklara karşı «kendi» uluslarını savunma şampiyonları oldular. Ancak bundan böyle düşman olmasa da birbirlerine yabancı diyorlardı.

Azerbaycan Komünist Partisi’nin lideri tarafından girişilen Dağlık Karabağ’ın Azerileştirilmesini reddeden bölgenin Ermeni liderleri, 1988 yılında bu bölgeyi Ermenistan’a katmaya karar verdiler. Azeri bürokratlar bir sanayi şehri olan Soum­gaït’da yerel Ermeni nüfusuna karşı bir pogromla (Pogrom : dinsel, etnik veya siyasi nedenlerle bir gruba karşı yapılan şiddet hareketleridir. Bu şiddet hareketleri genellikle evleri, işyerlerini veya ibadet yerlerini tahrip etmek, insanları dövmek, yaralamak, tecavüz etmek veya öldürmekten oluşur. Vikipedi) karşılık verdi. Dağlık Karabağ bölgesinin sınırında ise hendekler ve dikenli tellerin sayısı ikiye katlandı. Ermeni Birlikleri komşu Azeri topraklarını ilhak etmeye başladığında, 1990 yılının Ocak ayında daha ölümcül bir Ermeni karşıtı pogrom, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’yü kana buladı.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) 1991 yılının sonunda çöktü, dağıldı. Ermenistan ve Azerbaycan’da her iki tarafta da korkunç etnik temizlikler gerçekleştirildi: 400 bin Ermeni Azerbaycan’dan kaçtı ve 800 bin Azeri Ermenistan ve Dağlık Karabağ’dan sürüldü. Ayrıca, kurban olan Nahçıvan Azerileri de İran ile Ermenistan tarafından kuşatılmış bir yerde bulunuyor, askerler ve yeni sınırlar Bakü’ye serbest bir biçimde girmeyi yasaklıyordu.

Bu bölgedeki insanların çektikleri, diğer birçok bölgede örneğin Çeçenistan’daki, İnguş’daki savaş vb. gibi yerlerde yaşananlara, Sovyetler Birliği’nin çöküşünün neden olduğu canavarlıklara ve her şeyden önce de Kafkasya’daki halklar mozaiğinde yaşananlara, bir örnek teşkil ediyor. 1994’te Dağlık Karabağ’da bir ateşkes ilan edildi. Ermenistan ve Azerbaycan daha sonra 2008’de barışçıl çözüm çağrısında bulunan bir bildirge imzaladılar. Ancak çatışmalar neredeyse hiç durmadı. 2016 yılının Nisan ayında, yüz kişinin ölümüne neden olan - dört günlük savaş - sırasında ya da daha yakın zamanda geçtiğimiz Temmuz ayında olduğu gibi sürüp gitti.

Ermenistan liderleri otuz yıldan fazla bir süredir, halklarını kendi saflarında birleştirmek, yoksulluklarını ve açgözlülüklerini unutturmak için Dağlık Karabağ’ın savunulmasının ve ulusal savunmanın gerekliliğini dile getirmekten vazgeçmediler. Azerbaycan, petrol kaynaklarıyla daha çok donanımlıdır. Ancak kriz ve petrol gelirlerinin çöküşüyle birlikte, liderlerinin vatansever sözlerle halklarını başlarını döndürmesi, cezbetmesi gerekiyor. Böylece,15 Temmuz’da Bakü’de - Karabağ Azerbaycan’dır - sloganlarıyla, silahlı müdahale çağrısı yapan bir gösteri düzenlediler.

Büyük güçlü devletler onlara olanaklar sağladı. Rusya hem müttefiki olarak ilan ettiği Ermenistan’ı, hem de dünya akaryakıt piyasalarındaki ortağı Azerbaycan’ı silahlandırıyor. Kremlin ile Ortadoğu’da, Suriye’de, Doğu Akdeniz’de ve Libya’da rakip olan Türkiye’ye de gelince, Bakü ordusunu denetliyor ve donatıyor. Türk devletinin başkanı Erdoğan, bu durumu kendi çıkarına kullanıyor. Bundan - Ermeni terörü - ile savaşan - kardeş devlet - Azerbaycan’a övgüler dizerek, askeri savaş modunda olan imajını pekiştirmek için kendi milliyetçi kamuoyu adına yararlanıyor.

Güney Kafkasya’da şimdi yeniden ölmeye başlayan asker ve siviller - Dağlık Karabağ için - ölmüyorlar. Bu insanlar savaşı iktidarlarını pekiştirmenin aracı olarak gören yöneticilerinin kurbanı. Ayrıca, bölge devletleri bölgedeki liderliklerini güçlendirmek peşindeler ama bu rekabet dünya ekonomik krizini ve bu krizin bu ülkelerdeki yansımalarını daha da körüklüyor. (30.09.2020)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 265 - 9 Ekim 2020  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?