Sinif Mucadelesi
ABD

Irkçılığa ve Polis Şiddetine Karşı Geniş Bir Hareket

Pazar 9 Ağustos 2020

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) geçtiğimiz 25 Mayıs’da George Floyd’un öldürülmesinin neden olduğu öfke patlaması büyük bir harekete dönüştü. Politik hareketlere pek alışık olmayan belediyeler de dahil, yüzlerce şehirde, hatta bazan Cumhuriyetçiler tarafından yönetilen eyaletlerde de, binlerce protesto gösterisi gerçekleştirildi.

Örneğin, 5 bin nüfuslu bir Teksas kasabası olan Aledo’da ve Alaska’daki 7 bin nüfuslu Palmer’de de protesto gösterileri yapıldı. Polis ve Ulusal Muhafızlarda koronavirüsde protesto gösterisi yapanları caydırmadı. Trump’ın orduları harekete geçirerek sokaklara «egemen olmaya» söz verdiği Washington da dahil, büyük şehirlerde, on binler hatta yüz binlerce kişiyi bir araya getiren onlarca farklı protesto gösterileri yapıldı. Bu kitleler çoğunlukla şehir merkezlerinde toplanan, genellikle siyahlar, aynı zamanda beyazlar ve de gençlerden oluşuyor. Öncelikle ırkçılığın ve polis şiddetinin reddedilmesiyle hareketlendiler. Trump’ın reddilmesi gibi diğer sloganlar da ortaya çıktı.

Bu hareket, çelişkileriyle olduğu kadar, güçlü yönleriyle de gerçek bir hareket: Anonim, bilinmeyen kişiler tarafından sayısız insiyatif koyuldu, bazen liseliler kendilerini aşan bir şeylere taraf olduklarının katıldıklarının bilincinde, farkında olarak bir protesto gösterisi örgütlediler.

Birçok gösterici polisin kontrol edilmesini ve reform yapılmasını, hatta dağıtılmasını ve şiddet uygulayan polislerin teşkilattan atılmasını istiyor. Böylece Minneapolis Belediye Meclisi, belediye başkanının görüşlerine karşı, polisi ortadan kaldırıp yerli halk tarafından bir kamu güvenliği sistemi oluşturulması için oy kullandı. Birkaç hafta önce düşünülemez olan bu tipteki inisiyatifler çok geniş çapta gerçekleşiyor. Taleplerin en ılımlısı, polisin yararlandığı («polisin mali kaynaklarını kesin») mali kaynakları şiddetle azaltmak, bu kaynakları eğitim, sağlık, zihinsel bozukluklardan ve uyuşturucu bağımlılığından sorumlu hizmetlere yönlendirmek biçiminde ortaya konuluyor.

ABD’de, Fransa’dan farklı olarak adem-i merkeziyetiçilik yani merkeziyetçiliğin yokluğu sözkonusu. Her bir yerel otoritenin kendi güçleri bulunuyor ve federal polis azınlıktaki işlerle uğraşıyor. Her yıl genellikle, George Floyd’dan da şüphelenilen sahte para kullanımı gibi küçük suçlardan yaklaşık 10 milyon tutuklama gerçekleştiriliyor. Siyahlar beyazlardan daha sık tutuklanıyor ve hapishanelerdeki sayıları aşırı düzeye ulaşıyor.

Bütün polisler ırkçı değil ya da şiddete başvurmuyorlar. Fakat bir kurum olarak polis, şiddete başvurarak ve suç işlendiğinde de cezalandırılmadan çalışıyor. Polis her yıl genellikle, silahsız, talihsiz bir hareket yaptıkları için sadece siyah oldukları veya yanlış zamanda yanlış yerde bulundukları için 1000’den fazla insanı öldürüyor. Hemen hemen hiçbir polis yargılanmadı. Polis hizmetlerinde, daha önceden reform yapıldı, hatta bazan birkaç defa yapıldı, ancak temelde hiçbir değişiklik olmadı. Amerikalı Troçkist grup Spark şunları dile getiriyor : « Şiddet uygulayan polislerden kurtulmanın bir yolu olsaydı da, polis kurumu yine de şiddete başvuran bir kurum olarak kalırdı. Polisin oynadığı bir rol bulunuyor. Derin eşitsizlikler temelinde kurulu bir düzeni ve toplumu yöneten sınıfı koruyor ve ona hizmet ediyor ... Eğer çalışan nüfusu kontrol altına almak için zorlayıcı tedbirler, örgütlü şiddet olmasaydı, imtiyazlı azınlık sosyal zenginliklerden böylesi bir payı tekeline alamazdı.

Polisin sömürücü sınıfa hizmet etmesi için kitlelerden ayrılıp uzaklaşması ve ona karşı şiddet uygulaması, ya da şiddet uygulamakla tehdit etmesi gerekiyor. İşte polisin reforma uğratılması çabaları bu engele çarpıp dağılıp yok oluyor.

Önceki hareketlerin, polisin nüfusun etnik bileşenlerini, yapısını daha iyi yansıtmasını talep ettiğini » belirten Spark şunları ekliyor : « Bugün Alabama’daki Detroit, Memphis, Birmingham ve California’daki Oakland gibi çoğunluğun siyah olduğu kentlerdeki polis çoğunlukla siyah.. Bazı durumlarda, daha az aşikar ırkçılık olabiliyor. Ancak bu şehirlerin her birinde hâlâ örgütlü polis şiddeti bulunuyor. Ve sonuç olarak, bu polisler tarafından öldürülen insanlarla, ve aynı durumda eğer beyaz olamasalardı öldürülmeyecek olan ırkçı bir şiddeti ortaya koyuyor.

Dolayısıyla sorun, ağırlaştırıcı bir faktör olsa bile, polis gücünün bileşenlerinin şu ya da bu olmasından daha da geniş ve büyük. Polis, hizmet ettiği kapitalist sınıfı doğrudan yansıtıyor. Ve bu anlamda da, “dağıtılması, yokedilmesi ” gerekiyor. » (7 Haziran)

Mevcut hareket, polisin yöntemlerine karşı, ayrıca da onların topluma daha saygılı olabilecekleri, daha insancıl yöntemler benimseyebilecekleri yanılsamasına karşı isyanı yansıtıyor. Ancak, polisin rolü sosyal düzeni savunmak olduğu için hiç bir zaman değişemez ve hareket de bu çelişkiyle karşı karşıya kalıyor, bu duvara çarpıyor. Gelecek, en azından bir azınlığın çözümlere yaklaşıp yaklaşamayacağını gösterecek. Polis şiddetini ve bunun yol açtığı aşağılama ve horlamayı ortadan kaldırmak için, toplumun sınıflara bölünmesine ve nihayetinde de kapitalizme saldırmak gerekiyor. Bu muazzam hareketlilik, daha şimdiden sorunu ortaya koyup çözüm arama konusunda takdire layık bulunuyor. 10.06.2020


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 263 - 8 Ağustos 2020  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?