Sinif Mucadelesi

Salgına rağmen saldırganlık durmadı

Cuma 3 Temmuz 2020

Can alan salgına rağmen AKP’nin sadırgan siyasetinde, yürüttüğü çatışmalarda hiç azalma olmadı.

Irak’a askeri operasyon (bugüne kadar ordu, PKK’yı yok etmek amacıyla 20’den fazla kez Irak’a girdi; hatta bir seferinde 6 aydan fazla kaldı), Suriye’de ve giderek genişleyen Libya’daki askeri çatışma devam etti.

Her yerde virüs ortaya çıkıp hastalık yaparken, savunma bakanı, hiç çekinmeden kameralara orduda virüs olmadığını söyleyip durdu. Zaten virüse iş düşmedi; askerler çatışmalarda, patlatılan bombalarla ölüyor.

En gelişmiş ülkelere insanı yaşatmak için ihtiyaç duyulan tıbbı malzeme yardımı yapmakla övünen iktidar, çatışmalardan viraneye dönmüş ülkelere kurşun ve bomba yağdırdı. AKP, geçmişte emperyalist ülkelerin izlediği yolu izliyor; onların taşeronluğunu yaparak, kazançtan pay alıyor. İzlediği çıkarlara karşı olan herkes törörist ilan edilip etkisizleştirilmesi (öldürmenin kibarca söylenişi) gerekenler olarak damgalanıyor. Kitlelere de insan öldürmek için kulandığı silahların “yerli ve milli” olmasıyla övünme fikri yayılıyor.

AKP’nin askeri hevesleri, her şeyden önce çatışmaların olduğu yerlerde; Libya, Suriye, hatta Irak’ta yaşayan halkları olumsuz etkiliyor. Halkların öne çıkıp kendi sorunlarını çözmelerinin yolunu tıkıyor; çatışmaları yayarak, silahı elinde olanın söz sahibi olmasına yol açıyor.

Buralara giden her silah çatışmayı uzatıyor. Oralarda yaşayan halklar içecek su, temel gıda, barınacak ev, ilaç, ulaşım aracı bulamazken dışarıdan gelen ler her yeri mermiler, bombalar, tanklarla doldurdu. İşte ordu bunu yapıyor. AKP öncesinde ordu, ülke dışında genellikle koruma, yardım hizmetleriyle yer alırdı. “İyilik götürme” lafları çok geride kaldı.

Irak’ta, Suriye’de ya da Libya’da nelerin yaşandığını bilmiyoruz. AKP, asker gönderirken kimseye sormadığı gibi medyada yer alan bilgiler de ordunun yöneticilerinin ve AKP’nin çok sıkı sansüründen geçiyor. Libya ile ilgili yabancı basında çıkan bilgileri haber yapan gazetecilerin tutuklanması, gerçeklerin hiç de söylendiği gibi olmayabileceğini anlatıyor.

Salgın günlerinde silah ve askeri malzeme üreten fabrikalar, işyerleri tam gaz çalışmaya devam etti. Türkiye’nin giderek büyüyen askeri çarkını döndürmek için giderek ekonominin daha büyük kısmını ayırmak gerekiyor. Hem fabrikalar hem de para ordunun ihtiyaçlarına ayrılınca kitlelerin ihtiyaçları için yapılan üretim, kitlelerin cebine giden para kısılıyor. Üstelik askeri üretimin büyük kısmı özelleştirildi. İktidar çevresine yakın bir avuç patron, bu yolla kasalarını tıka basa dolduruyor. Ancak böyle devam ederse özellikle işçi sınıfı ve yoksullar, bugün kadar gelecekte de bunun acı sonuçlarını yaşayacak.

Bugün bu gerçekten hiç bahsedilmiyor. Geçmişte “Çözüm Süreci”nde bu gerçeği AKP dile getirmişti. “Komşularla sıfır sorun” diye meydanlarda bağıran bizzat Erdoğan’ın kendisiydi. O zaman karşı olduklarını bugün kendileri yapıyor.

İktidar çevresinin, saldırgan askeri siyaseti ve askeri operasyonları gururlanacak bir gelişme gibi sunmasına kanmamalı. Libya’ya gitme nedeni Akdeniz’deki petrolden pay almaktı. İktidar Libya’daki başarısından övünüyor ama olan nedir? Akdeniz’de petrol sondajı yapmak için yola çıktı denen Fatih gemisinin, aslında Trabzon’da olduğu ve Tekirdağ açıklarında petrol aracağının açıklanması örneğinden olduğu gibi gerçekler çok farklı olabilir.

Başka halkların zenginliğini yağmalamak için sürdürülen çatışmaların tarafı olmak hiçbir çözüm getirmez. Tam aksine halkların zenginliğinin yağmalanmasını önlemek için halklarla birlik olmak gerekli. (01.07.20)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 262 - 3 Temmuz 2020  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?