Sinif Mucadelesi

Fransa’da emeklilik yasasına karşı genel grev ve eylem

Cuma 3 Ocak 2020

Fransa’da kamu sektöründe ve toplu taşımacılıkta 52 yaşında emekli olma hakkı ve normal bir emeklilik maaşı kazanılmıştı. Macron hükümeti bunları sıfırlamak için 2 yıldan beri proje ve plan hazırladı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı…

Emeklilik yasalarına karşı 5 Aralık’ta başlayan genel grev belli ki büyük bir mücadele. Delevoye Raporu (yasayı hazırlayan kişi; yalanları yüzünden istifa etmek zorunda bırakıldı ÇN) 18 Temmuz’da yayınlanmıştı. Buna tepki olarak RATP’de (Paris bölgesi toplu ulaşım şebekesi) 13 Eylül’de başlayan grev 12 hattın 10’nu felç etti, çünkü bazı yerlerde greve katılım oranı yüzde yüze yakındı. 2007’den bu yana en yüksek katılımlı grevdi.

24 Eylül’de CGT’nin çağrısı üzerinde bir günlük genel eylem yapıldı. 5 Aralık genel grev kararı 13 Eylül rekor katılım ardından ilk olarak RATP sendikaları, ardından SNCF (demiryolları) sendikaları ve sonra CGT, FO, Solidaires ve FSU (öğretmenler federasyonu) tarafından açıklandı. Böylece 5 Aralık Perşembe günü RATP, demiryolları emekçileri ve öğretmenlerin katılımıyla emeklilik reformuna karşı genel grev başladı. 5 Aralık yürüyüşlerine 250’den fazla kentte katılım oldu ve bazı verilere göre 800 bin, bazılarına göre 1.5 milyon kişi yürüdü…

Öğretmenler arasında da katılım çok yoğundu: 2003’ten bu yana en yüksek katılım oldu…

SNCF, RATP ve eğitim iş kolundan en fazla katılım oldu (SNCF personel sayısı 160 bin, RATP 20 bin ve öğretmen sayısı 800 bin civarındadır ÇN) ama sağlık sektöden ve özel sektörden bu işçi düşmanı reforma karşı katılımlar oldu…

10 Aralık Salı günü yürüyüşlere katılım daha az olsa da, (Rakamlar 339 bin ile 885 bin arasında değişiyor), aradan birkaç gün geçmiş olmasına rağmen fena değildi.

11 Aralık Çarşamba günü hükümet reform planını en nihayet açıkladı. Delevoye planına çok benziyor ve hedefi, emekçileri daha uzun yıllar çalıştırıp daha düşük maaşla emekli yapmak. Bu durumda, hükümetin reform planlarını destekleyen reformist CFDT ve UNSA sendikaları bile, ki onlar o güne kadar reformun içeriğini resmen bilinmediği için eylemlere katılmayacaklarını duyurmuşlardı, eylemlere katılacaklarını belirttiler. Bu iki sendika, emeklilik yaşının (62’den) 64 yaşına çıkarılmasının “kırmızı çizgilerini” oluşturduğunu belirtti. Ancak hangi eyleme ve ne kadar katılacaklarını açıklamadı.

Yine de sonuçta 12 Aralık Perşembe günü grevcilerin karar toplantılarına katılan emekçiler, büyük çoğunlukla grevi devam ettirme kararını onayladı. Metro hatlarının büyük çoğunluğu ve tren ulaşımı, önemli ölçüde grevden etkilenmeye devam etti. 17 Aralık yeni bir genel eylem günü kararı alındı…

RATP ve SNCF’teki durum

RATP’deki grev CGT ve UNSA sendikaları ve yöneticileri tarafından başlatıldı ve yönetildi. Bu reformist sendika (UNSA) 13 Eylül eylemini başlatan sendikadır ve eylemin çok başarılı olması nedeniyle tabandaki emekçiler, kararsızları ikna edip karar toplantılarına katılmalarını sağladılar. İşte 5 Aralık süresiz genel grev çağrısını ilk yapan UNSA oldu ve ardından RATP, Solidaires ve CGT sendikaları bu çağrıya katıldı.

SNCF’te önceki dönemde birkaç ciddi eylem yapılmıştı ve SNCF emekçilerinin mücadele etmekte kararlı oldukları görülüyordu. Örneğin bir demiryolu kazası sonucu 18 ve 20 Ekim tarihleri arasında aniden grevler yapıldı; Ekim ayı sonunda ve Kasım başında iki farklı bakım bölümünde eylemler olmuştu.

5 ve 6 Aralıkta RATP’de metro ve otobüs sürücüleri arasında grev katılımı çok yüksekti. Ancak günlük karar toplantılarına katılım her yerde çok yoğun olmadı; bazı yerlerde 20-30 işçi, bazı yerlerde (depolarda) 150’den fazla işçi katıldı.

Greve katılanların bir kısmı sonuna kadar, yani reform planının iptal edilmesine kadar grevi devam ettireceklerini duyuruyordu ama bazıları, bir hafta daha devam edeceklerini ve duruma göre, başka iş kolları katılmazsa… belki de devam etmeyeceklerini söylüyordu.

SNCF’te greve katılım istisnai olarak yoğundu; ortalama %60’ın üzerindeydi (tren şoförlerinin katılımı %80 civarındaydı) … Örneğin 3 Nisan 2018’de demiryolu ulaşımı ile ilgili reforma karşı greve katılım %33 civarında idi.

Hem SNCF hem de RATP’de grevde her gün yapılan değerlendirme ve karar alma toplantılarına katılım, eskiye göre çok çok yüksek oranlarda olduğu için ve de yürüyüşlere katılım çok kitlesel olduğu için eylemcilerin morali yüksekti.

Sendikaların siyaseti

Sendikalar görünüşte, reformun iptal edilmesi için çok radikal tavırlar takındı ama diğer yandan ellerinden gelen her şeyi yaparak eylemleri kendi denetimleri altında tutmaya uğraştı.

RATP’de UNSA tabanın grevi denetim altına almasını engellemek için farklı stratejiler uyguladı. Örneğin 5 Aralık günün önceki gecesi, 5 Aralık’tan sonra günün sabahın bir araya gelip hep birlikte grev kararını tazelemek yerine herkese WhatsApp ile ulaşıp bu şekilde karar alınmasını önerdiler. Ertesi gün, madem ki reform iptal edilene kadar grev kararı alınmıştır, öyle ise her gün toplanmaya ne gerek var; 2 veya 3 günde bir toplanmak yetmez mi?... gibi öneriler getirdiler.

CGT’de ise SNCF Genel Sekreteri karar toplantılarına katılım çağrısında bulundu… Ancak üyelere 3 sayfalık bir yazı göndererek, genel toplantılardan önce CGT üyelerinin kendi aralarında toplanıp belirleyici kararları, örneğin grevin devam ettirilmesini, kendilerinin almasını izah etti… öyle ki bazı kentlerde CGT üyeleri öyleyse genel toplantılara ne gerek var, neden herkesin katılımıyla karar alalım gibi yorumlar yaptı…

Tren istasyonları önlerinde toplantılar yapılmaya devam ediyor, grevdeki emekçiler bayram yemeklerini yiyor, hatta Opera dansçıları greve katılarak Opera binası önünde dans ettiler, 28 Aralıkta da protesto yürüyüşleri oldu. Emeklilik haklarını sıfırlamak isteyen saldırılara karşı başlayan grev aradan 26 gün geçmesine rağmen devam ediyor. Hükümetin çağrıları ve manevraları bir işe yaramadı…

Her ne kadar SNCF ve RATP yönetimleri artık ulaşım normale dönüyor ve “hatlar yeniden çalışmaya başladı” gibi gerçek dışı duyurularda bulunsa da… grevciler geri adım atmıyor. Grevciler, mali sorunlara ve tüm moral bozma saldırılarına rağmen mücadeleyi sürdürmede kararlı.

Hükümet sendika yöneticilerini kullanarak, birkaç göz boyamayla grevi bitirmeye çalıştı. Ama grevciler bu tuzağa düşmeyip grevi sürdürüyor ve “ara vermek yok, grev devam ediyor, çocuklarımızın geleceğini kim güvence altına alacak” gibi sloganlar atıyor. Eylemdeki emekçiler, şimdiden yaptıkları eylemlerle gurur duyabilir. Çünkü mücadeleleri yeni yılda bir ümit kaynağı.

Bu grev hem süresi açısından, 1995 Jupe reformuna karşı yapılan grevden daha uzun sürmesi nedeniyle, hem de mesleki isteklerle sınırlı kalmayıp tüm emekçilerin haklarını içermesi nedeniyle çok önemli. Bu grevde en kararlı olan SNCF ve RATP emekçilerine ek olarak diğer iş kollarındaki emekçiler de mücadeleye katıldı. Örneğin öğretmenler, petrol rafineleri emekçileri, elektrik ve gaz emekçileri, itfayiciler katıldı. Ek olarak genel eylem günlerinde özel sektördeki emekçilerin bir kısmı hem greve hem de yürüyüşlere katıldı…

Mücadele hiç de bitmiş sayılmaz ve 9 Ocak günü kararlaştırılmış genel greve ve yürüyüşlere katılım daha yoğun olmalı. Zenginler, emekçileri, sömürülecek kişiler ve istedikleri gibi tekme atabilecekleri emir kulu olarak görüyor. Ancak emekçilerin bir kesimi buna karşı ayaklandı ve artık yeter diyor. Tüm emekçilerin çıkarı hep birlikte bu eylemlere katılmaktır.

Bizim siyasetimiz

Bu hareketin başından beri militanlarımız tüm emekçilerin çıkarlarını savunan istekleri önerdi. Reform iptal edilmeli, karar toplantıları, her türlü ulaşım sorunlarına rağmen, her gün tüm grevcilerin katılımı ile yapılmalı.
(LDC - LO)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 259 - 3 Ocak 2020  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi’nin Sözü   ?