Sinif Mucadelesi

Suriye harekâtı, diğer laftaki kahramanlıklar gibi bahane olarak kullanılıyor

Cumartesi 7 Aralık 2019

“Barış Pınarı Harekâtı” ABD ile yapılan anlaşma sonucu gerçekleştirildi ve yine ABD ile yapılan anlaşma ile “zafer” kazanıldı denerek bitirildi.

Her şeyden önce şunu belirtmek gerekir; Suriye ve Türkiye diğer ülkeler gibi bağımsız ise neden ABD veya Rusya ile anlaşma yaparak “Türkiye’nin güvenliğini” güvence altına almak için Afrin ve kuzey Suriye askeri olarak işgal ediliyor? Türkiye’nin askeri güvenliğinin, ne Suriye ne de Irak topraklarını işgal ederek sağlama ihtiyacı var. Hepsi, ABD emperyalizmi ve Rusya’nın bölgedeki çıkarları için yapılan oyunların bir parçası. AKP hükümeti ve Erdoğan, Türkiye’deki patronların ve zenginlerin çıkarlarının korunması ekseninde hareket ederek bu oyunun bir parçası haline geldi.

Barış Pınarı Harekâtı ile ilgili gelişmeler bunu ortaya koyuyor: 18 Kasım’da Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu; “Suriye’nin kuzeyinde Rusya’nın verdiği sözleri tutmadığını” ve yeni operasyonların yapılabileceğini söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı sözcüsü bu açıklamayı “şaşırtıcı” ve “kafa karıştırıcı” buldu. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov; Türkiye’nin kendilerine Suriye’de yeni bir operasyon başlatmama güvencesi verdiğini söyledi.

Anlaşılan, AKP hükümeti ABD ve Rusya gibi güçlere askeri harekâtı durdurma güvencesi veriyor ama diğer yandan kendi halkının dikkatini, başka tarafa çekip, militarist ve milliyetçi göz boyamayı sürdürmeye çalışıyor.

Gerçekler 25 Kasım’da Milli Savunma Bakanlığının bildirisi ile açıkça ortaya çıktı. Bakanlığın açıklaması Habertürk sitesinde vardı: “Özellikle Barış Pınarı Harekât bölgesinin dışından, güneyinden, doğusundan, batısından, değişik yerlerden zaman zaman teröristler tarafından tacizler, saldırılar ve sızmalar var. Bunlara meşru müdafa kapsamında cevap veriyoruz. Çatışmadan anlamamız gerken budur. Yoksa harekâtın devam etmesi gibi bir durum söz konusu değil. Mutabakatlara tam olarak uyuyoruz. ABD ve Rusya ile imzaladığımız iki mutabakatımız var, ikisine de uyuyoruz.”

Milli Savunma Bakanlığı “ABD ve Rusya ile imzalanan mutabakata uyarak Barış Pınarı Harekâtını bitirdik” diyor.

Ancak 26 Kasım’daki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısından çıkan bildiride “Barış Pınarı Harekâtı” sürüyormuş gibi yapılıyor.

Erdoğan aynı şeyi NATO toplantısına giderken de yaptı. Kendi istediği karar alınmazsa, Veto edeceğim dediği kararı, üç gün sonra onaylayıp döndü. Ancak medyaya, siyasi taraftarlarına bir iki hafta konuşacak malzeme verdi.

Son gösteri Libya ile imzalanan anlaşma ile sergileniyor. Libya’da iç savaş yaşanıyor ve iktidar için iki taraf savaşıyor. Erdoğan’ın, sadece kendisinin ve Katar’ın tutuğu taraf ile anlaşma yapması, gerçekte hiç bir şey ifade etmiyor. Anlaşmanın geçerliliği olmadığı gibi Türkiye’nin, Akdeniz’in dibindeki doğal gazı çıkarmayı becerecek teknolojisi, araç gereci yok. Mutlaka bir yabancı petrol şirketiyle anlaşmak zorunda. Avrupa Birliği’nin elinde oyuncak olan Yunanistan’ın, Kıbrıs’ın itirazlarının da bir kıymeti yok. Petrol şirketleri, Akdeniz doğal gazı için kendi aralarında pazarlık yapıyorlar zaten. Erdoğan’ın yaptığı, bir bardak suda caka satmak.

Çünkü Erdoğan ve hükümetinin esas sorunu; artık isyan aşamasına gelmiş, sizden bıktık usandık diyen kitlelerin gözünü boyamak için bu gibi oyunlarla iktidarda kalmaya nasıl devam edebileceği.

Kitlelerin Afrika’dan Ortadoğu’ya ve Latin Amerika’ya kadar yayılan isyanını görüyorlar ve sıranın yakında kendilerine geleceğinden korkuyorlar!

Bir de şunu hatırlatmakta yarar var; bizim, gerek Ortadoğu’da gerek Dünyanın tüm ülkelerinde işçi sınıfının aynı doğrultuda hareket etmesini, dayanışmada bulunarak kapitalist krizin bedelini patronlara, kapitalistlere ödetmesini, sömürü düzenine son verip emekçilerin iktidarını kurmasını sağlamak temel hedefimizdir. (05.12.2019)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 258 - 6 Aralık 2019  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?