Sinif Mucadelesi

Cezayir’de düzene karşı mücadele

Pazar 7 Temmuz 2019

Buteflika’nın iktidara beşinci adaylığı, ülkenin tüm bölgelerinde farklı kuşaklarını, erkek ve kadın öğrencilerin, ona karşı birlik ve bütün olmasını sağladı. Ülkenin dört bir yanında "özgür ve demokratik Cezayir" için haykırıldı. Her birinin düzene karşı ayaklanmasının nedeni vardı.

Yargıç ve avukatlar bir hukuk devleti içinde yaşamadıkları kanısındaydı. Polisin veya basit bir telefon görüşmesi ile kendi kanunlarını yapan kıdemli liderlerin baskısı olmadan adalet sağlamanın mümkün olmasını istiyorlardı. Aynı şekilde, birçok gazeteci sansür veya tutuklama tehditleri olmadan mesleğini yapmak istediğini açıkladı. Kamu televizyon ve radyo çalışanları, milyonlarca insan sokakta iken, eylemle ilgili hiç bilgi vermeyen, harekete dair hiç görüntü yayımlamayan yönetime karşı ayaklandı!

Öte yandan, işadamları, küçük ve büyük patronlar, işlerinde daha fazla özgürlük istiyor, bazısı rejimin tercih ettiği kişilerin lehine zarara uğratıldıklarını ifade ediyorlardı.

İşçilerin ve halkın istediği özgür ve demokratik Cezayir’di. Halk, kendini işsizliğe, kötü hayata mahkûm eden düzenden şikayetçiydi. Eğitimli ve diplomalı gençliğe çok az umut veren düzen kınıyordu. Diğer sloganlar arasında “Cezayir’i özgür bırakın!” diye bağırıyor ve ülkenin servetini patronlar ve çok uluslu şirketlere satmış hırsızların çeteleri olarak tarif ettikleri FLN liderlerinin tarihsel egemenliğini reddediyorlardı.

Ayrıcalıklıların kabarık banka hesapları döviz olarak Fransa’da veya İsviçre’deyken, halk zengin bir ülkede yoksul yaşamayı artık kabul etmiyor. Halk, farklı lehçeyle konuşanların; Kabiller (Cezayir Berberileri) gibi, Arapça lehçesin, darija (Fas lehçesi) konuşanların, devlet nezdinde artık hor görülmesin istemiyor. Gösterilerde tanık olduğumuz gibi Kabil ve Cezayir bayrakları bir arada dalgalandı.

Cuma yürüyüşlerine katılan milyonlarca Cezayirli kamusal alanda kendini ifade etme hakkı kazandı, tartışmak için, yüzleşmek ve tüm konuları konuşmak için. Biriken öfke ortaya çıkıyor ve kendini ifade ediyor. Engellilerin, büyük projelerin durdurulması ile kendini işsiz bulan mimarların, hatta sokak kedi ve köpeklerinin başına gelenleri kınamak için eylemdeydiler. Araştırmacılar, belediye çalışanları, öğrenciler, öğretmenler, devletten eziyet gören emekli subaylar, avukatlar, icra görevlileri, çiftçiler ve tarım işçileri, iç savaş kurbanı aileler, cellatların yargılanmasını istiyorlardı. Bütün büyük halk hareketlerinde olduğu gibi, bastırılan her şey, yeniden ve daha büyük güçle doğuyordu.

İşçiler seferberlikte

İşçi sınıfı sınıf olarak harekete ne kattı? Basın organlarının görmezden gelmesi ve bu bilgileri sansürlemeleri yüzünden bu konuyla ilgili genel bir görüşe sahip olmak zor. Fakat işçilerin gösterilere kitlesel olarak katılımı kesinlik gerçekleşti. İşçilerin eyleme katılma amacı, insanları işsiz, kötü koşullarda yaşamaya mahkum, en temel temizlik, sağlık ve sosyal yardım hizmetlerini kullanma olanağından yıllarca yoksun bırakan, harcamalarında tasarruf planları yaparak onları ekonomik istikrarsızlığa iten ve aynı anda özel sektörün patronları için bir çok kıyak sağlayan düzene karşı geldiklerini dile getirmekti.

Ancak sosyal adaletsizlik, yoksulluk, kötü hayat şartları, şimdilik hareketin arka planında kaldı. Birçok işçi, siyasi sistemin değiştirilmesini önkoşul olarak görüp sosyal isteklerin daha sonra ortaya konacağını düşünüyor. Aynı zamanda, bir dizi şirkette, protesto iklimi ve Cuma gösterilerinin başarısı moral veriyor ve bu yerel düzeyde ücret taleplerini, işsizliği ve çalışma koşulları öne çıkarmak için işçileri teşvik ediyor. Bu talepler, birçok işçi temsilcisinin tartışmalarda en çok sözü ettiği konudur.

Böylece, Oran’da, 800 Türk işçi dahil olmak üzere 3.500 işçi istihdam eden Cezayir-Türk özel çelik firması Tosyalı’nın işçileri “kadrolu” olmak için greve gitti. 1.100 belediye çalışanının bir ay süren grevinden sonra kadrolu olma sözü aldı.

Kamu ile özel sektörlerde çalışma koşulları çok farklı. Kamuda grev çağrısı yapan bağımsız sendikalar var. Farklı derecelerde, öğretmenler, postacılar, gaz çalışanları, liman işçileri, çeşitli yönetimlerde çalışanlar, çağrıya kitlesel bir kortejle cevap verdi.

Kamuda ücretler düşük; sadece UGTA (Cezayir Genel İşçi Sendikası) örgütlü; temsilcileri de mücadele örgütlemek yerine daha çok sosyal hizmetlerle meşgul. UGTA temsilcilerinin çağrısı olmadan, sosyal ağlar üzerinden örgütlenen, kamuya ait bir tekstil şirketinin kadın işçileri, üç gün greve gitti. Ertesi gün, yönetim tüm işçileri işbaşına çağırdı. Çoğunluk bunu kabul ederken, kadın işçiler grev yapmakta direnince ardışık iki gün grev yapma hakkına sahip oldular.

Hareket sırasında, Cezayir ve Béjaïa limanlarındaki işçiler de yeni bir grev sayesinde ücretlerine %26 zam aldı. Yakıt dağıtım tekeli olan Naftal da işçilerine zam vermek zorunda kaldı. Başka bir tekstil şirketinde, sigorta primi isteyen işçiler, müdür tarafından iğrenç bir şekilde reddedildi. Müdürün bu davranışına işçiler cevap olarak, “Bize prim vermek istemiyorsun, tamam. Şimdi istediğimiz şey senin kellen! Yönetim defol!” dediler. İşçiler başarılı oldu, müdür defolmak zorunda kaldı.

Özel sektörde mücadele geleneği olmadığı için daha az tepki verildi. Ancak örneğin, Ramy, Pepsi-Cola, Coca-Cola veya LU gibi çeşitli gıda şirketlerinin işçileri, işverenlerin baskılarına rağmen genel greve gitti. Eskiden kamuya ait olan bu özel şirketlerin çoğu, FLN’ye yakın akrabalar veya subaylar tarafından satın alındı, ya da çok uluslu bir şirkete bağlı ama bu tür kişiler tarafından yönetiliyor.

Sosyal burjuva düzenini savunan sistem

"Defolsun düzen" sloganında insanlar ne istiyor? Bu slogan, sosyal memnuniyetsizliği arka planda bırakarak özgürce yaşama arzusunu ve gerçek demokratik haklara sahip olmayı tanımlıyor. İşçilerin büyük çoğunluğu için, düzeni temizlemek bir önkoşul. “Yaşam koşulları ve maaşlarla sonra ilgileneceğiz” diyorlar. Düşük hayat standartlarından bir grup politikacının sorumlu olduğunu düşünmeye eğilimliler.

Bu ortamda seçime katılan adaylar düzen değişikliğini isteyenler için güvenilir değil. Şu aday ya da bu adayın seçilmesi fark etmez. Bu gibi mücadele ortamından yararlanmak isteyen kişisel ve politik hırsları olan kişiler, kesinlikle bu durumu kaçırmazlar. Buteflika klanı belki de sonunda yeni, genç ve iktidar tarafından kullanılmamış kişilerle yer değiştirebilir. Elbette bu yeni ekip, Cezayirli burjuvazinin ve emperyalist sermayenin daha ötesi, çalışanlara düşük ücret vererek onları sömürecek, örneğin işçilerin kamu veya özel işletmelerde sendika kurması, sendikasını seçmesi gibi temel haklardan mahrum bırakarak aynı eski ekonomik sistemi sürdürme yolları arayacaktır.

Bu siyasi çözümler, liberal, demokratik, İslamcı veya askeri muhalefetten olsun, sadece burjuvazi için çözüm olacak. Asıl amaç, örneğin Fransız Total, Lafarge veya Amerikalı çok uluslu şirketleri destekleyen haksız sosyal düzeni korumaktır. Bu ço kuluslu şirketlerin asıl hedefi, çok değerli Şist gazı (Kaya gazı) yatağının lisansını almak. Bu siyasi çözümlerin ortaya çıkması durumunda, emekçiler sınıfının demokratik ve sosyal taleplerine hiçbir şekilde cevap veremeyecekleri kesindir.

Sadece işçiler bir perspektif sunabilir

Halk, rejimin ileri gelenlerini, FLN üyelerini, 1962 yılında çok ciddi fedakarlıklarla kazanılan bağımsızlığı çalmakla ve ülkeyi emperyalist güçlere, Fransa’ya ve ABD’ye satmakla suçluyor. Halk seferberliğinde bu ulusal duygu, çok güçlü.

Kapitalizmin kriziyle karşı karşıya kalan Cezayir işçi sınıfının, siyasi hedeflerini bilmesi gerekiyor. İşçi sınıfı genç, büyük ve eğitimli; böyle bir kitle hareketi bağlamında, siyasi dönüşüm çok hızlı olabilir.

İktidar şimdiye kadar zaman kazanmaya çalıştı, hareketin hız kaybetmesini umuyordu. Beklenilen olmadı ve yakın bir zamanda da olmayacak.

Hakim sınıfların çıkarlarını savunacak çok sayıda yandaşı ve partisi var. Kurumlar, güvenlik güçleri ve ordusu ile kendi hizmetlerinde bir devlet aygıtı var. İşçi sınıfının da çıkarlarını savunacak örgütlenmeye ihtiyacı var. Bu mücadele, karşısına çıkacak zorlukların her aşamasında işçilere hedef önerebilecek, iktidarın saldırılarına yanıt verebilecek bir partinin Cezayir’de ortaya çıkmasını gerekli. Bir devrimci komünist parti. Bu parti yok ama bu tür halk seferberliği bağlamında, militanlar bunu inşa etmek için ortaya çıkabilir.

Cezayirli kitlelerin direnişi, diğer ülkelerin işçilerine ve dili, kültürü, sömürgeciliğe karşı verdikleri kavganın tarihini paylaştığı Mağrip (Kuzey Afrika) ve Arap dünyasından başlayarak, tumut verebilir.

Cezayir işçileri hem bu ülkelerde doğal müttefikler bulabilir, hem de Avrupa’da ve özellikle işçi sınıfının önemli bir kısmı Mağrip kökenli olan Fransa’da. Çünkü bugün herkesin konuştuğu konu, küresel kapitalist sistemi bitirmek için bir yol bulabilmek. Yoksa bir dizi sosyal patlamaya yol açan kriz sürmeye devam edecek. Lutte de Classe No:199 (16.04.19)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:253- 5 Temmuz 2019  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi’nin Sözü   ?