Sinif Mucadelesi

Seçimden sonra CHP’nın siyaseti

Cuma 5 Nisan 2019

Seçimin ertesi günü belirginleşen sonuçlar, özellikle CHP seçmeni ve bu seçimde AKP’nin gitmesi amacıyla oy kullananlar arasında sevinç duygusu yarattı.

Karanlık havaya rağmen CHP’nin seçim sloganı “bahar geldi” dillerdeydi. Ancak CHP yönetimi için aynı tavrı söylemek güç. Parti yönetimi seçim kutla-masını bile bir gün gecikmeyle yaptı. Seçim başarısı ile CHP yönetiminin tutumu çok uyumlu değil. CHP yöneticileri çok ılımlı, uzlaşmacı, sorumlu konuşmalar, açıklamalar yapıyor.

Görevine başlatılmayan yeni İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı bile kendisine hakaretler eden, aşağılayan, suçlayan Bahçeli’den, Erdoğan’dan yardım talep ediyor. Oysa maruz kaldığı durumun esas sorumlusu olan bu kişileri suçlaması beklenirdi.

CHP’nin bu tutumu genel siyasetiyle uyumlu. CHP, burjuva çıkarlarının sözcülüğünü yapmakla, iktidara gelirse de korumakla sorumlu bir sosyal demokrat parti olarak hareket ediyor. Kesinlikle kitleleri harekete geçirmiyor, mücadeleye çağırmıyor, kararlarına saygı gösterilmesi için tepkilerini göstermeye teşvik etmiyor. Uslu uslu bekleyerek, lafla talep ederek görevin CHP’ye verilmesini bekliyor.

Eğer kitleleri mücadeleye çağırırsa ve kitleler cevap verirse, bunun sonuçlarının burjuvazinin düzenine zarar verip vermeye-ceğini öngörmek olanaksız. Seçimi kazanan adayın göreve başlamasını isteyen kitleler belediye önünde toplanmışken, yolsuzlukların, haraç alanların, yıkılıp insanlara mezar olan binalara onay verenlerin de hasabını sormayı akıl edebilirdi. Kitlelerin kendi işlerini görmek istemesi, bu düzenin hiç istemediği bir şeydir. Bu nedenle CHP, asla kitlelere çağrı yapmıyor, onların savunucusu olduğunu söyleyip seçim zamanı oy istemekle yetiniyor.

Böylece düzeni elinde tutan büyük patronlara da ne kadar sorumlu bir parti olduğunu göstermiş oluyor. Eğer diğer partiler işini yapamayacak hale gelirse, burjuvazi CHP’ye sonuna kadar güvenebilir.

Ancak tüm çabasına rağmen CHP’nin iktidara gelmesi çok zor. Çünkü Türk burjuvazisi bu açıdan çok tehlikeli bir deneyim yaşadı ve bunu çok iyi hatırlıyor. 1970’lerde Ecevit liderliğindeki CHP, toplumsal mücadelenin yükseldiği bir dönemde devrimci solun desteğiyle (seçim sloganları, toprak ağası milletvekili adaylarına karşı “Toprak işleyenin, su kulananın” idi) iktidarı kazandı. Ancak Ecevit hükümet kurmadı, iktidar sağa geri verildi. Çünkü CHP iktidar olsaydı, onu destekleyen ve iktidarından cesarat alacak olan emekçiler, köylüler, hakları için doğrudan mücadeleye girişecekti.

İşçi sınıfının en mücadeleci kesimlerinin bir kısmı CHP’de örgütlü. Ancak CHP sınıf siyaseti izlemiyor. Hatta üyelerinin sınıf siyaseti yapmasına, partide gündeme getirmesine bile izin vermiyor. Tam tersine işçi sınıfı içinden gelen üyelerini ve soldan gelip çalışmak isteyenleri kendi düzen siyasetine alet ediyor. Beyoğlu’nun ÖDP’li başkan adayı ve onun çevresinde çalışanlar, tam da bu işe yaradı.

Seçim meydanlarında CHP yönetimi, milliyetçilik yaptı. Fakat bu seçimde CHP’ye Ankara ve İstanbul’u kazandıran doğrudan doğruya HDP’liler oldu. Ancak CHP yöneticileri bunu ne dosdoğru dile getirdi ne de açıkça kıymet verdi.

CHP, şu veya bu nedenle desteğini artırmış olsa da siyasetinde bir değişiklik olacak gibi görünmüyor. İşçi sınıfının, kendi denetiminde olmayan bir düzen partisini değiştirmeye, harekete geçirmeye çalışması boşa kürek çekmesinden başka bir işe yaramaz.

Yapmamız gereken, işçi sınıfının içinde, işçi sınıfını örgütleyecek, işçi sınıfının çıkarlarını savunacak ve bu çıkarlar temelinde mücadelesini sürdürecek bir parti inşa etmektir. (03.04.19)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:250 - 5 Nisan 2019  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?