Acele koduyla THY işçilerine gönderilen İnsan Kaynakları (İK) yazısında 11 madde halinde "onam formu"nun imzalanması istendi. Yapılacak kesintileri sıraladıktan sonra iş bu belgenin imzalanarak verilen link üzerinden şirkete göderilmesi istendi. Ardından da 15 Ekime kadar imzalanan belgenin çıktısının ıslak imzalı olarak işyerinde açılan İK masalarına teslim edilmesi istendi. Uygulama 1 Ocak'ta başlayacak.
Bu kararlar bir günde ortaya çıkmadı. THY neredeyse bir yıldır bu konuda hazırlık yapıyor. İlk defa da bu yola başvurulmuyor. Geçmiş yıllarda da çeşitli oranlar ücretlerde kesinti yapılmıştı. Son bir kaç yıldır hızla büyüyen şirket belli ki, Ukrayna ve İran savaşları, yakıt fiyatlarındaki ani yükselişler sebebiyle karında meydana gelen azalmayı çalışanlara dayattığı tasarruf tedbirleriyle geri almak niyetinde.
Aynı THY Liverpool takımına reklam bedeli olarak 5 yıllığına 400 milyon dolardan fazla para verebiliyor. THY'de sadece çalışana para yok.
Şirketin dayatmalarında kredili uçuş ücreti hesaplaması değişiyor, yüksek uçuş saatlerinin ücretlendirilmesi değişiyor, işe gidişlerde ekip aracı uygulaması yalnızca 2 yıldan az kıdemliler için geçerli olacak, harcırahlar süreye göre hesaplanacak vs. Bu durum yüzde 20 ile 25 arasında ücret kesintisi demek. Çalışanlar arasında büyük bir tepki çekti. İK, ücret kesintisinin büyük oranda kabul edildiğine dair teşekkür metni yayınlasa da henüz son söz söylenmedi.
Pilotlar “standart uçuş operasyonu” kurallarını daha sıkı uygulamayı devreye sokma eğilimde. Uçuşların kalkış öncesi hazırlıklarda bazı gecikmelere sebep olabilir. Alçalma hazırlıkları için yolcu kemer ikaz ışıklarının yanması birçok kısa uçuşta yolculara yapılan servislerde aksamalara sebep olabilecek. Diğer yandan hızla sendikadan istifa ediliyor.
Öfkenin eyleme dönüşme biçimi işkolunda kurulu bulunan Hava Sen adlı bağımsız sendikanın yapığı "sendika üyeliğinden istifa edin, Hava Sen'e üye olun" biçiminde oldu. Sosyal medya kullanılarak hergün üye sayısı açıklanıyor. Hava Sen'in 3 bin civarında eski üyesi var, toplu sözleşme yetkisi bulunmuyor. Ancak Ocak ayında yetkiler üye sayılarına göre yeniden tespit ediliyor ve taşımacılık işkolunda bu sayı 10 bin civarında. Bu yazı yazıldığı sırada üye sayısı 7 bin 490 idi. Sayının 15 Ekim'e kadar 12 bin 500 olması isteniyor.
Bu sayıya ulaşılır mı bilinmez ancak mevcut Türk-İş’e bağlı Hava-İş Sendikası’na kayıtsız kaldığı için büyük bir öfke var. 25 Eylül'de THY ile yapılan görüşme olumsuz sonuçlandı ve işveren sendikayı pas geçip doğrudan çalışanlarla sözleşme yaparak, toplu sözleşme hukukunu da toplu sözleşmenin 20'inci maddesinde ifade edilen "sendikanın kabul etmediği maddelerin çalışanları bağlamayacağı" hükmü de yok sayılıyor. Ancak sendika bağıtlanmış sözleşmenin hükmünü bile işverene dayatamıyor. İşçiye de imzalamayın diyemiyor. İşveren el altından ve sendikaya verdiği mesajlarla imzalamayanların işten atılacağını söylüyor. Bu söylentiye de Hava-İş yönetimi sessiz.
Hava Sen'e geçişler tamamlanıp sendika değişse de bu doğrudan işverenin geri adım atması için yeterli değil. THY işvereni mali gücüyle ve dünya sıralamasındaki yeriyle ve arkasındaki iktidar desteğiyle büyük bir güçtür. Tabii ki yenilmez bir güç değil. Ancak bunun için sadece devletten sendika ismini değiştirmek yetmez, mücadeleyi duruma göre ilerletecek bir örgütlenmeye, bilinçli işçilere ihtiyaç olacaktır.
(30.09.26)