İş yerlerinden Haberler

Metal

Bindik bir alamete... gidiyoruz nereye?

Fabrikada sonunu bilmediğimiz bir plan uygulanıyor. Daha önce şahit olmadığımız, fabrika için çözümü çok basit bir çok eksiklik peş peşe karşımıza çıkıyor. Örneğin, işçi dışarıdan fabrika amblemli polar bastırıp giyiyor. İşçi kendi parasıyla iş güvenliği kıyafet tişört pantolon alıyor. Bu mudur?

Bu derece özensizlikte artık kasıt aranır. Ne yapmaya çalışıyorlar? İşçinin kafasına para yok fikrini yerleştireceklerse onu geçeceksin bir kere. Dünya markası bu olamaz bu yolla dünya piyasalarında rekabet de edemezler. İşçinin moralini bozan idare başarı kazanamaz.

Enflasyon farkını vermek istemediklerini biliyoruz. Başka ülkelerde de enflasyon farkını isteyen işçilerin eylemleri, uyarı grevleri olduğunu duyuyoruz. Öyle anlaşılıyor ki, fabrikada iş durumu kötü, global piyasalarla rekabet var, herşeyi sineye çekin yoksa işçi çıkartacağız demeye getiriyorlar.

Bunun ipuçlarını da sözleşmeli çalışanlar, bazı beyaz yakalı işçiler üzerinden veriyorlar. Sözleşmeli çalışan işçi ne bekler? Kadrolu olmayı. Bir diyelim iki dönem sözleşmeli çalışmanın ardından işçi kadroya alınır. Uygulama böyledir. Şimdilerde sözleşmeli çalışma tekrar tekrar uzatılıyor ve işçiyi bıktırana kadar sözleşmeyi uzatıyorlar. Adeta mevsimlik işçilik dayatılıyor. İşçi bunu kabul eder mi? Tabii basıp gidiyor haliyle, oyalanmaya gelmiyor. Haklı. İdare her adımda çamur siyasetine yatarak yılbaşından önce ya hır çıkartacak ya da işçiyi isyana teşvik edecek. Bu durumu sendika Türk Metal de görüyor ama o da çamur olduğu için idareyle birlikte çamurda yuvarlanıyor. Neydi o çamurda yuvarlanan hayvan? Ha çamış gibi diyelim...

İş güvenliği malzemelerini yada enflasyon farkını vermemek işverene para kazandırmayacağı gibi işçiyi bilemektedir. İdareye ve yalakası sendikacılara on yıl öncesini hatırlatırız. Bu uygulamalar on yıl öncesine giden yolların taşlarını örüyor. Bilinene! (Bir işçi)

Plastik

Birlik dağılınca her şey gelir başımıza!

İşveren, "Sendika gelmesin, bütün haklarınızı vereceğim" diyerek işçilerle anlaştı sözleşme imzaladı, aradan zaman geçti şimdi işler azaldı ödeme yapamıyorum diyerek dört olan ikramiye sayısını üçe düşürdü. 9. ve 12. ay ikramiyelerinin yarım ödeneceğini belirtip eski sözleşmeyi iptal edip işçilere yeni bir sözleşme imzalattı.

Bu süreçte işveren, "Bunu imzalamazsanız tam ikramiye vermek zorunda kalırım, imzalamayanı işten çıkartırım" diyerek baskı yaptı ve sonuçta herkes sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldı. Şimdi 9. ay ikramiyesi ile yılbaşı ikramiyesi yarım alınacak ve yılbaşından sonra yeni bir sözleşme yapılacak belki de yapılmaz! İşveren, ekonomik gücünün olmadığını ileri sürerek ikramiyeleri üçe düşürdüğünü, yıl başında belki sendika öncesi döneme dönerek ikramiyeyi 2,5'a düşürebilir, tamamen kaldırabilir mi bilmiyoruz.

İşlerin olmadığını söyleyen işveren haftada 4 gün (12 saat) çalıştırıyor. Mesai yapılmıyor. İş günü 8 saat, ama 12 saat çalışıyoruz. AKP'nin yaptığı iş yasasına dayanan patron, 4 gün 12 çalıştırıp haftalık 48 saat çalıştırınca mesai ödemiyor.

Şu an herkes yılbaşını beklemekte. Birçok kişi, işten ayrılan arkadaşlarının başka yerlerde daha yüksek maaşla çalışmasından ötürü, şartlar düzelmezse kimsenin kalmayacağını düşünüyor. Ancak yaşanan yıpranmışlık nedeniyle artık yeniden mücadele edip hakları kazanacak enerji de kalmadı. Ama birliğimizi yeniden sağlayamazsak, sözleşmesiz ve ikramiyesiz çalışmayı patronun dayatacağını unutmayalım.

(Bir işçi)

Tekstil

Patrona müşteri lazım yoğun çalışan biziz!

Bu ay yeni bir müşteri için yoğun bir tempoda çalışıyoruz. Hafta içi mesaiye kalıyor, hatta cumartesi günleri de çalışıyoruz. Herkes müşteri memnuniyetini sağlamak için çabalıyor.

Bina sağlamlığı için kolonlardan parça alındı zemin etütleri raporlandı bina sanayide dere kenarında olduğu için az bir zemin kayması tespit edilmiş. Bu nedenle temele kazıklar çakıp perde beton attırıyorlar.

Müşteri son derece titiz biri. Fabrikada bir yandan inşaat devam ediyor, bir yandan da yoğun bir şekilde yeni koleksiyon hazırlanıyor.

Şirket, işçi alımında insan kaynakları aracılığıyla kırk dereden su getirip insanları zorlu testlerden geçiriyordu; şimdi aynı baskıyı müşteri şirkete uyguluyor. "Tek çalışan siz değilsiniz, bu fiyata iş yapacak başka yerler de var, işinize gelirse" diyerek inanılmaz zorluklar çıkarıyorlar. Zaten büyük bir rakip firma olan HM Grup da işlerin yüzde 80'ini başka bir firmaya kaptırmış durumda, şu an bunun paniği yaşanıyor.

Şirket, bu yeni müşteriyi kaçırmamak için büyük bir telaş içinde. Kısacası, işverenin eskiden işçilere yaptığını şimdi müşteri işverene yapıyor.

(Bir işçi)

(01.10.26)