Ekim 1917 devriminin 109'uncu yıl dönümü vesilesiyle, işçi sınıfının devrimci mücadele tarihi açısından unutulmaması gerekenler var. Gelecek mücadeleci işçi kuşaklarına mutlaka aktarmamız gerekler var.
Nedir bunlar?
Birincisi, işçi sınıfına dayatılan en zor koşullarda, dünya savaşı ve açlık, ölüm ve işsizlik gibi hayati dayatmalara rağmen, Rusya işçi sınıfı, farklı uluslardan olmakla birlikte bölünmemiş, ortak düşman Çarlık rejimini yıkmış ve iktidarı devrimci yollarla almıştır. Devrim mümkündür.
İkincisi, bu devrim Rusya'da ulusal sorun, kadınların ezilmesi, ortodoks olmayan inançlara baskı gibi çeşitli ve yüzlerce yıllık birikmiş sorunlara rağmen, bütün ezilenleri işçi sınıfı zemininde birleştirmeyi, örgütlemeyi başarmış, tüm kötülüklerin yeniden üretildiği kapitalist sömürü düzenine son vererek, işçi, köylü ve asker sovyetleri aracılığıyla en alttakilerin iktidarını kurmuştur.
Üçüncüsü, bu başarının arkasında modern işçi sınıfının en bilinçli ve militan kesimlerini bir araya getiren, Çarlık polisinin ve gizli servislerin takibine, baskılarına, tutuklamalarına rağmen sürekliliğini koruyabilmiş bir örgüt, Bolşevik Parti vardır. Bu partinin önemi, değeri dünya üzerinde sayısız isyan, kalkışma, devrimci durum ortaya çıksa da, ikinci kez kurulamamış olmasında yatar.
Bir parantez açarak şu haklı soruyu sormuş olalım, peki neden böyle bir parti kurulamadı? İlk cevap, Ekim Devrimi deneyiminin sonraki kuşaklara apaçık ve doğru olarak aktarılamamış olmasıdır. Devrimci komünistlerden önce sosyal demokrasi ve Stalinizmin işçi sınıfına ulaşmış olmasıdır. İşçi sınıfının pusulasının bu akımlarca hep yanlış istikameti göstermiş olmasıdır.
Dördüncüsü, Ekim Devrimi geleceğini uluslararası işçi sınıfının enternasyonal gücüne bağlamıştır. Ekim Devrimi henüz ikinci yılında Üçüncü Enternasyonal'in örgütlenmesine bu sebeple girişmiştir. Bolşevik Parti onlarca farklı ulustan işçiyi nasıl işçi sınıfının çıkarları temelinde örgütleyebilmişse, devrimin yaşayabilmesinin koşulu olarak enternasyonal proletaryanın ortak çıkarlar etrafında bir Dünya Partisi (Enternasyonal) kurması için uğraşmıştır.
Beşincisi, savaşı durduran, işgal ettiği topraklardan çekilen, köylüye işleyecek toprak, işçiye iş, kadınlara özgürlük, boşanma hakkı, farklı uluslara kendi kaderini tayin hakkı, dinlerin devletten tamamen ayrılması, eğitimin yaygınlaştırılıp bilimsel temellerde yeniden düzenlenmesi gibi insanca yaşamanın gerektirdiği her konuda bir avuç kapitalistin ve Çarlık ailesinin çıkarlarını değil, toplumun çıkarları ve ihtiyaçları esas alınmıştır.
Özetle, bugün insanlığın önüne dayatılan bölgesel ve giderek uluslararası savaşı engellemek, işsizlik, pahalılık gibi kapitalizmin iki illetinden kurtulmak; kadınların, ezilen ulusların, inançların baskı altında yaşamasına son vermek, herkese parasız eğitim, sağlık, barınma-konut hakkı isteniyorsa, bunun tarihte iki, üç farklı yolu yok. Denenmiş ve başarılı olmuş tek yolu Ekim Devrimi yoludur.
İkinci parantez açarak şu soru akla gelebilir: Ekim Devrimi neden yaşamadı? Bu haklı sorunun ilk cevabı Rusya dışında devrimin başarılı olmamasıdır. İkincisi birincisine bağlı olarak Bolşevik tipte bir partinin inşa edilememiş olmasıdır. Bu nedenle bilinçli işçilerin, devrimci aydınların önündeki en önemli görev, tüm engelleri aşarak böyle bir partiyi inşa etmektir.
(30.09.26)