Keşan'da maden işçileri mücadeleyi devraldı

Maden işletmelerinin son 20 yıl içinde küçük ve orta boy özel şirketler eliyle yürütülmesi, işçilerin devasa sorunlarla başbaşa kalmasına yol açtı. AKP hükümeti özelleştirme ve kıfayetsiz yandaşlarına peşkeş çekmeyi maden işletmelerinde de bolca yaptığı anlaşılıyor.

Arkasında AKP hükümetini bulan patronlar kanun, işçi hakkı tanımaksızın sömürü çarkını çeviriyor. Kendilerine birşey olmayacağına inanıyorlar. 

Geçtiğimiz aylarda İzmir Kınık, Eskişehir, Manisa Soma'da işçileri, patronları AKP'den aldıkları destek ve Türkiye Maden İş adlı rk İş'e bağlı sendika bürokratları eliyle mağdur ettiklerine tanık olduk.

Patron doğrudan AKP'li

AKP Tekirdağ İl Başkanı eski yardımcısı İbrahim Kiremitçiye ait Keşan'da bulunan maden işyerinde işçiler 3 aydır maaş alamıyor, bir yıldır mesai ücreti verilmiyor, işten çıkarılan işçiler tazminatlarını alamıyor. Son olarak işten çıkarılan 21 işçiye tazminat ödememek için Kod 49 (hırsızlık, işyerinin güvenini kötüye kullanma) uygulandı. İşçilerin bu maddeye girecek hiçbir hareketi olmamasına rağmen patron bu maddeyi işçilerin önüne çıkardı. İşçilerin buna da sessiz kalmasını umdu. Bu yazı yazıldığında işçiler eylemlerinin 7'inci günündeydi. Bağımsız Maden İşçileri Sendikasının desteğiyle eylemlerini şehir merkezlerine taşıyacaklar.

Kaybedecek ne kaldı?

İşçilerin harekete geçtikleri an bıçağın kemiğe dayandığı an oluyor. Maden şirketleri köylülükten işçiliğe yeni geçilen kırsal bölgelerde bu tür barbarlıklara başvuruyor. İşçilerin mücadele deneyiminin en az, bürokratik sarı sendikaların yetkili olduğu bu madenlerde büyük bedeller ödendikten sonra kendi gücüne dayalı eylemler başlıyor.

Keşanlı madenciler AKP'li patronun keyfi ve hukuksuz olması karşısında haklarını aramaya karar vermeleri, geçtiğimiz aylarda mücadele edip hakkını almayı başaran işçileri yolundan gitmelerine bağlı. Maden arama ve maden çıkartma yetkisinin AKP eliyle kendi taraftarlarına dağıtmasının bu vahim sonucu karşısında, sadece ekonomik alacakların hesabını sormak yetmez, işçilere bu zulmü reva gören siyasetçileri de sendikacıları da hedefimize koymak gerekir.

Tabii ki, bu gibi patronların ve sendika bürokratlarının varolmasını sağlayan kapitalist sistem olduğunu, kapitalist sistemi alt etmeden işçi sınıfının sömürü ve baskıdan kurtulamayacağını aklımızdan çıkarmamalıyız.

(26.05.26)