Tekstil
Patronların keyfiliği bitmiyor
1 Mayıs, 19 Mayıs ve Kurban Bayramı derken, 'İşçiler bu ay fazla tatil yaptı' bahanesiyle şirketin Ordu ve İstanbul’daki fabrikalarında dokuz günlük bayram tatili uygulamasına gidilmedi. Pazartesi günü çalışmak zorunda kaldık ve ardından tatile çıktık. Böylece 3 günlük iznimizi vermediler.
İş yerinde neredeyse hiç iş olmamasına rağmen, idari kadro sanki bizden az tatil yapmış gibi cuma akşamından tatile çıktı. Sadece işçiler pazartesi günü işe geldi, çalıştı ve sonrasında bayram tatiline çıktı.
Önceki bayramlarda, tatil süresi 1,5 veya 2 gün olduğunda bile bu günleri dokuz güne tamamlayarak tatile çıkardık. O dönemde verilen izinleri ya yıllık iznimizden düşerler ya da maaşımızdan bir günlük kesinti yaparlardı; ancak bu sene bunu yapmadılar.
Bayram öncesi Pazartesi günü iş başı yaptığımızda herkes elindeki işle oyalanmaya çalışıyordu. İşçilerde de zaten dokuz günlük tatile çıkma hevesi kalmamıştı. Zaten mevcut ekonomik koşullar nedeniyle herkes maaşını nasıl yetiştireceğinin hesabını yaparken, tatili düşünmek hayaldi, mecburiyetten gelip çalıştık.
Bu keyfiliğin devam etmesi halinde ve eğer sessiz de kalırsak, bu sefer mesai ücretlerimizin, çıkışlarda tazminatlarımızın ödenmesinde zorluk çekeceğiz demektir. Şimdiden önlem almanın yollarını arayalım ve bulalım.
(Bir işçi)
Plastik
İşsizlik krizi artıyor
Kriz arttıkça pervasızca davranıyor. Bir anlaşma daha bitti ve 40 işçinin çıkışları verildi. Tazminatları ödendi ama geride kalanlar içinde işsiz kalacağız endişesi var. Müdürler normal günde izin verip yerine resmi tatilde çalıştırdılar. İtiraz edenlere işinize geliyorsa diyorlar. Zaten iş yok diyerek yine birkaçımızı işten çıkarmanın yolunu arıyorlar. Bireysel gösterilen tepkiler de işe yaramıyor. Ciddi şikayet eden de yok. İşçi hakkını arayınca yasa tanımayan patron, kendi çıkarı söz konusu olunca yasaları ileri sürüyor. Yasa kendi çıkarına olduğunda aklına geliyor.
Patronun diğer fabrikalarında bayramla birleşerek 20 gün izin verilmiş. İşçinin yıllık izin hakları kendi çıkarlarına göre düzenleniyor. Birlik olmadığından mücadele sadece bireysel tepki olarak kalıyor. İşçilerdeki tepkisizlik bitmezse daha çok hak kaybı olacak. Ya birlik olacağız ya da yıllarca mücadele ile kazandığımız hakları kaybetmeye devam edeceğiz. (Bir işçi, 29.05.26)
Gerileme devam ediyor
Ambalaj sanayinde çalışıyoruz. İş yoğunluğu olan bir işyeriydi, vardiyalı çalışıyorduk. İlk işe girdiğimde 200’e yakın işçi vardı. Patronun sendika düşmanı tutumumu işçiye olduğu kadar kendisine de zarar verdi. Üretim kapasitesi düştü.
Fabrikada yürüttüğümüz sendikal mücadelenin sonucunda bazı kazanımlar elde ettik; ancak sendika süreci bittikten sonra işveren mücadeleye katılan işçilerin çoğunu işten çıkarttı. Şu an fabrikada toplam 80 kişiyiz (daha önce 130 işçi vardı); bunun 65’i işçi, 15’i ise idari kadro. Geriye kalan 65 işçinin yaklaşık 30’u Türkmenistanlı çalışanlardan oluşuyor. Bizler dört ikramiye, bayram erzağı, yakacak ve giyim yardımı gibi haklarımız devam ediyor. Ancak işveren, yeni işe aldığı Türkmen çalışanlara sadece 30 bin TL maaş konaklama masraflarını (otel ücretlerini) veriyor, sabah-akşam yemeklerini de iş yerinde yiyorlar. Buna karşın, mesaiye kaldıklarında bizden daha az ücret alıyorlar ve pazar mesaileri normal çalışma saati olarak sayılıyor.
Temmuz ayında maaşlarımıza zam yapılacağı söylendi ancak zam oranının % 5 ile % 6 civarında kalacağı konuşuluyor. Ocak ayındaki % 10’luk zammı gerekçe göstererek temmuz zammını düşük tutacaklar. Ayrıca fabrikada yine işten çıkarma söylentileri dolaşmaya başladı. Zaten iş yükü de oldukça azaldı; eskiden 18 makine çalışırken, şu an iş olmadığından dolayı sadece 3-5 makine çalışıyor. İş az olsa da her gün işe gitmeye devam ediyoruz.
İlk defa bu ay avanslar iki gün gecikmeli yattı. İşveren, gerekçe olarak bankayla devam eden bir kredi görüşmesinin imzalanma sürecini gösterdi ancak bu durumun nabız yoklama amaçlı olduğunu düşünüyoruz. Bayramda dokuz gün izne çıktık; bayram sonrasında ise yıllık iznini kullanmak isteyenlerin kullanabileceği belirtildi. Haziran ayında ikramiyelerimizi aldık fakat dokuzuncu aydaki ikramiyenin kaldırılacağına dair söylentiler var. Bekleyip göreceğiz. Mücadele eden işçilerin çoğunu çıkardılar ve yerlerini yabancı işçilerle dolduruyorlar; bakalım süreç nasıl ilerleyecek. (Bir işçi)