İsrail-Lübnan: Savaşta ateşkes yok

İran Devleti’nin liderleriyle bir anlaşmaya varmak için Trump, ateşkesin İsrail ordusunun Lübnan’da yürüttüğü askeri operasyonlara da uygulanmasını kabul etmek zorunda kaldı; böylece İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “temel şart” olarak sunduğu bir talebi kabul etmiş oldu. Bu tavizi kabul ederken Trump, İsrail hükümetine danışmamayı tercih etti; İsrail hükümeti, ABD başkanının her zamanki kayıtsız tavrıyla, olan biteni kabullenmek zorunda kaldı. 14 Haziran’da verdiği röportajda Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun “çok zor bir adam” olduğunu ve Tahran ile yapılan anlaşma için ABD’ye “minnettar” olması gerektiğini söylemekle yetindi.

Netanyahu için bu anlaşmanın imzalanması, kendi politikasının reddedilmesi anlamına geliyor. Çünkü halkının desteğini kazanmak için, 28 Şubat’ta ABD’nin yanında başlattığı savaşın “İran’daki terörist rejimin oluşturduğu tehdidi” kesin olarak sona erdireceğini vaat etmişti. Lübnan’ın işgali daha sonra, İsrail’in kuzeyinde yaşayan halkın güvenliğini sağlamak için Hizbullah’ı ortadan kaldırma gerekliliğiyle açıklanmıştı. Üç aydan fazla süren savaşın ardından bu hedeflerin hiçbiri gerçekleştirilemedi ve Netanyahu’nun Orta Doğu’nun her yerinde askeri cepheleri çoğaltmaya dayanan politikası, bugün Trump’ın kendisi tarafından bir ölçüde reddedilmiş durumda.

En geç 27 Ekim’de yapılacak olan genel seçimler öncesinde, Beyaz Saray’ın sakini tarafından yapılan hesaplara “İsraillilerin güvenliğini feda ediyormuş” gibi görünmemek için Netanyahu, İsrail ordusunun Lübnan’da “gerektiği kadar uzun süre” kalacağını vaat ediyor. Tüm muhalifleri ise güvenlik konusunda birbirleriyle yarışmaya başladı. Aşırı sağcı Maliye Bakanı Smotrich, “Kendi imkânlarımızla ve yaratıcı bir şekilde [İran] rejimini devirmeyi amaçlayan kampanyayı devam ettirmeliyiz” dedi. Anketlerde Netanyahu’nun yerini alması muhtemel gösterilen, yine aşırı sağdan gelen eski Başbakan Naftali Bennett ise, “çok daha hızlı ve yoğun, ancak sonuna kadar sürdürülen savaşların” savunucusu olarak kendini tanıtıyor. Böyle bir ortamda, henüz 3.700’den fazla cana mal olan Lübnan’daki savaşın devam edeceğine dair her şey işaret ediyor. İsrail ordusu, şüphesiz ülkenin güneyini işgal etmeye devam ederek burayı sakinlerinden boşaltılmış bir “tampon bölge”ye dönüştürmek isteyecektir. Lübnan halkı için bu ateşkes, bombardımanların, çatışmaların ve acıların sonu anlamına gelmeyecektir.

Trump, sözde Netanyahu’yu eleştirdi. G7 zirvesi sırasında şöyle dedi: “İsrail’in son dönemde Beyrut’un güney banliyölerine yönelik bombardımanlarını hoş karşılamadım.” Ancak İsrail Devleti’ni, savaşlarını yürütmek için vazgeçilmez olan askeri desteğinden mahrum bırakması pek olası değildir. Amerikan emperyalizmi, Orta Doğu’daki hakimiyetini sürdürmesine yardımcı olmak için, kendisine tamamen ve neredeyse koşulsuz olarak bağlı olan bu müttefike çok ihtiyaç duymaktadır; İran’a karşı savaş da bunu bir kez daha göstermiştir.

(LO, 17.06.26)