Adı konusunda bile bir ortaklaşmaya varılmamış olan yeni "çözüm süreci" ya da kanundaki adıyla "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine" dair yasa 10 Ağustos'ta Meclisten 467 evet, 87 hayır ve 7 çekimser oyla geçti.
Hukuki uygulama alanına geçilen sürece dair sızan bilgiler dışında Öcalan ile devlet yetkilileri arasındaki görüşmelere dair bir şeffaflık yok. Gizli bir diplomasi, pazarlık yürüyor. Konu halkı ilgilendiriyor ama müzakere halka açık yürütülmüyor.
Bilinen Öcalan'ın örgüte silah bırakma çağrısı yaptığı, örgütün bunu kabul ettiği ve bu çerçevede hiçbir Kürt ulusal talebi olmaksızın Türk burjuva devletiyle "bütünleşme" yönünde adım atılacağıdır.
Silahların susması olumludur
PKK'nın silah bırakması ve karşılığında ordu ve polisin de operasyonlarını sona erdirmesi birçok bakımdan olumlu sayılmalıdır. Öncelikle Kürt köylerinin ve şehirlerinin kolluk kuvvetlerinin operasyonlarından kurtulması, yeni insan ölümlerinin son bulması, demokratik mücadelenin her aşamasında PKK tehdidiyle terörize edilmesinin sona ermesi olumludur.
Bu durum sosyal ve demokratik mücadelenin önündeki en önemli engellerden biri olan "terör" gerekçesini kaldıracaktır. Sendikalar ve siyasi partiler, gazeteciler, aydınlar "terör" tehdidiyle yüz yüze kalmayacaktır.
Kürt sorunu vardır
Kürt halkı tıpkı Türk halkı gibi sınıflara, burjuva, proleter, küçük burjuva olarak bölünmüş, insanlar arasında kapitalist sömürü ilişkilerinin hakim olduğu, farklı dini kimliklere ayrılmış, kadınlar üzerinde erkek egemenliğinin yaşandığı bir halk olmanın ötesinde, Türk ulusal kimliği ile tanımlanan bir devletin ulusal baskısı altındadır.
Ulusal ön yargıların tarihi eskidir ve bir kanunla ortadan kalkmayacaktır. Nitekim yasa meclisten geçtiği günlerde karadenize fındık toplamaya giden Kürt işçilere yönelik ırkçı saldırılar olduğunu basından öğreniyoruz.
İşçilerin durumu değişecek mi?
Kürt ulusal sorununda olduğu gibi Kürt ve Türk işçilerinin de yaşadığı sorunlara dair bir çözüm tartışma konusu değildir. Her ne kadar PKK adı Kürdistan İşçi Partisi olsa da bu süreçte işçi sınıfıyla ilgili bir talebi de yoktur.
Kürt işçilerinin üzerindeki "terör" yükünün azalmasına bağlı olarak sınıfsal mücadeleye katılmalarının önü de açılacaktır. Kürt patronlar "bütünleşme"’nin en sadık taraftarı olacakları için, Kürt işçilerin kendi uluslarından patronlara karşı mücadelesinin sertleşmesi beklenmelidir. Kürt ve Türk işçilerin birliğinin siyasi zemini güçlenebilir.
Öcalan'ın "bütünleşme" meselesinde çıtayı her seferinde biraz daha yükseltmesi, hatta MHP ile yarışması ve milli bütünleşmede benzer bir rolü üstlenmekte tereddüt etmeyeceğini açıklaması gibi hiçbir ulusal talep elde etmeden silah bırakmaya karar vermesi büyük bir hayret ve hayal kırıklığı yarattı.
İşçi sınıfının devrimci enternasyonalist çizgisi bir ulusal hareketten farklıdır. Ulusal baskıya karşı çıkmaktan geri durulamaz. Ancak ulusal sorun burjuva sınırlar içinde çözüme, bütünleşmeye ulaşabilir. Ancak işçi sınıfının çıkarları burjuva düzen yıkılmadıkça amacına ulaşamaz. Tayin edici mücadele ulusal olanla kendini sınırlamayan, sınıf mücadelesidir.
(31.08.26)