İş yerlerinden haberler

Plastik

İş Yerinde Yaşanan Sözleşme ve Hak Süreci

Patronun "Siz sendikayı kabul etmeyin, sendikanın vereceği tüm hakları ben size sözleşmeyle vereceğim" demesiyle bu yola girdik. Zaten sendika da yanımızda durmuyor, sadece aidat almanın peşinde koşuyordu. Belli bir noktada sendika gitti ve biz de işverenle söz verdiği gibi sözleşmeyi yaptık.

İlk Sözleşmede, yılda 4 ikramiye, 6 ayda bir enflasyon oranında zam, yılbaşında alınan zam artı enflasyon farkı vardı. Yılbaşından sonra "iş yok" gerekçesiyle işçi çıkarmalar başladı. İşler azaltıldı bir iki makine çalışıyordu. Biz Temmuz ayında enflasyon zammını beklerken, işveren önümüze haklarımızı tırpanlayan yeni bir sözleşme getirdi: İkramiye 4'ten 3'e düşürülüyor. Temmuz ayındaki enflasyon zammı verilmiyor. Yılbaşına kadar geçerli 6 aylık bir sözleşme sunuluyor.

Bu yeni sözleşmeyi sadece emekli olup çalışan 8-10 kişi imzaladı, çoğunluk imzalamadı. İşveren doğrudan imzalamak zorundasınız diye baskı yapmadı yapsa sonunu kestiremedi herhalde "İster imzalayın ister imzalamayın, bu sözleşme geçerlidir" diyerek emrivaki yapıyor.

Eylül ayında ikramiye günümüz var. Eğer bu ikramiye yarım ödenir veya hiç ödenmezse, çıkmayı kafasına koyan 5-6 işçi noterden ihtarname çekmeyi düşünüyor. Çünkü işveren ihtar çekenlerin tüm haklarını verip işten çıkarıyor; 1 işçi ihtar çektiği için kıdem ihbar tazminatını verip çıkarttı haklarını alıp ayrılmak isteyen arkadaşlarımız da bunu bir fırsat olarak görüyor.

İşverenin işi devrettiği kızları ise "İngiltere'den almamız gereken sertifikayı aldık, yılbaşında işler açılırsa ikramiye 3 de olur 4 de olur, duruma göre bakacağız" diyerek belirsiz konuşuyor. İşler de açıldı yorgunlukta oldu işçide alamadıklarını söylüyorlar çıkarttıkları işçilerin yerine 6 ay kimseyi alamadıklarını söylüyorlar ama isterlerse cezalar caydırıcı değil verip alırlar ama almıyorlar bir işçi iki işi yapıyor neredeyse.

Sonuç olarak kimsede ne mücadele edecek güç ne de heves kaldı. Herkes kıdem tazminatını, ihbar tazminatını ve işsizlik maaşını alıp ayrılmak istiyor. Eylül'de ikramiyeler ödenmezse, ihtar çekip işten ayrılanların sayısı bir hayli artacak. (Bir işçi)

Keyfiliğe, işçi birlik olursa son verilir

Yıllık izinler dışında sevinilecek bir şey bırakmadılar. Çıkışlar devam ettiği için iznin de tadı tuzu kalmıyor. Müdür her bölümden seçmece işçi çıkışlarına devam ediyor. İşlerin azalmasının sorumlusu işçilermiş gibi konuşuyorlar. Baskı yapıyorlar çünkü işsizlik var. İşler açılırsa işçi bulurum diyorlar. İşçinin eli patrona mahkummuş diye düşünüyorlar. İşçi birlik olmadıkça onlar kendilerini şanslı sayacak. (Bir işçi)

Tekstil

Şirketin mevcut yapısında imalat esas olarak İstanbul dışında yapılmakta, İstanbul’da ise idari bölüm yer almaktadır. Ayrıca İstanbul’da model dikimi, küçük adetli numune işleri ve çoğaltma dikimleri için dışarıda yaptırdığımız 3-4 tane küçük atölye vardı. Dikilen ürünlerin ütü ve paketleri İstanbul yaptırılıyordu.

Ancak son dönemde İstanbul’daki firmada da dışarıya verilecek hiçbir iş kalmadı. İş azlığı nedeniyle ütü-paket bölümündeki çalışanlar bir 10 gün birde 1 hafta izne çıktılar. Bu süreler işçilerin yıllık izinlerinden düşülecek, yıllık izin hakkını geçenler önümüzdeki senenin izinlerinden düşülecek.

Karadeniz’deki fabrikada da işler durgun. Ağustos ayında fındık toplama sezonu başladığı için fabrikanın komple yıllık izne çıkarılacağı için sonrasına bakacaklar.

Şu an sadece model hanede yoğunluk yaşanmaktadır. Acil işlerin yoğun olmasına rağmen çalışan sayımız yetersiz kaldığından işleri yetiştirmekte zorlanıyoruz. Daha önce şirketten ayrılan deneyimli ve nitelikli bir makineci arkadaşımızın tekrar işe alınmasını önermemize rağmen, işveren şu aşamada dikim bölümüne yeni eleman almayı düşünmüyoruz orduya düşünüyoruz dedi.

Kalite güvence birimindeki çalışan arkadaş evini büyük fabrikanın olduğu kente taşıdı orada devam edecek. Şirket yönetimi, büyük fabrikada kademeli olarak model hane ve kesimhaneyi faaliyete geçirmeyi hedefliyor. Yapılan uzun vadeli planlamaya göre, 2 - 3 yıl içerisinde İstanbul’daki faaliyetleri tamamen kapatarak tüm bölümleri Karadeniz’e toplanmayı planlıyorlar.

İşçiler olarak hak kaybına uğramamak, kaçıp gitmesine göz yummamak için dikkatli ve tedbirli olmalıyız. (Bir işçi)

Oyak Renault'da son dönemde neler oluyor?

Çalışanlar arasında mobbing, yoğun mesai baskısı ve artan iş yüküyle ilgili ciddi şikayetler konuşuluyor. İşçiler itiraz edemediği için mesai yükünden canları çıkıyor. Yeni işçi alımı da yapılmadığı için şeflerin baskısı artıyor.

İddiaya göre, montaj hattında fenalaşıp bayılan bir çalışan, üretim bandı durdurulmasın diye ambulans gelene kadar iki kişi tarafından bant dışına taşındı.

İnsan sağlığı ve iş güvenliği, üretim hızından daha değerli olmalı. Bir çalışanın hayatı, hiçbir üretim hedefinden önemli değildir. Bu iddiaların yetkililer tarafından ciddiyetle araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması, hem çalışanların güvenliği hem de kamu vicdanı açısından büyük önem taşıyor.

Sadece bu kadar da değil: Fabrikada geçtiğimiz fizik tedavi merkezi açılmış. Bu merkez yoğun iş yükü nedeniyle hastaneye sevkini isteyecek işçilerin iş saatinden önce veya sonra bu merkezde tedavisi ön görülüyor. Hiç de gerçekçi değil.

Ağustos ayına girmemize rağmen hala yazlık iş kıyafetleri dağıtılmadı. Yaz sıcaklarında kışlık iş elbiseleriyle çalışmak zorunda bırakılan işçilerin iş kıyafetleri neredeyse yamalı olacak.

Sendikacılar ise kendi yandaşlarına seçmece Kıbrıs tatiline çıkartıyorlar. Aslında bu çok eski ve suyu çıkmış bir taktik. Türk Metal yöneticileri işçinin hakkını aramak yerine yandaş bulma peşindeler. Bunu kendilerine güvence sayıyorlar ama tutmayacağını en iyi onlar yaşayıp görmüş olmalı.

Son bir soru da sendikacıların aylıkları hakkında olsun. Özçelik İş başkanı Yunus Değirmenci’nin aylığının 1 milyon lira olduğu basına yansıdı. Üyeleri 50 bine çalışırken beyefendi kılçıksız 20 işçi kadar maaş alıyor. Yeme içme, araç giderleri, yolluklar her seçildiği dönem ikramiye de var. 44 bin üyesi olan sendika başkanı bu maaş ve konforu yaşarken 264 bin üyesi olan Türk Metal başkanının işçiye yükü, maaşı ne kadar acaba diye sormak gerekmez mi?

(01.08.26)