Fon krizinin sorumlusu da vurguncusu da AKP’dir!

Eylül ayında patlayan ve kumarhane ekonomisinin dehlizlerinde dolaşan AKP’li vurguncularının yol açtığı zararın topluma maliyeti her geçen gün artıyor. Fon krizinin maliyeti kesin olmamakla birlikte 40 ile 110 milyar dolar arasında olduğu söyleniyor. Dünyada bir örneği daha olmayan bir operasyonla karşı karşıyayız. Yirmi yılı geçen iktidarın çöreklendiği sermaye kuruluşlarındaki ahbap çavuş ilişkileri böyle bir vurguna imkân sağlayan kapitalist hisse senedi piyasası eliyle tezgâhlanabildi. Vurgunculara bakıyorsunuz 28 yaşında 15 milyon dolarlık yata sahip. Yaş ortalamaları 30-50 arasında. Gençlikleri ve yetişmeleri yirmi yılı geçen AKP döneminde olmuş, AKP’nin gençlik kollarında yetişmişler sonra da bürokrasi içinde yer almışlar, AKP eliyle bürokrasiye, banka ve borsaya atanmışlar

İşin içinde fon şirketlerinin bankaları var. Bankadan kredi çekiliyor, hisse alıyorlar, adı bilinmeyen şirketleri canlandırıyorlar, bunlardan biri iki kişinin çalıştığı bir gıda şirketi örneğin, kendi aralarında hisseleri çeviriyorlar ve borsaya sunuyorlar… Devamlı yükselişteki hisseler yaratıyorlar. Bu hayalle kapılan ki sayıları 455 bin kişi hisse alıyor; sıradan insanlar bunlar, sonra da tezgâhı kuranlar geri çekiliyorlar. AKP yöneticileri, yüksek bürokratlar ve patronlardan ve onların aile bireylerinin içinde olduğu bir geçirgenlik içinde para yüzde 3 bin katlanmış. 28 bin lira olan asgari ücret, 23 bin lira olan emekli aylığının yanında sözü edilen milyarlarca lira hayal bile edilemez. Dijital ortamda para transferleri imkânı olmasa bunca paranın elle taşınması, bir yerden başka bir yere nakli için kamyonlar, TIR’lar gerekirdi.

Vurgun bizzat AKP çetesi eliyle yapıldığı için, bu vurgun üzerindeki sis perdesi her geçen gün daha da kararıyor. AKP bunları gizlemeye, sürece yaymaya çalışıyor; işi ağırdan alıyor. Çok zor görevden alıyor. Vurguncuların isimleri, savcılık ifadeleri kamuoyuna açıklanmıyor. 85 kişinin ismi sızdı diye, sosyal medya hesaplarına, isimleri yayınlayan sitelere yasaklar getirildi. Bu kişilerin ciddi cezalar almayacağı kanaati toplumda yaygın olduğu anket verilerine yansıyor. Nitekim meclisten son dakika geçen bir düzenlemeyle vurgun paralarının iadesiyle vurguncuların tutuklanmaktan kurtulma olanağı verildi. Nitekim eski bakan ve AKP üst düzey yöneticisi Fatma Betül Sayan bu sayede tutuklanmadı.

Fon vurgununda kimler yok ki: Erdoğan’ın danışmanı, Diyanetin danışmanı Emre Tezmen, eski bakan Oğuz Tezmen'in oğlu. İktisatçılar Prof. Emre Alkin ve Prof. Kerem Alkin kardeşler tutuklu. Şimdilik tutuklu sayısı 115, yurtdışı yasağı konulan sayısı 54. Tutuklanan birkaç ünlü bürokrat dışında çoğunun yüzlerini medyada görmedik. Yıpranmasınlar istiyorlar. Muhalif belediyelerin yöneticilerinin gözaltı ve tutuklanma süreçleri dizi film gibi veriliyor. Ki ortada böyle bir vurgun da yok.

AKP Genel Başkan Yardımcısı olan Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı da bu işin içinde olmasına rağmen, baba Yazıcı açıkça “benim oğlumu tutuklayacak anasından doğmadı” diyecek kadar pervazsız. Vurgun yeni değil. İddialara göre 2019’dan beri devam eden bir sistem kurulmuş. Yabancı fon şirketleri de işin içinde var. Adı üstünde vurgun, iş patlamadan hemen önce vurguncular –214 kişi deniyor- fondan paralarını çekmiş zaten… Atı alan Üsküdar’ı geçmiş.

Şimdi elde kalanları dağıtacaklar. Sayı az değil 455 bin kişi. Para yetmeyince bütçe kaynaklarına iş dayanacak. Nitekim 2027 bütçe görüşmeleri başladı. İpuçlarını buralarda da göreceğiz. Bütçe kalemlerinde işçiye, emekliye, üretici köylüye; eğitime, sağlığa para bulamayan AKP, sermaye kaynak bulmakta bu yıl da zorluk çekmeyecektir. Bu iğrenç sömürü düzeni ve onunla koyun koyuna büyüyen AKP iktidarı örneklerini Avrupa sokaklarında gördüğümüz gençlerin öfkesinden daha fazlasını hak ediyor. İşçi sınıfı ve geleceği karartılan gençlik bu sömürü ve siyasi düzene mahkûm değildir! Yeter ki, hesap sorma ve harekete geçme cesaretini gösterelim!

(01.11.26)