Yerel seçimlerde ikinci parti konumuna düşen AKP, bu durumu tersine çevirmek üzere her türlüyargı yoluna, kolluk kuvvetine zoruna başvuruyor.
Daha önce AKP’de olan Bursa, Afyon gibi illerde İstanbul Tuzla, Gaziosmanpaşa gibi ilçelerde başta olmak üzere ya belediye başkanını tutuklayıp belediye meclisinde AKP çoğunluğu eliyle belediye başkanlıklarını geri alıyor (Bursa) ya da Afyon’da olduğu gibi hapishane dayatmasıyla CHP’den istifa ettirip AKP’ye geçişi dayatıyor. Son örnek İstanbul’un Tuzla ilçesinde yaşandı.
Ancak AKP’ye teslim olmayan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş gibi başkanlar olursa onları da tutuklamak suretiyle belediyelere el koymaktadır.
CHP’ye yönelik 30 Ekim 2024’te Esenyurt ile başlayan kayyım atamaları ve görevden almalar peş peşe geldi. Seçimlerin ardından 55 belediye başkanı AKP veya MHP’ye katıldı, parti değiştiren meclis üyeleri nedeniyle üç belediye başkanlığı AKP’ye geçti ve 13 belediye başkanlığına kayyum atandı. 78 belediye bu yollarla el değiştirdi.
Kayyum politikası yeni değil
AKP’nin kendisine muhalefet edenlere yaşam hakkı tanımayan politikasını DEM partili belediyelerin onlarcasına kayyum ataması sırasında gördük. DEM Parti 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde kazandığı toplam belediye sayısı 78 dir. Bu sayı 3 büyükşehir, 7 il, 58 ilçe ve 10 belde belediyesini kapsamaktadır. Kayyum eliyle belediye el değiştirdi, belediye de başkanın tutuklanması üzerine meclis eliyle el değiştirdi.
Zıvanadan çıkan bir rejim
AKP-MHP bloğunun dayattığı siyasi rejim seçimler yoluyla kazanılan belediyelerin yargı, şantaj, kolluk zoruyla itirafçılığa, teslimiyete sürüklenmesi demektir. Bu siyasi yozlaşma, AKP-MHP bloğuna toplumsal meşruiyet kazandırmasa da seçimle kaybettiklerini geri alma gücünü gösteriyor.
DEM parti ve CHP bu politika karşısında iktidarı caydırıcı düzeyde bir seferberlik yapamıyorlar. DEM partili Selahattin Demirtaş gibi 10 yıldır tutuklu bulunan genel başkanları, belediye başkanları binlerce partilinin varlığında basın açıklamaları, CHP mitingler dışında ciddi bir hamle yapamadı.
Burjuva hukukuna bile uyulmayan bir baskı rejimi karşısında izlenen bekleme politikası veya birbirini tekrar eden mitingler AKP-MHP bloğunu geriletmiyor daha da saldırganlaştırıyor. Oysaki DEM ve CHP sendikalar, meslek odaları, dernekler vb. kuruluşların yönetimlerinde etkili partilerdir. Buralardaki güçlerini bile harekete geçirmiyorlar. Böylece siyasi sonlarını hazırlamış oluyorlar.
(01.08.26)