Ekim ayının başında 2009 yılından bu yana internetten muhalif bir gazetecilik yapan T24’e ve X hesabına “Türk aile yapısını zayıflatmak” gibi bir gerekçeyle erişim engeli getirildi. Konu LGBTİ dernekleri hakkında yayın yapmak. Adalet Bakanlığı bir süredir LGBTİ derneklerine ve çalışmalarına yönelik baskı yapıyor ve yöneticilerini tutuklama yoluna gidiyor. Tabii ki T24’e erişim engeli için bu bir bahanedir. Daha önce de Tele 1 televizyonu ile Açık Radyo kapatılmıştı.
14 Ekim sabahı yüzlerce polisle Halk TV’ye yönelik baskın yapıldı. Halk TV’ya kayyum atanarak kapatılmış oldu. Gerekçe sahibi hakkında yürütülen mali soruşturma. Sahibine yönelik soruşturma ile bir TV kanalının kapatılması arasında ilgi nedir? TV kanalı bu mali suçların aracı mıdır? Hayır tabii ki, maksat bahane olsun!
Halk TV son dönemde muhalif medyanın en bilinen ismi olmuş, yakın çevresinin dışında AKP’li kesimlerce de izlenir olmuştu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, açıklamasında Mahiroğlu'na ait diğer şirketlere de TMSF tarafından kayyum atandığı kaydedildi. Hakkında gözaltı kararı bulunan Mahiroğlu Türkiye'de yaşamıyor.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, KRT TV'de katıldığı programda Halk TV'yi "24 saat yalan haber yapmakla" suçlamıştı. Cafer Mahiroğlu için de, "Sahibi yabancı bir ülkede olup da kendi ülkesinde yayın yapan bir televizyon kanalı dünyanın hangi ülkesinde var?" demişti.
Ekim ayı içinde BirGün gazetesinden İsmail Arı yeniden tutuklandı. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) eski başkanı Ebubekir Şahin'in şikayeti üzerine "kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi yayma" suçlamasıyla çarşamba günü tutuklandı.
Muhalif gazeteciler İsmail Saymaz ve Murat Ağırel fon konusunda halkı yanıtıcı haber iddiasıyla Ticaret Bakanının şikayeti üzerine ev hapsine alındı.
BİA Medya Gözlem Raporu'na göre, yalnızca son üç aylık dönemde en az 7 gazeteci cezaevine gönderildi; 52 habere erişim engeli getirildi. Son bir yılda ise tutuklanan gazeteci sayısı en az 22'ye ulaştı.
AKP hükümeti neredeyse bütün Tv kanallarını denetimi altına almış durumda. Tüm kanallar devlet televizyonu gibi yayın yapıyor. Bu uygulama sadece Türkiye’ye ve AKP’ye ait değil. Bütün totaliter rejimlerde medya ve gazetecilere baskı yapılmaktadır. Nitekim Macaristan ve Sırbistan’da halk hareketleriyle seçimlerde iktidarların değişmesinin ardından devlet televizyonları yaptıkları yayınlar için halktan özür dilemek zorunda kaldılar.
AKP yönetimi medyayı baskı altına alarak pisliklerinin ortaya dökülmesini engellemeyi amaçlıyor. Ancak bunu ne AKP ne de başka ülkelerin iktidarları yapamadılar. Er ya da geç gerçekler gün yüzüne çıkacaktır.
(01.11.26)