Yağış dengesinin agresif yönde bozulması, ani ve aşırı yağışların yol açtığı seller, kapitalist kentleşmenin acı sonuçlarını görmemizi sağlıyor. İstanbul gibi 20 milyon nüfusa yaklaşan bir metropol kentte, rant uğruna dere yataklarına yapılan konutlar, bu yataklara kurulan mahalleler Ayazağa mahallesinde olduğu gibi, bu ani ve aşırı yağış anında eski dere hallerine dönerek önüne kattığı her şeyi silip süpürüyor. Can kayıplarına da yol açıyor. Sorumlu ortada yok!
14 Ekim’de yaşanan resmi olarak 8 kişinin ölümüne 6 kişinin de kaybolmasına yol açan selin sonuçlarından siyasi olarak kimler sorumlu, bunlar ortaya çıkarılmayacak mı? İstanbul 25 yıl boyunca önce Tayyip Erdoğan ve sonrasındaki AKP’li belediyelerce yönetilmiştir. İmar planlarını onlar yapmış olmasına rağmen, her feci durumda olduğu gibi hiçbir sorumlulukları yokmuş gibi davranıyorlar.
AKP yönetimi tüm bunlar ortadayken, Kanal İstanbul, Kuzey Marmara Otoyolu, üçüncü köprü, İstanbul Havalimanı gibi projeler ve yapılaşmayla şehrin su havzalarının doğal yapısını bozmaya devam ediyor. Sorumlular belli, hesap sorulması için bu rantçı düzenle çıkar bağı olmayan siyasi ve toplumsal bir kuvvete ihtiyaç var.
(31.10.26)