7-8 Temmuz günlerinde Ankara’da yapılacak olan 36’ıncı NATO Zirvesi, devlet ve hükümet yetkilileri arasında her yönüyle hummalı bir çalışmaya yol açtı. 11 milyar lirayı aşan yol, park, cadde düzenlenmeleri yapıldı, liderlerin gezip dolaşacağı, Macron’un koşu yapacağı güzergahlar düzenlendi, Ankara’nın imar ayıpları panolarla kapatıldı. 2004 yılında da Türkiye NATO toplantısına ev sahipliği yapmış yine benzer manzaralara tanık olmuştuk. AKP hükümeti döneminde bu ikinci zirve olacak. 36’ıncı zirve, Ortadoğu, İran ve Ukrayna savaşlarının güncelliği sürerken Türkiye’ye biçilecek yeni emperyalist rollere övgü ve savaş örgütünü topluma benimsetme çabasıdır. Nitekim ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye ve Tayyip Erdoğan hakkındaki övücü sözleri, Türk dron silahları için gerekli motor parçalarının satışına izin verileceği yönündeki açıklamaları, bu zirveyi AKP hükümeti ve ordu için daha da önemli kılıyor.
ABD ile Avrupa arasındaki ekonomik temelli ve siyasi yönden yaşanan gerilim sebebiyle Trump’ın Türkiye açıklamaları Avrupa’nın emperyalist devletleri arasında da övgü yarışına dönüştü. Basına yansıdığına göre, Fransa cumhurbaşkanı Macron’un sabah koşusu için park yeri ayrılmış bile! Türkiye’nin NATO’ya girişi sancılı olmuştu. Türkiye’nin önce reddedilen NATO üyelik başvurusu, emperyalizme hizmet için Fransız ve Amerikan emperyalizmi lehine Kore savaşına 4 bin 500 asker gönderilmesiyle, sözde Sovyet tehdidi bahane edilerek 1952 yılında, sağcı Demokrat Parti iktidarında kabul edildi. AKP bu geleneğin devamcısı olma iddiasındadır.
O yıllarda Türkiye’nin NATO üyeliği iç politikada muazzam bir anti komünizm kampanyasına dönüşmüş Türkiye Komünist Partisi tarihinde 1951 Tevkifatı adı verilen büyük bir tutuklama ve işkence operasyonuyla burjuvaziye ve emperyalizme siyasi mesaj verilmiştir. 75 yıl sonra Türkiye yine jeopolitik konumu sebebiyle ön plana çıkıyor. Hangi savaş kararlarının alınacağını bilmiyoruz. Alınacak kararların emekçilerin lehine olmayacağını, NATO tarihinden biliyoruz. Türkiye, İran, Filistin, Ukrayna konusundaki ikiyüzlü politikasıyla sözde İsrail ve ABD’ye karşıymış gibi görünen ama İsrail limanlarına Türk gemilerinin ticaretine devam ettiği, ABD ve Rusya ile iyi ilişkilerin devam ettiği bir dönemde ev sahipliği yapıyor. Türk büyük burjuvazisi açısından bu iklim arzu edilen klimayı sağlıyor.
AKP iktidarı tüm emekçi ve halk düşmanı politikaları nedeniyle emperyalizmin çeşitli tonları ve büyük burjuvazi tarafından desteklenmeye devam ediyor. AKP bu destekten güç alarak hem siyasi polis operasyonlarına hem de ana muhalefet partisi CHP’yi parça parça etme politikasına devam ediyor. Kürt hareketiyle pazarlığını ardındaki bu güçle yürütüyor. NATO İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından Sovyetler Birliği’nin Naziler karşısındaki üstünlüğünü sürdürmesini engellemek üzere oluşturulmuş soğuk savaş döneminin emperyalist savaş örgütüdür. NATO karşıtı gösteriler sol örgüt, parti ve sendikalardan geliyor. NATO’ karşıtı gösteriler karşısında polisin takındığı tutum emperyalist ve kapitalist düzenin destekçileri olduğunu da gösteriyor. Ankara, İzmir ve İstanbul merkezli gösterilere yönelik siyasi polis operasyonlarını en üst seviyeye çıktı.
Tutuklananlar arasında gazeteciler, akademisyenler olduğu gibi, gezi dönüşü dinlenme molası verdikleri tesiste maden işçileriyle karşılaşıp selam verdikleri için, 60-65 yaş aralığında 24 erozyonla mücadele vakfı (TEMA) üyesi de var. Yasa dışı Maocu TKP/ML örgütü üyesi olmak iddiasıyla tutuklandılar. Siyasi polisin akıl almaz şaşılığı barbarlığının kanıtıdır. Polisiye şovları emperyalist liderlere sadakatlerini göstermek için. Dünya halklarının ve emekçilerin çıkarlarına hizmet etmeyeceği baştan belli olan bu zirveye karşı olmak, sınıf bilinçli her işçinin görevidir !
(29.06.26)