Kemal Kılıçdaroğlu’nun AKP yargısı eliyle CHP’ye kayyum olarak atanmasının ardından, AKP ve Erdoğan rahatlanmış görünüyor. Bu rahatlık sadece ana muhalefetin parçalanması ihtimaliyle sınırlı değil. ABD ziyareti sırasında Trump’ın Erdoğan için söylediği “itibarını iade edeceğiz” sözü sürecin işaret fişeği idi. Erdoğan’ın ABD ziyareti sonrasında izlediği iç ve dış politika bizzat ABD tarafından itibarlı hale getiriliyor ve destekleniyor.
Ukrayna, Filistin ve İran savaşlarında ABD çizgisinde olan Erdoğan, Trump’ın en güvendiği liderler arasında yer alacak düzeyde itibar kazanmış görünüyor. Kürt hareketiyle pazarlık süreci, Suriye politikasındaki uyum da Erdoğan-Trump çizgisinin paralelliğini gösteriyor. Bu şu anlama geliyor: ABD Türkiye’de bir iktidar değişikliğine izin vermeyecektir.
İktidar değişikliğine ABD’nin izin vermemesi durumu Türk büyük burjuvazisi için de rahatlatıcı. Kılıçdaroğlu-Erdoğan muhalefet ve iktidar oyunu, Özgür Özel’in başında olacağı ana muhalefete göre daha tercih edilir.
Bu durumda Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu CHP’sinde pek bir ikbal olmadığını gören ve AKP yargısının sopa salladığı belediye başkanları, millekvekilleri sapır sapır dökülmeye devam edecektir. Tabii ki, belediye başkanlarının tutuklanması, yolsuzluk soruşturmaları da sürecektir anlamına geliyor.
Bu işin Trump-Erdoğan yüzü, bir de toplumun bu siyasi çizgiye ve onun ekonomi politikalarına daha ne kadar tahammül edeceği sorusu var. İran savaşı sonrasında ABD’nin ve İsrail’in rejimin yıkılacağı beklentisinin boşa çıkması gibi dış faktörler var. Kürt hareketiyle yürütülen müzakerenin Suriye ve Türkiye’de nasıl bir finalle sonuçlanacağı da önemli.
Trump-Erdoğan ve şimdi onlara eklemlenen Kılıçdaroğlu çizgisinin üst yapıdaki hakimiyetinin toplum katında pek itibar görmediğini söylemek mümkün. İtibar görmüyor çünkü işçisinden emeklisine, öğretmeninden aydınına kadar izlenen ekonomik politikaya güçlü bir karşı duruştan söz edebiliriz.
NATO Zirvesi vesilesiyle ortaya çıkan anti emperyalist duyarlılık polis operasyonlarına rağmen canlı duruyor. Özgür Özel CHP’si de saldırılar karşısında geri adım atmıyor. Kürt hareketi içinde de süreç hakkında şüphesi olanlar yok değil. Dolayısıyla tek karar verici Trump, Erdoğan emperyalist-kapitalist çizgisi olmayacak.
Şili'de halkın talebi gelir dağılımındaki eşitsizlik, düşük emekli aylıkları, eğitim ve sağlık hizmetlerinin pahalı oluşu... Kolombiya’da talepler çok benzer- İşsizlik, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği, vergi reformu,, gelir eşitsizliği. Hindistan’da çiftçi borçlarının affedilmesi, enflasyon, pahalılık, işçi haklarının güçlendirilmesi... Bu ve benzeri ülkelerde çok benzer taleplerle son 10-15 yıldır halk eylemlilikleri sürüyor. Tamamı başta ABD emperyalizmi olmak üzere emperyalizm ile işbirlikçi iktidarların yürüttükleri politikalara karşı tepkilerden oluşuyor.
Ancak şunu biliyoruz, emperyalist-kapitalizm ne Türkiye’de ne de dünyanın başka ülkelerinde emekçi halklar için güvence, refah, özgürlük getirmiyor.
Emperyalist kapitalizm savaş, yoksulluk, sömürü, baskı ve ayrımcılık demektir. Dünya işçi ve emekçilerinin, yoksul köylülerin tek kurtuluşu kapitalist emperyalizme karşı enternasyonal düzeyde mücadeleyi ve örgütlenmeyi başarabilmesinden geçiyor.
(29.06.26)