İş yerlerinden haberler

Tekstil

İzin temsilciliği de ne ola ki?

Yazın gelmesiyle birlikte izin dönemleri başladı ve doğal olarak herkes izne ilk çıkan grupta olmak istiyor. Özellikle temmuz ayı için yoğun bir talep var. Bölüm şefimiz, daha önce aynı anda iki kişinin izin kullanmasına izin verirken, bu yıl makineci eksikliğini gerekçe göstererek izinlerin teker teker kullanılacağını belirtti ve planlamanın buna göre yapılmasını istedi.

Her işçinin 3 hafta izin hakkı bulunuyor ancak şefimiz sürecin nasıl yürütüleceğine karışmıyor; izinlerin eylül ayına kadar yayılması pek umurunda değil.

Bu durumda işçiler, kendi aralarında anlaşarak ve birbirlerini idare ederek bir izin planı oluşturmaya çalışıyor. Tüm bunlar yaşanırken yönetim, mevcut işçi temsilciliğinin haricinde "İşçi Yıllık İzin Planlama Temsilciliği" adı altında yeni bir oluşum ortaya çıkardı. Bu temsilcileri seçmek

için de 3 aday belirleyerek oy kullanmamız amacıyla bir anket e-postası gönderdi. Bu yeni temsilcilerin, işçilerin yıllık izinlerini yönetimle birlikte planlayacağı söyleniyor; nasıl bir uygulama olacağını önümüzdeki sene hep birlikte göreceğiz.

Bu durum yönetimin kendi kararı değil. Muhtemelen, daha önce müşterinin işçi temsilcisi talep etmesi gibi, bu yıllık izin temsilciliği de yine müşteriden gelen bir talep doğrultusunda hayata geçiriliyor. Büyük patron ne derse, küçük patron onu yapıyor. Ya işçiler?

(Bir İşçi)

Plastik

Bu ay da bir firmayla olan sözleşme daha bitti. İşler büyük ölçüde azaldı. Yeni iş alımı için idare çalışıyor. Fakat işçilerin iş güvencesi olmadığı için baskı yapılmaya da devam ediliyor.

Son zamanlarda şirkete siber saldırı olduğu yönünde bir söylenti var. Binlerce dolar zarar olduğu da peşinden ekleniyor. İşçiler arasında bize çok haksızlık edildi, işte acısı çıkıyor diye söyleyenler var. Haklılar.

İş güvencesi olmadığı için işçiler borçlanmak istemiyor. Ücretler de yetmeyince ne yapacaksın?

Zaten hiçbir zaman iş güvencemiz olmadı. Tabii birlik değilsek, iş güvencemiz patronun iki dudağı arasında kalıyor. Kriz zamanlarında bu gerçek gün yüzüne çıkıyor. İşçilerin tek iş güvencesi birlik olmalarıdır. Birlik yoksa iş yerinde bize ne huzur olur ne iş güvencesi. (Bir İşçi)

Sendika düşmanlığı sürüyor

Patron, sendikalaşmayalım diye sendikanın vaat ettiği her şeyi kendisinin vereceğini söylemişti. Bunlardan biri de yılda iki defa zam yapılmasıydı. Bu ay zam yapması gerekiyordu ama yapmadı. Üstelik işçileri toplayıp, 'Arkadaşlar, işlerin olmadığını zaten görüyorsunuz. Gün geçtikçe siparişler azalıyor, o yüzden bu ay zam yapamıyoruz. Yılbaşına kadar işler açılırsa bunu telafi etmeye çalışırız' dedi. Kimse bir şey diyemedi; herkes 'bari işçi çıkarılması olmasın' derdine düştü. Bu sözler karşısında kimse itiraz edemedi; herkes istihdamın korunması ve işten çıkarmaların yaşanmaması beklentisine girdi. Fakat bu ay içinde 5 işçinin işine son verildi. Çıkarılan işçiler zaten tazminatlarını almayı talep ediyordu. Sürecin bu şekilde ne kadar sürüp gideceği belirsiz.

Patron ve çocukları ömürlük servetlerine güvenerek iş arama kaygısı taşımazken, bizler yeni bir iş bulma mücadelesi vermek zorunda kalacağız.

(Bir işçi, 29.06.26)