Gülistan Doku cinayeti: Çürüyen devletin iç yüzü ortalığa saçıldı…

Tunceli’de kaybedilen üniversite öğrencisi Gülistan Doku Ocak 2020'de kaybolmuş, arama çalışmaları Ekim 2022'de sonlandırılmıştı. Dönemin valisinin yönlendirmesiyle “viyadükten düşüp Munzur nehrinde kaybolduğu” sanılıyordu. Ailesi ve arkadaşları aksini ileri sürdüler.

Soruşturma derinleştirilince valinin iddiası boşa çıktı. Valinin oğlunun valinin korumasıyla birlikte cinayeti işlediğine dair kanıtlar ortaya çıktı. Dönemin Tunceli valisi, Erzurum’da bir otelde farklı bir kimlikle bulunurken gözaltına alındı. Valinin oğlu, o tarihteki koruması, devlet hastanesi başhekimi ve içinde kamu görevlileri, bazı polislerin yer aldığı 12 kişi tutuklandı.

Dosya için görevlendirilen kadın savcı, şüphesini Gülistan Doku’nun kaybolduktan sonra cep telefonunun sim kartının Ankara’dan sinyal vermiş olmasına dayandırıyor ve delillerin peşi geliyor.

Gülistan Doku’nun ailesinin, avukatının ısrarlı hukuki takibi, kamuoyunun duyarlılığı da bu soruşturmanın yönünü etkilemiş olumlu çabalardır.

Bu örnekte olduğu gibi, kamu görevlilerinin karartmalarının aydınlatılırsa, diğer faili meçhul dosyalar gözden geçirilerek yeni ipuçları bulunabilir.

Türkiye siyasi tarihinde faili meçhuller hep oldu. Öncesi bir yana 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra faili meçhullerde binlerce devrimci, Kürt muhalif kaybedildi. Emniyet müdürü ve sonradan bakan yapılan Mehmet Ağar döneminde kendi ifadesiyle “Bin Operasyon” yapılmış. Ünlü JİTEM ve “Yeşil” kod adlı katilin eylemleri Kürt illerinde dilden dile dolaşırken, özel tim Ayhan Çarkın’ın itirafları soruşturulmadı bile. Emniyetçi Hanifi Avcı kitabını bile yazdı ama nafile…

Kaybedilenlerin ne cesetleri bulundu ne failleri ne de mezarları. Kimi yargılamalar olduysa bile, ya zaman aşımına uğradı ya da sorumlu devlet görevlileri, polis veya jandarma ceza almadı.

Şimdi Adalet Bakanlığı’nın ani bir kararıyla Gülistan Doku dosyası yeniden açıldı. Bakanlıkta bu tür davalar için yeniden inceleme yapacak bir kurulun oluşturulduğu da açıklandı. Birçok faili meçhul yakını heyecanlandığı basına yansıdı.

Gülistan Doku siyasi bir faili meçhul olmadığı için de seçilmiştir. Siyasi faili meçhullerin soruşturulması söz konusu değildir.

Bu olayın ve başkalarının adaletle buluşup buluşamayacağını bilmiyoruz. Adaletin sağlanması dileğimizdir. Ancak 23 yıllık iktidarın icraatları düşünüldüğünde dosyanın yeniden açılma maksadından şüphelenmemiz yerinde olur. Hele de yeni Adalet Bakanı söz konusuysa…

Yeni Adalet Bakanı’nın onlarca adaletsiz uygulamaları (en bilineni İBB iddianamesi) ve şüpheli gayrimenkul sahipliği gündemdeyken, bakanlığın attığı bu adımlar gerçek bir adalet arayışından çok, itibar kaybının düzeltilmesine yönelik olma ihtimali bir hayli yüksektir.

Hakları elinden alınmış yoksullara, devlet terörüne hedef olmuş devrimcilere, muhaliflerin ailelerine, kadınlara lazım. Adalet en çok hakları yenen işçi sınıfının ihtiyacıdır. Adalet arayışını adaletsizliğin kaynağı kapitalist sistemin hükümetleri, kurumları yerine getiremezler. Getirir gibi yaptıklarında bile arka planda başka bir çıkarları olmasından şüphe etmemiz gerekir.

(28.04.26)