Yeniden ABD Başkanı seçilen Donald Trump, patronun kendisi olduğunu göstermek için yemin törenini beklemedi. Ve bunu açıkça ortaya koymak için kendi müttefiklerine bir dizi kışkırtıcı açıklama yaptı.
Kanada Başbakanı’na ülkesinin ABD ile birleşmesini öneren Trump, “birçok Kanadalı Kanada’nın 51. eyalet olmasını istiyor. Bu onları çok fazla vergi ve askeri korumadan kurtaracaktır” dedi.
Amerika Birleşik Devletleri’nin Panama Kanalı üzerinde hakkı olduğunu düşünerek “kanalın iadesi” çağrısında bulundu. Grönland’a gelince, orayı ilhak etmek istiyor ve bunun için para ödemeye hazır. Evet, bir milyarderin tüm kibriyle Trump her şeyin alınıp satılabileceğini düşünüyor!
Ortağı, dünyanın en zengin adamı, Tesla’nın, SpaceX’in ve X sosyal ağının başkanı Musk, birçok Avrupalı lidere bolca hakaret ederek ve onlara karşı demagoji pazarında yükselişte olan aşırı sağ partileri destekleyerek buna katkıda bulundu.
Evet, bu milyarderler ikilisi için artık uluslararası hukuktan, müdahale etmemekten ya da halkların haklarından söz etmek yok! Geçerli olan tek bir ilke var: en güçlü ve iddialı emperyalizmin kanunu.
Bugünün düzeninin savunucuları her sabah, her öğlen ve her akşam Rusya ya da Çin’e karşı, emperyalist amaçlarla ve ne demokrasiye ne de sınırların dokunulmazlığına saygı göstermekle suçlayan konuşmalarla bizi dolduruyorlar. Şimdi de sözde özgür dünyanın lideri, Fransa’nın da üyesi olduğu NATO’nun lideri, dünyanın en açık yayılımcısı olduğunu iddia ediyor!
Ne Trump ne de Musk deli değiller. Kendilerini zengin ve milyarder yapan kapitalist sistemi yüceltiyorlar. İnsanların ve doğanın küresel ölçekte sömürülmesine dayanan sistemlerini övüyorlar. Deli değiller, kendilerine güveniyorlar çünkü milyarlarının gücünü biliyorlar.
Biz bu kadar kaba bir dile alışık değiliz. Genellikle siyasi liderler rol yapmayı severler. Konuşmalarından ikiyüzlülük damlar ve genel çıkar, refah, barış ve demokrasi hakkında boş sözlerle doludur. Uzun bir süre boyunca sömürgeleştirmenin kendisi övgüye değer bir uygarlık girişimi olarak sunuldu!
Cezayir’den Kongo’ya, Laos’tan Vietnam’a, kaç yüz binlerce sivil Fransız birlikleri tarafından katledildi ve insan haklarının vatanı tarafından zorunlu çalışmaya tabi tutuldu? ABD aynı zamanda özgürlük ve demokrasi adına Latin Amerika’daki darbeleri destekledi ve kana susamış diktatörlükler kurdu.
Trump, İsrailli rehineler serbest bırakılmazsa “Gazze’de cehennem” vaadinde bulunarak provokasyon yapmaktan çekinmiyor. Ama “iyi kalpli” Biden, İsrail devletinin tüm suçlarını örtbas ederek Gazze’yi zaten cehenneme çevirmedi mi? Uluslararası hukuk, demokrasi ve antisemitizmle mücadele adına Biden, Macron ve Scholz, müttefikleri Netanyahu’yu kızdırmak istemedikleri için Gazze Şeridi’nde çocukların açlıktan ölmesine göz yummuyorlar mı?
Politikacıların söylemleri ister savaş çığırtkanlığı olsun isterse uyum, barış ve kardeşlik çağrılarıyla örtülü olsun, emperyalist düzen halklar ve ezilenler için şiddet ve sömürüden başka bir şey değildir. Trump ve Musk’ın sergiledikleri vahşet ve nefret, onların görüntüsüne mükemmel bir şekilde uymaktadır.
Evet, bu cehennem ikilisi içinde yaşadığımız zamanın bir yansıması: Ukrayna’da savaşı başlatan ve Afrika’da körükleyen küresel üstünlük için yoğun bir mücadele dönemi; kendilerini ’müttefik’ olarak adlandıran ülkelerin bile ölümcül rekabetlere girdiği dizginlenemez bir ticaret savaşı dönemidir.
Yarın, elektronikte vazgeçilmez olan nadir toprak elementlerine ya da meşhur dijital verilere artık erişemeyecek olan kapitalistler oyun dışı kalacaktır. Amerikan emperyalizmi Grönland’a ya da Panama Kanalı’na el koymak için baskıyı arttırmayı, hatta oraya bir donanma göndermeyi gerekli görürse, Trump bunu yapacaktır, tıpkı önceki başkanların geçmişte pek çok kez yaptığı gibi. Yani evet, bir volkanın üzerinde yaşıyoruz.
Yıkıcı yangınlar, işlerimizin ve ücretlerimizin tehlikede olduğu ticaret savaşları, mali kriz tehditleri, yürüttükleri ve bizim için hazırladıkları savaşlar arasında, dünyanın egemen güçleri bizi uçurumun kenarına itiyor. Ancak bu, halkların ve ezilenlerin tepkisi olmadan gerçekleşmeyecektir. Bu tepkileri hazırlamalı ve onlara siyasi bir amaç vermeliyiz: kapitalist cangılın krallarını devirmek, onları mülksüzleştirmek ve herhangi bir zarar vermelerini engellemektir.