Sinif Mucadelesi

Milliyetçilik siyaseti hiçbir sorunu çözmedi, çözmeyecek

Cumartesi 10 Nisan 2021

Anaya Mahkemesi kurulduğu 1960’tan bu yana 25 siyasi partiyi kapattı. Tümünü, hatta Türkiye İşçi Partisi’ni bile komünizmden değil, Kürt sorununa karşı tavır almaları nedeniyle kapattı. Aradan geçen 70 yılda kısa aralıklarla değişen olmadı; devletin baskısı da Kürt sorunu da yerli yerinde duruyor.

AKP ve MHP çevrelerince büyük övgüler dizilen son kapatma çabası aslında öncekiler gibi tamamen siyasi. Savcının hazırladığı metne methiyeler dizen utanmaz hukukçular çoktan rezil oldu. Çünkü ölmüş siyasetçilere ceza verilmesinin istenmesinden, yargılanması yasaklanmış çözüm süreci çalışmalarına kadar karışık bir bulamaç oluşturulmuştu ve aceleyle MHP’nin kongresine yetiştirildi; yıpranarak destek kaybeden, partinin erimesini engelleyemeyen yönetimine destek verildi.

Bu durum bile davaların siyasi olduğunu anlatıyor. Geçmişte kararı ordu ve üst düzey bürokrasisiyle devlet verirdi, şimdi AKP devlet haline geldiğinden, kararı siyasetçiler verecek, mahkeme açıklayacak.

Aslında AKP içinde HDP’nin kapatılmasına ilişkin tam bir uyuşma yok. Eğer olsaydı, tıpkı milletvekilliği düşürülen siyasetçilere yapıldığı gibi bir gün dahi beklenmezdi. İkinci büyük Kürt partisi olan AKP, zaten gittikçe düşen Kürt oylarını daha fazla kaybetmeyi göze alamıyor. Ancak öte yandan AKP’den başka hiçbir farklı siyaset önermediği için adeta varlığını Kürt düşmanlığıyla sürdürebilen MHP’nin erimesini önlemek zorunda. Zaten MHP’nin tabanın bir kesimi, İyi Parti’ye kaydı.

Erdoğan topu mahkemelere atarak hem MHP’yi besliyor, hem Kürt tabanını tutmaya çalışıyor hem de sorumluluğu üzerinden atıyor. Böylece HDP’nin kapatılmasının nasıl bir tepkiye yol açacağı da sınanmış oldu. Elbette bu süreçte muhalefetin milliyetçi temelde sıkıştırılmasına ve HDP’nin zayıflatılmasına yaraması da umuluyor. Sonuçta amaçların hiçbiri Kürt kitlelerinin taleplerini karşılama, Kürtlerin yasal siyasi katılımını arttırma veya başka bir sorunu çözmeyi amaçlamıyor. Her durumda ne yapılacaksa Erdoğan’ı iktidarda tutmaya yarayacak olan yapılacak.

Artan Kürt düşmanlığı çoğu zaman, Erdoğan’ın oy kaygısı nedeniyle MHP’ye tavizi olarak açıklanıyor; seçim sistemi nedeniyle Erdoğan’ın bir oya bile muhtaç olduğu söyleniyor. Gerçekte MHP AKP’yi desteklemiyor, tam tersine AKP, izlediği siyasetlerle MHP’yi destekliyor. Bahçeli’nin hakaret dolu konuşmaları, gazetecileri, siyasetçileri hedef gösteren açıklamaları anında AKP’nin kontrolündeki tüm medyada yayınlanıyor.

Erdoğan üstüne çamur sıçratacak siyasetlerini; Kürt düşmanlığı, erken seçim isteme, rakip siyasetçileri aşağılama, muhalif gazetecileri hedef gösterme, gibi işleri yapmak için MHP’yi kullanıyor; geçmişte hakaret ettiği aşağıladığı MHP’yi bu amaçla yanında tutuyor.

Bu nedenle Kürt halkına, Kürt örgütlerine, siyasetçilerine karşı her baskının asıl sorumlusu AKP’dir, Erdoğan’dır. Erdoğan, çözüm süreci döneminde bile kendinden olmayan Kürtleri dışlıyordu. Bugün bu dışlanma, siyasi ve ekonomik açıdan çok daha üst seviyede.

HDP’nin kapatılması tartışması, Erdoğan’a muhalif partileri sıkıştırma olanağı verdiği için de gündemde tutuluyor. Ancak iktidar siyasetçileri köşeye sıkıştıkları oranda Kürt düşmanlığında sınır tanımıyorlar. Sorumsuzca ettikleri lafların nereye gittiği, nasıl bölünme ve düşmanlıklara yol açtığı hiç umurlarında değil. AKP’li siyasetçiler, sorunlar karşısında bugün “dış düşmanı” veya başka bir ülkeyi hedef gösteriyor. Yarın daha da sıkıştıklarında Kürtleri hedef göstermeyeceklerine güvenmemeliyiz. Geçmişte oldu, yine olabilir.

İşte bu nedenle AKP’nin Kürt halkına karşı izlediği siyaseti anlamak ve teşhir etmek gerekli. Bu sadece birlikte çalıştığımız, yaşadığımız, iş arkadaşımızı, komşumuzu savunmak için gerekli değil. Bununla birlikte sorunların gerçek kaynağının üstünün örtülmemesi ve gerçek çözümlerin yolunun bulunabilmesi için de gerekli. (01.04.21)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 271 - 9 Nisan 2021  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?