AKP hükümeti hız kesmeden bir yandan CHP’li belediye başkanlarına, yöneticilerine yönelik yargı operasyonları yaparken diğer yandan işçi sınıfından yana sendikacıları, gazetecileri, solcuları gözaltına almaya, tutuklamaya devam ediyor. Bir ay önce de Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne yönelik yapılan polis operasyonunda, içinde birçok DİSK Limter-İş yöneticisi, ETHA gazetecileri, ekoloji militanları, BEKSAV’lı sanatçının ve eski milletvekilinin bulunduğu 77 kişi tutuklandı.
Gaziantepli dokuma ve tekstil işçilerinin önderi bağımsız Birleşik Tekstil. Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK SEN) Başkanı Mehmet Türkmen 17 Mart’ta tutuklandı. Mehmet Türkmen Gaziantep’te tekstil işçileri arasında tanınmış bir sendikacı. 1996 yılında Ünaldı Dokuma işçilerinin mücadelesinde yer aldı. DİSK Tekstil işçileri sendikasında çalıştı. 2021 yılında patronların talebi üzerine sendikadan “uyumsuzluk” gerekçesiyle atılınca bağımsız sendika örgütlenmesine yöneldi. Bu tutuklanması ilk değil. Şireci Tekstil patronunun şikâyetiyle 2025 yılında da tutuklanmıştı. Son olarak ücretleri, hakları ellerinden alınan Sırma Halı işçilerinin mücadelesini desteklemek amacıyla gittiği fabrikanın önünde yaptığı konuşmada "İşçiler aylardır maaşlarını düzenli alamıyorlar. Fazlasını değil sadece maaşının zamanında yatırılmasını istiyorlar. Karşılığında tehdit mesajları alıyorlar. Bu ülkeyi var edenler, sırtlarında taşıyanlar fabrikalarda çalışan işçiler. İşçileri tehdit etmekten vazgeçin. İşçileri insan yerine koymayı öğrenin. Bu memlekette patronsanız, zenginseniz, işçinin hakkına çökebilirsiniz, güvenlik önlemi almayıp işçinin ölümüne sebep olabilirsiniz, cinayet işleyebilirsiniz, kimse size hesap sormaz. Bu ülkede yasalar zenginler için geçerli değil" dediği için tutuklandı.
Deutsche Welle Ankara muhabiri Alican Uludağ 20 Şubat’ta cumhurbaşkanına hakaretten ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” bahanesiyle tutuklandı. Bir Alman haber ajansı muhabirinin tutuklanması iktidarın gözdağı operasyonlarında el yükselttiğinin ifadesi.
İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nde 28 Haziran 2016’da IŞİD militanlarının saldırısında 45 kişi ölmüş 200’den fazla kişi yaralanmıştı. Yargıtay 45 kişinin ölümüne sebep olan sanıklara 46 kez ağırlaştırılmış 2 bin 604 yıl hapis cezası alan 6 sanığın tahliyesine hükmetti. Alican Uludağ 2024 yılının sonunda NOW TV’de bunu haber yapmıştı. Cumhurbaşkanlığına bağlı Dezenformasyonla Mücadele Başkanlığı tahliyelerin “terör faaliyetini kapsamadığını”, saldırının faili olmadığını dolayısıyla asılsız iddialarda bulunulduğunu açıkladı.
BirGün gazetesi Ankara muhabiri İsmail Arı da “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” gibi ucu açık bir suçlamayla 21 Mart’ta tutuklandı. Haberde suç olsa bile tutuklanmayı gerektirmeyen bir eylemdir. İsmail Arı Kızılay’daki, kamu vakfı statüsündeki Yunus Emre Vakfı’nın naylon faturalarla soyulduğunu açığa çıkartmış, depremde yaşanan ihmalleri, sorumluluk zincirini ve adalet arayışını görünür kılan haberleriyle kamuoyunda etkili olmuş birçok kez ödül almış bir gazeteci. Tutuklanmaya gerekçe ise, Bilal Erdoğan’ın ve Erdoğan ailesinin yönettiği vakıflarla ilgili haber yapmış olmasıdır. Gazeteci haber yapıp bunu yaymak dışında başka ne iş yapar?
Bütün bu tutuklamalar, işçilere ve iktidara muhalefet eden gençlere, kitlelere gözdağı vermeyi amaçlamaktadır. Fiili sansür uygulamasıdır. Halkın haber alma özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. İşçileri sendikasızlaştıran, sendikalarda bürokratları kollayan AKP, basının büyük bölümünü denetimi altında tutmaktadır. Bu düzene çomak sokan her sendikacı, gazeteciyi sudan bahanelerle saf dışı bırakmaya çalışmaktadır. Sınıfına ve haberlerine sahip çıkanlar olduğu sürece AKP devleti başarılı olamayacak.
(28.03.26)