Emperyalist savaşa son!

İran ve Lübnan’da savaş tüm şiddetiyle devam ediyor. Körfez monarşilerini de etkiliyor ve Irak ile Suriye’yi yeniden alevlendirme tehdidinde bulunuyor. Filistin’de neredeyse üç yıldır durmaksızın süren savaş, Gazze’yi bir harabeye çevirdi. Dört yılı aşkın süredir Ukrayna'yı tahrip ediyor. 2019'dan beri Somali'yi ve aynı zamanda Sudan'ı da mahvediyor. Sahel ve Kongo'da neredeyse sürekli devam ediyor ve o kadar uzun süredir devam ediyor ki, ne zaman başladığını belirlemek zor.

Barut ve ölüm kokusu dünyanın atmosferini boğuyor. İran'a saldırarak, emperyalizmin liderleri Trump, Netanyahu ve onları takip eden daha küçük akbabalar bizi üçüncü dünya savaşına sürüklüyor.

Savaş, her şeyden önce, kapitalizmin normal işleyişidir. On yıllardır ABD, Avrupa ülkeleri, Çin, Rusya ve müttefikleri kaynaklar, pazarlar ve etki alanları için mücadele ediyorlar. Bazıları aslan payını almak için, diğerleri ise pastadan pay kapmak için. Her kriz, her yerel çatışma, rakiplerini zayıflatmak için bir fırsattır. Ekonomik yaptırımlar, siber saldırılar, siyasi müdahaleler ve vekalet savaşları, daha geniş çaplı bir çatışmanın habercisidir.

ABD'nin İran'a suçladığı şey, ne gericiliği ne de diktatörlüğüdür, bu rejimin kendilerine karşı koymasıdır. İranlıların kaderini de Filistinlilerin kaderi kadar umursamıyorlar. Ancak İranlıların mollalar rejimine karşı verdikleri ne kadar cesur mücadeleyi, kendi çıkarlarını ilerletmek için kullanıyorlar. ABD, İran'da kendi emrinde bir rejim istiyor. Aynı şekilde, açlığa mahkûm ettikleri Küba’da da. Aynı şekilde, Cumhurbaşkanı Maduro’nun kaçırılıp New York’ta bir hapishanenin derinliklerinde çürüyen Venezuela’da da. Aynı şekilde, Latin Amerika’da ve Grönland’da da. Aynı şekilde, Ukrayna rejimini de kontrol altına almak istediler ve bu da Rusya ile savaşa yol açtı.

İran'a karşı savaş, petrol tedarikinde tehdit altında olan Çin'e yönelik dolaylı bir saldırıdır. Bu, başlıca rakibini kontrol altında tutmak ve dünyanın hakimi olarak kalmak için Amerikan emperyalizminin yürüttüğü mücadelenin bir parçasıdır. Ve bu çatışma, bunun sadece bir aşamasıdır. Resmi olarak Fransa, İran'la savaş halinde değil; bunun başlıca nedeni, Macron'un Trump ve Netanyahu tarafından bir fiili durumla karşı karşıya bırakılmış olmasıdır. Ancak Macron, bu duruma uyum sağlamakta gecikmedi. Charles-de-Gaulle uçak gemisinin Akdeniz'e gönderilmesinin sadece “savunma” amaçlı olduğuna nasıl inanabiliriz?

Orta Doğu’da bir sömürge gücü olmuş olan Fransa, Körfez ülkeleriyle savunma anlaşmaları imzaladı ve bu ülkelere askeri üsler kurdu. Neden? Çünkü Fransız kapitalistlerin Katar, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde devasa çıkarları var; bu ülkeler özellikle Fransız silahlarının en büyük alıcıları arasında yer alıyor. Yarın, Fransız askerleri belki de Dassault, Total ve Vinci'nin çıkarları uğruna Hürmüz Boğazı'nda ölecekler. Kapitalistler tüm dünyayı bir savaş alanına dönüştürüyorlar. Bu bir çılgınlık, tüm insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur!

Zengin ülkeler, teknik ilerlemelerini ve bilgilerini, her yerde kendi refahlarına katkıda bulunan halkların yaşam koşullarını iyileştirmek için kullanabilirler. En yoksul ülkelere gelişme imkânı sunabilirler. Küresel ısınmaya karşı mücadele edebilir ve daha pek çok şey başarabilirler. Ancak onlar, güçlerini işçileri ve halkları köleleştirmek ve sömürmek için kullanıyor, çoğu zaman onları en temel ihtiyaçlarından mahrum bırakıyor, hatta onurlarını bile ellerinden alıyorlar.

Öyleyse, fanatikleri ve zorbaları suçlamaya kalkışacaksak, önce kendi ülkelerimizdeki, kapitalist kalelerimizdeki kâr, delice sermaye biriktirme ve iktidar fanatiklerini suçlayalım!

Biz işçiler olarak, çocuklarımızın bir petrol boru hattının ya da stratejik bir pazarın kontrolü için birbirlerini öldürmelerini izlemekten hiçbir kazanç elde etmeyiz. Düşman kendi ülkemizde. Çatışmalardan spekülasyon yaparak benzin fiyatlarını artıran yönetim kurullarında. Doktor yetiştirmek ve öğretmen istihdam etmek yerine Rafale (Dassault'un ürettiği savaş uçağı) ve nükleer denizaltılar üretilmesini emreden hükümetin başında. Gençliğimizi kapitalist kârların kurbanı olmaya hazırlayan ordunun başındadır.

Yürütmemiz gereken tek savaş, bizi yöneten sömürücü ve savaşçı çeteyi etkisiz hale getirecek olan savaştır. Fransa, Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri ve dünyanın dört bir yanındaki işçiler, bu düzeni devirmek için sınırların ötesinde birleşelim!

(LO, 12.03.26)