Son günlerde bayram ikramiyesi konusu gündeme gelerek iktidarın nasıl emekçiler ile emeklileri hor gördüğünü ve esas siyasetinin patronların ceplerini doldurmak olduğunu açıkça gözler önüne serdi. Bayram ikramiyesinin dar gelirli ile yoksulları en azından Bayram dolayısıyla biraz sevindirebileceği bir olayı bile hiç umursamadığını açıkça gösteriyor.
Emeklilere ilk kez 2018'de bin TL olarak ödenmeye başlayan bayram ikramiyesi, asgari ücretin yüzde 69'una denk geliyordu. Şimdi ise yedide birine kadar düşmüştür. Bayram ikramiyesi TUİK'in açıkladığı çarptırılmış verilere göre bile bugün 9 bin 830 TL seviyesinde olması gerekiyordu. Oysa herkesle alay edilecek açıklamalarla sadece 4 bin TL seviyesinde bırakılmıştır. Şu anda Türkiye'de açlık sınırı 32 bin 36 TL, yoksulluk sınırı 105 bin 425 TL'dır. Aynı evde yaşayan 2 emekliye verilen bayram ikramiyesi şimdiki haliyle açlık sınırının dörtte birini dahi karşılamamakta, yoksulluk sınırının ise sadece yüzde 7'sine denk gelmektedir.
Zorluklarımız ortadadır diyerek Bayram ikramiyesini 5 bin liraya çıkartamayacaklarını savunan AKP Grup Başkanın hatırlatmakta yarar var, bin liralık ikramiye artışının maliyeti yaklaşık 32 milyar liradır. Ama vazgeçilen kurumlar vergisi bu tutarın 24 katıdır! Sermayeye oluklarla akan kaynak, iş emekli ile emekçiye gelince kurumaktadır.
Emek dünyasını ilgilendiren diğer önemli bir konu ise işsizlik sorunudur. TUİK Ocak ayına ilişkin işsizlik verilerini açıkladı. TUİK'in resmi işsizlik oranı olarak açıkladığı da tanımlı işsizlik yüzde 8.1 olarak açıklandı. Ama gerçek işsizliğin oranını ifade eden geniş tanımlı işsizlik ise yüzde 29.9 ile zirvedeki seviyesini korumaya devam ediyor. TUİK'e göre dar anlamlı işsizlik bir önceki aya göre 73 bin kişi artarak 2 milyon 819 bin kişi oldu. Erkeklerde dar tanımlı işsizlik yüzde 6.6 iken kadınlarda yüzde 11 olarak açıklandı. Gerçek işsizlik sayısını DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR) raporu gözler önüne serdi. DİSK-AR'a göre gerçek işsizlik sayısı 11 milyon 946 bin kişiyle devasa boyuta tırmandı. Geniş tanımlı işsizlik iki yıllık artış ile 1.7 milyon ve bir yıllık artış ise 577 bine tırmandı.
Tabii ki tüm bu rakamların patronlar ile işçi sınıfı için bir anlamı vardır. Patronlar ceplerini tıka basa doldururken emekçilerin yaşam şartları her gün daha da kötüye giderek artık dayanılmaz seviyelere tırmandı. Bu açıdan çok anlamlı bir belirti bankalara olan borcunu ödeyemeyecek duruma düşen kişi sayısındaki feci artışlar. Bu konuda CHP'nin verdiği rakam ve açıklamalara göre “vatandaş geçinemediği için borçlanıyor, borcunu ödeyemediği için icralık oluyor. Türkiye'de borçlanma bir tercih değil, zorunlu bir geçim aracına dönüşmüş durumda.” CHP verilerine göre geçen yıl bankalara olan borcunu ödeyemediği için yasal takibe düşen kişi sayısı bir önceki yıla göre yüzde 60 arttı ve sayısı 2 milyon 114 bin 107'ye tırmandı.
CHP sözcüsü Ulaş Karasu “ 2025 yıllında ortalama ihtiyaç kredisi bakiyesinin 143 bin 833 liraya çıktığını ve bunun mevcut asgari ücretin 5,1 katına denk geldiğine dikkat çeken, Karasu, ortalama kredi bakiyesinin ise 71 bin liraya yükselerek asgari ücretin 2,5 katına ulaştığını söyledi. “
Yukarıda tüm anlatılanlar Türkiye'de AKP iktidarının tüm devlet imkanlarını patronların ceplerini doldurmak için sonuna kadar seferber ettiğini ve bu nedenlerden dolayı ülkede tüm zenginlikleri yaratan işçi sınıfının yaşam şartlarını yok edip kitleler arasında görülmemiş bir yoksulluğa yol açtığını açıkça ortaya koyuyor. Pekiyi tüm bunlara dur deyip işçi sınıfı yaşam şartlarını nasıl değiştirmeli ? Tabii ki CHP gibi reformist burjuva partilerinin peşinden giderek değil, işçi sınıfı üretimden gelen gücünü kullanarak patronlar düzenini hizaya getirmelidir. Tıpkı Migros emekçilerinin yaptığı son mücadelede olduğu gibi.
(05.03.26)