Ekonomik durumun özeti, tek kelimeyle yoksulluk

5 Ocak günü beklenen emeklilik ücretleri açıklandı. Emekçiler, emekliler ve düşük gelirli haneler için “tasarruf” siyaseti sürerken diğer yandan patronlara verilen teşvikler ve vergi indirimleri devam ediyor.

Bu siyaset ekseninde hareket eden hükümet, resmi enflasyonun yüzde 30 ve gerçek enflasyonun yüzde 56 seviyelerinde (ENAG rakamları) devam ederken açıklanan rakamlara göre emeklilere verilen zam ile emekli maaşları 18 bin 938 TL, SSK ve BAĞ-KUR emeklilerine yüzde 12.19 ve memur ve de memur emeklilerine yüzde 18.61’lik bir zam uygun görüldü! Hatırlatmakta yarar var: dört hanelik bir aile için, açlık sınırı 30 bin 143 TL ve yoksulluk sınırı 98 bin 938TL’dır.

Hükümet “beklenen enflasyon”, “hedeflenen enflasyon” iddialarıyla 2024 yılında olduğu gibi 2025 yılında da asgari ücreti iki kez artırmadı. Yüksek enflasyon ve yüksek faiz oranlarında düşük ücretlerle geçinmeye çalışan kitleler hızlı bir şekilde yoksulluğa sürükleniyor. Özellikle de dar gelirliler geçinebilmek için borçlanmak zorunda kalıyor. Hem ihtiyaç kredisi hem de kredi kartı kullanmak zorunda kalanlar için yaşam şartları daha da zorlaştı. Maliye bakanı Şimşek’in göreve geldiği Haziran 2023’ten bu yana taksitsiz kredi kartı borcu 403 milyar liradan 1 trilyon 653 milyar liraya ulaştı. Kredi kartlarıyla yapılan harcamaların dörtte birini market ve gıda harcamaları oluşturdu.

İşçi sınıfına ülke seviyesinde verilen payın bu dehşet verici oranlarda azaltılmasının tabii ki çok olumsuz sonuçları olacaktı ve de oldu. Tasfiye olunacak krediler içerisinde bireysel borçların oranı yüzde 40.8 düzeyine ulaştı ve 32.8 milyon kişinin ücretli olduğu bu ülkede 31.1 milyon kişinin kredi borçları oluştu.

İktidara yakın medya organları bile yüksek faiz ve finansmana erişim zorluklarının üretimi boğduğunu manşetlerine taşıdı. Durum o kadar kötüleşti ki iktidar yanlısı Yeni Şafak ve Sabah gazeteleri bile bazı eleştiriler yapmak zorunda kaldılar!

Maliye Bakanı Şimşek “enflasyonla mücadele” numaraları yapsa da bu feci gerçekleri ört bas edemiyor. İktidar siyasi baskıları artırarak yolsuzluk, rüşvet, casusluk iddialarına varan suçlamalarla kitlelerin dikkatini enflasyon, borç sorunu, feci işsizlik gibi konulardan başka yere çekmeye çalışıyor. Örneğin işsiz sayısı ocak ayında 11 milyon 476 binden kasım’da 11 milyon 890 bine fırladı. 2 bin 74 şirket kriz nedeniyle konkordatoya yöneldi. Bir yılda konkordato işlemleri 2 kattan fazla arttı.

Ekonomik durumun ne kadar feci bir aşamaya geldiğini görebilmek için işsizlik oranlarına, ücretlerin ve emeklilik maaşlarının nasıl eridiğine, borçlanan ve borcunu ödeyemeyecek duruma düşen, 5 milyon civarında gencin işsiz kalıp parasızlıktan dolayı evin dışına bile çıkamayacak duruma düşmesine baktığımızda ekonomik çöküşün geldiği seviye hakkında bir fikir edinebiliriz.

Artık, “yarınlar çok güzel olacak, “yeter ki seçimler olsun” gibi boş vaatlerle kendimizi aldatmayıp işçi sınıfı olarak harekete geçip üretimden gelen gücümüzü kullanmasını bilelim.

(09.01.26)