Akın Gürlek henüz 44 yaşında ama adı ve ünü sanırız yakında Türkiye dışında da duyulacak. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kuruluşlarca tanınıyor kuşkusuz. Çok önemli davaların yargıcıydı. Akın Gürlek ağır ceza hakimi olarak ve ardından İstanbul Cumhuriyet Baş Savcısı olmasıyla birlikte kamuoyunun bilinen birçok davasında kritik rol aldı: Demirtaş davasında, avukatlara ceza verilen davada, (bir avukat bu davayı protesto etmek için açlık grevinde hayatını kaybetti), CHP’nin tanınmış İstanbul il başkanı Canan Kaftancıoğlu’nu cezalandırarak siyasetten men ettiren davalarda savcı ya da hakim oydu.
Barış Akademisyenlerine ceza verilen mahkemede görevliydi. Muhalif gazeteci Can Dündar’ı yurtdışında olması sebebiyle “kaçak” ilan edip mallarına el koymaya o karar verdi. Türk Tabipleri Birliği Başkanına hapis cezası verdi, CHP milletvekili ve gazeteci Enis Berberoğlu’nun beraat kararına itiraz etti. İrili ufaklı birçok davanın ardından, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinde iki dönemdir başkanlık yapan Ekrem İmamoğlu’nu tutuklayan o oldu. 402 kişiyi bulan binlerce sayfalık iddianameyle açılan davanın ilk duruşması bugün itibariyle 14 gündür devam ediyor ve daha ilk duruşma olmasına rağmen günlerce sürecek.
Kürtlere, muhalif gazetecilere, avukatlara ve özellikle CHP’ye karşı keskin bir tavır alarak elinde bulunan yetkileri hükümet lehine kullanmaktan çekinmeyen Akın Gürlek, mükâfat olarak Şubat ayında Adalet Bakanı yapıldı. Adalet Bakanı oldu ama…Akın Gürlek başsavcı olduğunda eşi de çocuk ceza mahkemesinden finans piyasaları kuruluna atandı. Ki bu atama olağan bir uygulama değil. Üstelik uzmanlığı finans konusu olmayan bir hakimin borsa dahil sermaye piyasasına müdahalede yetkili bir kurula atanması, elde edilen servetin kaynağı olarak gösteriliyor.
Akın Gürlek’in bakan olmasından sonra, bir başka yönünün olduğu da ortaya çıktı: Emlak zenginiymiş. Henüz 44 yaşında olan bir devlet bürokratının sadece kendi üstüne kayıtlı veya pasif kayıtlı (sahip olmuş ama satmış) mülkiyetinin ederinin 500 milyon liraya yakın olduğu CHP Genel Başkanı tarafından iddia edildi. Hesaplamışlar 144 yıl maaşını biriktirse ancak sahip olabileceği bir servettir bu. Bakan bey icraatlarını boş beleşe, inandığı ideallere bağlı olarak yapmamış, maddi karşılığını almıştır.
CHP Genel Başkanı tarafından açıklanan tapu ID’leri yalanlanmasa da yeni bakan bu tapuları kabul etmedi ama peşinden tapu kayıtlarını sorgulayan biri tapu müdürü iki memur tutuklandı. Bakan, Erdoğan’ın emriyle susmayı tercih ettiği basında konu ediliyor. Zamana yayıp mevzuyu çürütmek istiyorlar.
17-25 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet operasyonu olarak bilinen AKP’li bakanların ve Tayyip Erdoğan’ın yolsuzlukla suçlandığı ve dava açılamadığı günlere benzer günlerden geçiyoruz. O zaman telefon ile açığa çıkan yolsuzluk ve rüşvetler olayları meclisten geçmediği gibi, yargıda da gereken soruşturmalara konu edilmemiştir. Montaj denilerek geçilmişti.
Basın, meclis, araştırma yapacak kolluk tam olarak AKP devletinin denetimindeki kurumlar. Gürlek’in bakan olması da ona mahkemelerin hâkim ve savcılarını atama yetkisi veriyor. Ya da yargıçların görevden alınmasına imkân veriyor. Bu durumda kimi kim yargılayabilir? İşçi sınıfı bu adaletsiz düzeni tanıyor. İşçi sınıfı grev çadırlarını kurduğunda, haksızlıklara karşı fiili iş bıraktığında ya da sendikaya üye olduğunda polisin, hukuk ve adaletin her zaman ona karşı olduğunu, patronlardan yana tutum aldığını yaşayarak çok iyi biliyor. Bu kokuşmuş düzeni ancak işçi sınıfı değiştirebilir. (28.03.26)