OSMANLI DÖNEMİ VE GERİ BIRAKTIRILMA SÜRECİ
Türkiye, her ne kadar yüzyıllar boyu Avrupa’nın büyük bir gücü olmuşsa da, bugün emperyalist dünyada, geri bıraktırılmış bir ülkenin tüm özelliklerini taşımaktadır.
Osmanlı İmparatorluğunun 600 yıl devam eden etkinliği, askeri güce dayanıyordu. İmparatorluk, feodal koşullarda yaşa maya mecbur bıraktığı halklar üzerinde şiddetli bir diktatörlük uyguladı. Padişahlık, bürokrasi ve ordu, hakim sınıfların deste ğiyle ayakta duruyordu. Hakim sınıflar bu güçlerini, her an patlayabilecek isyanlara ve diğer düşman askeri güçlere karşı güvence olarak kullanıyordu. Osmanlı İmparatorluğu, rejimini, uzun bir zaman bu sayede devam ettirebildi. Siyasi krizler ise, genellikle saray darbeleriyle sınırlı kaldı.
Osmanlı İmparatorluğu uzun süren bir durgunluk dönemi yaşamıştır. Genel olarak tarım toplumu olan ülkede, burjuvazi nin çok sınırlı bir rolü olmuştur. Büyük ticaret yollarının artık Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları dışından geçtiği bir dönemde, Avrupa burjuvazisi toplumsal gücünü ve zenginliklerini arttırdı. Avrupa burjuvazisi sermaye birikimine dayanarak hakim sınıfa dönüştüğü bu dönemde, kapitalizm gelişerek dünya pazarını doğurdu. Dünya pazarına hâkimiyet, Avrupa burjuvazinin temel gücünü luşturuyordu. Halbuki Osmanlı burjuvazisi, küçük ve dağınık parçacıklar halindeydi.
Osmanlı burjuvazisinin iktisadi ve siyasi gelişiminin gecikmesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun önce uzun bir yozlaşma dönemine girmesine ve sonra da yok olmasına yol açmıştır. İmparatorluğun 19’uncu yüzyılda geç ve cesaretsiz kalan reform girişimleri onu kurtaramamıştır. Egemenliği altında tutmak istediği halklar üzerinde uyguladığı şiddetli baskılar da bir sonuç vermemiştir.
Avrupalı güçler bu ortamın sayesinde, İmparatorluğun sınırlarını aştılar; kendi ordu ve tüccarlarını Osmanlı’ya dayattılar; eyaletlerin ticaret ve mali sistemlerini kendi denetimleri altına aldılar. Sonuçta Avrupalı burjuva güçler, tüm İmparatorluğu denetim altına aldılar. Bu öyle bir denetimdi ki, 19’uncu yüzyılın sonunda İmparatorluk tamamen Batılı bankaların denetimine geçmişti.
Birinci Dünya Savaşı, İmparatorluğu parçalamanın bir işareti olmuştur. Galip devletler, savaş sonunda bir masa etrafı nda toplanarak İmparatorluğu paylaştılar.
Tarihi açıdan zayıf, bağımlı ve hatta kendi geleceğini bile göremeyen Osmanlı burjuvazisi, padişahlık sistemine karşı çıkmakta aciz bir sınıftı. Bu nedenle de İmparatorluğu dönüştürme çabaları, esas olarak ordu içindeki güçlerden gelmiştir.
Küçük burjuvazinin çocukları ancak ordu aracılığıyla iyi bir eğitim görebiliyorlardı. Askeri eğitim sayesinde Batı düşüncesini tanımak mümkündü ve genç subaylar ülkenin geri konumunu değerlendirme olanağına bu sayede sahip oldular. Bu ortam, genç subaylar arasında milliyetçi ve modernleşmeci fikirlerin gelişmesine neden oldu. Aynı zamanda ordu, bu genç subaylara siyasi amaçlarını gerçekleştirme olanaklarını sağlayacak bir güçtü.
Modernleşmeyi amaçlayan genç subaylar, silahlı ordubgücüne dayanarak, yukarıdan, yani bir saray darbesi yoluyla,bİmparatorluk içerisinde bir burjuva devriminin görevlerine yerine getirmeye çalıştılar. Yüzyılın başında ortaya çıkan “Genç Türk” devrimi (1908), geç gelen bir burjuva devrimiydi. Fakat bu devrim, feodal rejimi gerçekten dönüştüremedi ve muazzam bir felaket demek olan Birinci Dünya Savaşını engelleyemedi.