Saraçhane: Buradayız AKP!

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının birinci yılında Saraçhane Meydanında ve Ankara başta olmak üzere çeşitli illerde mitingler oldu. Saraçhane, düzenlenen 99’uncu “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” CHP mitingi sayıldı. Miting, sol partilerden sendikalara, feminist gruplardan muhalif burjuva partilerine kadar geniş bir yelpazeyi içine alarak “ortak” hale getirilmeye çalışıldı. Üniversite gençliği yine en coşkulu kortej oldu.

Soğuk havaya rağmen dört saate yakın süren etkinlikte temsili olarak bileşenlere kürsüden selamlama yapma hakkı verildi. Öğrenciler adına konuşma yapıldı. Ankara Belediye başkanı konuştu.

Mitingin kitleselliği ve kitleselliğindeki sol ağırlığı geçen yıla göre artmış olsa da, gözaltı ve tutuklanma riskinin de artmış olması kitle üzerinde etkili olduğunu, gazetecilerin mitinge katılanlara soru sorduklarında yanıt almakta zorlandıklarını söylemelerinden anlıyoruz. Geçen yıl olduğu gibi sol grupların bu yıl Taksim yönüne bir zorlaması olmamıştır.

Mitinge sol grupların siyasi kortejleriyle katılmasının, CHP’ye açık siyasi desteklerinin birbirleriyle yarışır şekilde abartılı olmasını kaydedelim. DEM partinin temsili katılımını da hatırlatalım. İşçi sınıfının taleplerini alana yansıtmadaki isteksizliğini unutmayalım.

Bu siyasi hali değerlendirme hakkımız saklı kalmak koşuluyla diyebiliriz ki, CHP, muhalefetin liderliğini eline almakta mesafe kat etmiş, “kurtuluş yok tek başına” sloganını İmamoğlu’na bağlamaya devam etmektedir. Kitle seferberliğini Çanakkale mitingiyle 100 mitinge ulaştıran CHP için İmamoğlu’nun serbest kalması ve cumhurbaşkanlığına aday olması her şeyin başında geliyor. Her konu dönüp dolaşıp İmamoğlu’na geliyor. Adalet Bakanı’nın sahip olduğu taşınmazlarla ilgili tapu kayıtlarını açıklanmasını saymazsak, bu mitingler kitlelerin acil talepleriyle pek az ilgilidir ve kitlelerin öfkesini ‘doldur boşalt’ işlevi görmeye eğilimlidir.

Yine de CHP ve DEM parti liderliklerinin hesapları bir kenara, 18 Mart Saraçhane, 21 Mart Yenikapı Newroz mitingleri kitlelerin karşılanmayan isteklerinin ifadesi olmuş, AKP-MHP iktidarından bunalan yüz binler taleplerini haykırmaktan geri durmamıştır. “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganın gerçek anlamı burada yatıyor.

Alanlarda olmaya devam etmek ve taleplerinde ısrarcı olmak büyük çoğunluğu işçi-emekçi olan bu kitlenin kendi öz taleplerini de gündeme getirmesi için umutlu olmamıza imkân veren bir zemin yaratmaktadır. Ama CHP'den işçi sınıfı haklarını savunmasını beklemek "ölü gözünden yaş beklemeye" benzer. Hem AKP hükümetinin baskılarına son vermek hemde emekçilerin haklarını elde etmek ancak ve ancak işçi sınıfının üretimden gelen gücünü kullanmasıyla mümkündür.

(28.03.26)