Tek adam rejimini işçi değiştirir

280 çalışanı olan 40 yıldır üretim yapan bir Plastik fabrikasında çalışıyorum. Araba parçaları ve küçük plastik ürünler üretiliyor. Fabrika içerisinde taşeron da var. Sürekli işçi giriş çıkışları oluyor. Ücret başlangıç olarak asgarî ücret. Yan hak yok gibi bir şey. Patronun ve müdürlerin keyfine kalmış durumda. Performans primleri veriliyor. Tabii ne kadar yalakalık yaparsan, işçi arkadaşlarını şikayet edersen o kadar çok prim. Onu da belki alırsın. Yıllık ücret zammı mart ayında yapılıyor. Önce çevre fabrikalara bakıyorlar ona göre zam yapılıyor.

Geçen sene 15-20 işçi işten çıkmak için sendika üyesi oldular tazminatlarını alıp işten ayrıldılar. Bazı işçiler daha fazla para alabilmek için mahkemeye başvurmuşlar. Patronun 4-5 fabrikası daha var ama iş yok deniyor. Sipariş yok, o yüzden işçi çıkışları oluyor üretimin yarısı durma noktasında. Bunda gerçeklik payı var ama zam ayı olması sebebiyle daha da köpürtülüyor. Patron ne derse o oluyor, aynı tek adam rejimi gibi. İşçiler yaşadıkları sorunlara şu anlık bireysel tepki veriyor, işi bırakıp gidiyor ya da sendika üyeliğine ve mahkemeye başvuruyor.

Çoğu işçi yasal haklarını bilmiyor. İş kazaları oluyor. İş güvenliği konusunda fabrikanın katı kuralları var ama denetim yok. İşçiler çoğu zaman bu kurallara uymuyor bunun sebeplerden bir tanesi üretim adeti düşer ve laf söylerler, prim alamayız kaygısı. Diğeri düşük ücretlerin neden olduğu boş vermişlik, umutsuzluk. Gelecek kaygısı var ama işçi gücünün farkında değil. Bu da umursamazlık olarak yansıyor.

Bu durumu tersine çevirmek işçinin bilinçlenmesiyle olabilir. İşten ayrılarak, mahkemeyle durumumuz değişmez. Yeni fabrika yeni sorunlar demektir. Başarılı mücadeleleri, mesela Migros depo işçilerinin mücadelesine bakarak, olumlu deneyimleri örnek alarak düzeni değiştirebiliriz.

(Bir işçi, 28.03.26)