AKP hükümetinin en militan bakanlarından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin (yeni atanan Adalet ve İçişleri Bakanını da benzer gerici kadrolardandır), Ramazan ayı sebebiyle okullara gönderdiği genelgede bir ay boyunca yapılacak etkinliklerde İslam dininin Sünni yorumunun tanıtılması, cami gezileri, ilahi etkinlikleri vb. önerildi.
Bakanın ön açtığı bu yoldan MHP ve AKP liderleri sosyal medyada popülerleşen Mekke’yi gidiş ilahisini seslendiren şovmeni övmeleri ve beğenmeleri oldu. Sosyal medyada şovmeni izleyenin ilahi sözlerine ve danslarına baktığınızda aslında dinle dalga geçtiğini sanabilirsiniz. Ancak siyasal İslamcılar sosyal medyada yalan haber, yalan ihbar yayma dışında pek becerikli olmadıklarından, bu şaklabanın şovuna sarıldılar.
Daha radikal olan İslamcı gruplardan bir tanesinin liderinin yazdığı Selefi Andını bir taraftarı bir İmam Hatip Okulunda öğrencilere okutunca, AKP medyası ve Cübbeli Ahmet Hoca diye bilinen büyük tarikat şeyhleri bile tepki gösterdi. Olmaz böyle şey dediler.
Okullardaki Ramazan etkinlikleri teneffüslerde “Hoş geldin Ramazan” diyen birkaç kelimelik çağrıyla sınırlı kaldı ve özellikle Alevi kökenli velilerden tepkiler geldi. Bu veliler gözaltına alınıp bırakılsa da tepki vermekten çekinmedi.
Yusuf Tekin’in genelgesine karşı ilerici sendika ve meslek örgütlerinin protestosu, Sol Parti ve aydınların başlattıkları imza kampanyası hükümet çevrelerince tepkiyle karşılansa da şimdilik daha etkili olduğu gözleniyor.
Milli Eğitim Bakanının genelgesinin ve ona gösterilen tepkilerin, yeniden laiklik tartışmalarını gündeme getirmesi AKP cephesinden yeniden tabanını canlandırma isteği olsa da, tutmamıştır.
Sol kesimlerin daha önce de olduğu gibi, sadece İslamcılık, laiklik konuları üzerine giderek, siyasetlerini sadece AKP karşıtlığı temelinde sürdürmeleri ise, her geçen günü daha zor günler geçiren işsiz, işçi ve emeklilerin düzenle temel çatışmalarının üstünü örtme tehlikesi taşımaktadır. Bu yolla emekçilere ulaşmak mümkün olmayacağı gibi, aydın çevrelerin etrafında kapalı daire içine hapsolmuş bir solculuktan ileriye gidilemez.
AKP iktidarı son ekonomik çöküş nedeniyle milyonlarca emekli ve emekçinin artık ay sonunu getirememesinden dolayı, yaşam şartlarının iyice kötüleşmesi sonucu, açıkça kitlelerin tepkileriyle karşılaşıyor. İktidar duruma artık fazla hakim olamadığı ve üstelik önümüzdeki seçimleri kesinlikle kaybedeceğini gördüğü için kitlelerin dikkatini, dini de istismar ederek, dikkatleri farklı yönlere çekmeye çalışıyor. Derin bir panik içine düşmüştür ve bir çıkış yolu üretemiyor. Ve işte bu nedenden dolayı da “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı 168 kişinin başlattığı ve 40 binden fazla kişinin imzaladığı bildiriye sert tepkiler gösteriyor. Ama şunu unutmamak gerekli: Korkunun ecele faydası yok!
Hiçbir laiklik, sekülarizm tartışması ve solun galebe çalması görüntüsü, kapitalizmin sebep olduğu işsizlik ve pahalılığı örtmeye yol açmamalı, dini gericiliğe, AKP hükümetine karşı mücadele ederken sömürü düzeni göz ardı edilmemelidir.
(28.02.26)